Kamuoyunda şu aralar sıkça gündeme gelen ve tartışılan bir konu Cumhurbaşkanımızın görev süresinin ne olacağı meselesidir. Bilindiği üzere mevcut Cumhurbaşkanımız göreve geldiğinde, Anayasamız görev süresini yedi yıl olarak belirlemiş, daha sonra 2007 yılında yapılan referandumla görev süresi beş yıla indirilmişti. Tartışılan nokta da, daha önceki düzenleme ile göreve gelen Cumhurbaşkanı’nın, yapılan süre değişikliğinden etkilenip etkilenmeyeceğine ilişkindir. Aslında 2007 Anayasa değişikliğine eklenen bir geçici hükümle bu durum açıklığa kavuşturulsaydı bu tartışmalar yaşanmayacaktı.
Değerli okuyucularımıza şu temel kuralı hatırlatayım: Kural olarak, yürürlüğe giren bir yasal düzenlemede aksi belirtilmemişse o kural yürürlüğe girdiği andan itibaren, derhal, herkes için geçerli olmak üzere uygulanır. Ancak tartışılan konu olan Cumhurbaşkanı’nın görev süresi sorunuyla birlikte, Anayasal kurallar ve teamüller dikkate alındığında ve TBMM konuyla ilgili tartışmaları sona erdirmek için çalışmalar içerisinde olsa da, kanımca mevcut Cumhurbaşkanı’nın görev süresi yedi yıl olarak kabul edilmelidir. Çünkü hukuksal bir görüşle olaya yaklaşırsak, öncelikle şunu kabul etmek gerekir ki, her şeyden evvel seçim yapıldığında Cumhurbaşkanı’nın görev süresi Anayasa’da yedi yıldı ve yedi yıl için seçilmiş ve göreve başlamıştı. Beş yıl olarak kabul edilen bir mantıkla yaklaşıldığında, misal vermek gerekirse, daha sonra gelebilecek bir iktidar, siyasi düşüncelerle, görevde kalmasını istemedikleri ya da daha az süreyle görevde kalmasını isteyecekleri Cumhurbaşkanı için(Cumhurbaşkanı ve siyasi iktidar her kim olursa olsun) “ben de süreyi beş yıldan aşağı düşürdüm, dolayısıyla o kadar görev yapmalı” der ki, bu düşünce, siyasi iktidarların ve parlamentoların, tarafsız Cumhurbaşkanlığı makamını siyasi iradenin düşünce ve tekeline sokacağı gibi, hukuk güvenliğini de sarsacaktır. Kaldı ki görev süresiyle bu denli oynamak ve tartışma yaratmak, o makamı hafifletmeye de yol açabilir.
Bu düşünceye destek olarak şunu da hatırlatabiliriz. 1995 yılında Fransa’da dönemin Cumhurbaşkanı Jacques Chirac seçildiğinde yasal düzenleme 7 yıl iken, 5 yıla düşürülmüş, ancak ek bir maddeyle görevdeki Cumhurbaşkanı’nın seçildiği dönemdeki süreyle yani yedi yılla görevde kalacağına dair düzenleme yapılmıştı. Bizde böyle bir geçiş hükmü olmasa da, bu örnekten hareketle, Cumhurbaşkanlığı makamının önem ve değeri çerçevesinde bir yorum yapıldığında, yukarıda bahsetmeye çalıştığım gerekçelerle yedi yıl süreyle görevde kalmanın kabulü gerekir. Ayrıca daha önce seçimi TBMM yaparken ve Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ü TBMM seçmişken, yapılan değişiklikle seçme yetkisi de meclisten alınarak halka verilmiştir. Bu nedenle, Cumhurbaşkanı’nı seçen organın da değiştiği dikkate alındığında, beş yıllık sürenin, bundan sonra yapılacak seçimde uygulanması gerektiği düşüncesindeyim.
Tabi şunu da belirtmeliyim ki, görev süresini beş yıl olarak kabul eden kişiler de kendi içinde makul sayılabilecek gerekçe ve düşünceler barındırsa da, konuya siyasi düşüncelerle ve ideolojik görüşlerle yaklaşmamak gerekiyor. Ben bir hukukçu olarak ve tamamen hukuki yorum çerçevesinde, mevcut Cumhurbaşkanı’nın görev süresinin yedi yıl olduğu ve böyle olması gerektiği kanaatindeyim.
Ancak TBMM bu soruna ve tartışmaya bir çözüm bularak, konuyu açıklığa kavuşturmalıdır. Çünkü bu yönde atılacak adım ve çözüm, Cumhurbaşkanlığı makamının, öneminin ve değerinin tartışmalardan da uzak kalmasını ve etkilenmemesini sağlayacaktır ki, önemli olan da budur.