Alan el ile veren elin arasında bir köprü görevi görüyoruz

Alan el ile veren elin arasında bir köprü görevi görüyoruz

Şanlıurfa Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Yusuf Güler, Şanlıurfa Sivil Toplum Kuruluşları İnsani Yardım Platformu Başkanı Osman Gerem ile röportaj yaptı.

12 Eylül 2018 - 11:09 - Güncelleme: 12 Eylül 2018 - 11:10

Şanlıurfa'nın Suriye'ye komşu olması nedeniyle dünyanın en fazla misafir barındıran ili Şanlıurfa'dır. Şuan da 600 binin üzerinde misafirimiz var.

***

Birçok İslam coğrafyasın da açlık, sefalet, göz yaşı, savaş ve kıtlık var, bunlar olunca bizim özellikle Şanlıurfalıların duyarsız kalması beklenmezdi, biz bu vesileyle kardeşlerimizin arasında köprü vazifesi görüyoruz, alan elle veren elin arasında köprü görevi görüyoruz.

***

Arakan'da hem açlık var hem zulüm var. Kutubalan kampında 80 bin tane Arakanlı kardeşimiz yaşıyor. Kamp demeye bin şahit lazım. Çırpıdan, ağaçtan, barakalardan yapılan evlerde yaşıyorlar. Orada biz Platform, Deniz Feneri, Memur - Sen ve Müsiad ile birlikte Bambu ağacından 2000 tane ev yapıyoruz.

SİZİ TANIYABİLİR MİYİZ?

Osman GEREM Şanlıurfalıyım yaklaşık 30 yıldan beri gönüllü olarak iyilik işleri ile uğraşıyorum. 8 yıl önce Suriye'de yaşanan iç savaş nedeniyle Şanlıurfa'da bulunan sivil toplum kuruluşları bir araya gelerek 'Şanlıurfa Sivil Toplum Kuruluşları İnsani Yardım Platformu' adı altında bir platform kurduk ve bende platformun başkanlığını yapıyorum.

ÇALIŞMALARINIZDAN BAHSEDER MİSİNİZ?

Suriye savaşıyla başlayan iç savaş nedeniyle ve bizim Suriye'ye komşu olmamız hasebiyle dünyanın en fazla misafir barındıran ili Şanlıurfa'dır. Şuan da 600 binin üzerinde misafirimiz var, misafirlerimizi kendi ilimizin sınırları içerisinde özellikle şehrimizle, insanlarımızla uyumlu bir şekilde yaşayabilmeleri için, şehrimizin kimyasının bozulmaması için, huzurun kaçırılmaması için insanların aç kalınmaması gerektiği konusun da barınma, sağlık, eğitim gibi temel ihtiyaçların karşılanmasının gerektiğine inanıyoruz. Biz bu kardeşlerimize nasıl yardımcı olabiliriz? Diye, Vali ile, Büyükşehir belediyeleri ile yapmış olduğumuz istişareler sonucunda hem sınır ötesine hem sınır içerisin de kardeşlerimize yardımcı olmamız gerektiği için bu vesileyle platform oluşturduk. Bizim asıl ilk hedefimiz şuydu, Suriye'de kendi memleketinde muhacir duruma düşmüş kardeşlerimize yardım ulaştıralım bu tarafa gelmesinler. Tabi zaman uzadı, süreç uzadı, kitle çoğaldı sınır ötesinde ki kardeşlerimizin bir çoğu bu tarafa gelmek zorunda kaldı. Biz özellikle ilimizin sınırları içerine gelen insanların bütün ihtiyaçları ile ilgileniyoruz, ilgilenmeye de devam ediyoruz. İlk 1.5 yıl Şanlıurfalıların yardımlarıyla çalışmalarımız devam etti, kitle büyüyünce de Türkiye'de ki bazı illeri, bazı belediyeleri, bazı valilikleri ziyaret etmek suretiyle Şanlıurfa'da ki kardeşlerimizin yardım ihtiyaçları olduğunu ve bu yardımların Şanlıurfa'ya gelmesini sağladık. Bu vesileyle şu ana kadar 2 bine yakın tır yardımı Şanlıurfa'ya geldi, bunların 499 tırını bugün gönderdiğimizle beraber sınır ötesine gönderdik. Diğer kalan yardımları da Şanlıurfa ili ve ilçesinde ki kardeşlerimize ulaştırdık, bu şekilde kesinlikle yardımlarımız devam ediyor.

YURTDIŞI ÇALIŞMALARINIZ HAKKINDA BİLGİ VERİR MİSİNİZ?

Bilindiği üzere birçok İslam coğrafyasın da açlık, sefalet, göz yaşı, savaş ve kıtlık var, bunlar olunca bizim özellikle Şanlıurfalıların duyarsız kalması beklenmezdi, biz bu vesileyle kardeşlerimizin arasında köprü vazifesi görüyoruz, alan elle veren elin arasında köprü görevi görüyoruz. Arakan'da bir katliam var, zulüm var başka ülkeler de açlık var ama Arakan'da hem açlık var hem zulüm var, naf nehrini geçip canını kurtaran, Bangladeş'e sığınan özellikle ben gidip gördüm Kokspazar ilinin hemen yanında kutubalan kampında 80 bin tane Arakan'lı kardeşimiz yaşıyor. Kamp demeye bin şahit lazım, çırpıdan, ağaçtan, barakalardan yapılan evler. Orda biz Platform, Deniz Feneri, Memur - Sen ve Müsiad ile birlikte Bambu ağacından 2000 tane ev yapıyoruz. 1000 tanesi bitip hak sahiplerine teslim edildi kalan 1000 tanesinin de yapımına başlandı inşallah o da kısa süre içerisin de bitip onları da teslim edeceğiz. Sadece ev yapmak yetmiyor Arakan’lı kardeşlerimize onların özellikle elektrik yok, su yok, can güvenlikleri yok, birçok çocuk ortadan kayboluyor, insanlar şunu diyor ‘biz çocuklarımızın gece çalınmaması için sabahlara kadar uyumayıp çocuklarımızı kucağımız da tutuyoruz. Çocuklar gece karanlıkta çalınıyor ve nereye gittiğini de kimse bilmiyor.’ Böyle korku ile yaşıyorlar, oradan gelirken birçok insanın çocuğu gözlerinin önünde diri diri yandırılmış, kemikleri kırılmış, küçük erkek çocuklarının ayaklarını kırmışlar kasten yapılmış tabi, böyle bir vahşetle, böyle bir zulümle karşı karşıya kalıyoruz. Orada Budistler özellikle Müslümanlara kimlik vermemiş, vatandaş yapmamış, eğitmemişler. Böyle bir durumda insanlar kaçıp geldi ama Birleşmiş Milletler diyor ki, kendi ülkelerine dönsünler. Adamların kimliği yok ki, adamlar vatandaş olamamış ki bu yüzden öyle bir hakları yok. Haikkaten Arakan’da ki kardeşlerimiz bütün dünyanın gözleri önünde sefalat içerisinde yaşıyorlar, Allah razı olsun Türkiye’de ki Sivil Toplum Kuruluşları, Türkiye Cumhuriyeti Devleti o kardeşlerimize yardım ulaştırıyor ve ulaştırmaya devam ediyor. Yine bunun yanında diğer İslam coğrafyaları, Uganda’da çalışmalarımız var özellikle Uganda’da ki yetimhanelerin finansörünü, aylık giderlerini az da olsa karşılamaya çalışıyoruz. Tanzanya’da aynı şekilde çalışmalarımız var, geçtiğimiz ramazan ayında Sudan’da, özellikle Sudan 2011’de iç savaş nedeniyle Avrupa Batı ikiye bölündü, verimli olan, ormanı olan, yer altı kaynaklı olan bölgeleri Hıristiyanlara verdiler, tamamen çöl olan, kuraklık olan yerleri de Müslümanlara bıraktılar ve bu yetmemiş gibi Müslümanlar üzerinde ambargo uyguluyorlar, temel gıdaların bir çoğu giremiyor, petrol yok, insanlar aç ve susuz, perişan bir şekilde açlığa mahkum edilmiş. Biz Sudan’da özellikle iftar programları yaparken, ayrı ayrı bölgeler de 3 bin kişiye iftar programı yaptık, bin aileye kuru gıda dağıtımı yaptık, bin kişiye de Kuran’ı Kerim özellikle çok sevilen medreseler var ve o medreseler de Kuran’ı Kerim yok, onlar küçük tahta parçaları ile üzerin de yazı bozuk bir şekilde eğitim yapıyorlar, o tahtalar onların bir nevi akıllı tahtaları oluyor. O medreseler de Kuran’ı Kerim dağıttık, bir bayan bir de erkek medreselerin finansörünü karşılıyoruz. Sudan’ın 7. Cumhurbaşkanı Abdurrahman Swar Ez-Zeheb’i evinde ziyaret ettik, 84 yaşında ama mütevazi bir ev de oturuyor, bir STK’nın da başkanlığını yapıyor onlarla beraber Sudan’da çalışmalarımızı Deniz Feneri ile beraber organize ediyoruz. Cumhurbaşkanını ziyaret ederken Türkiye’den geldiğimizi, kardeşlerimizin selamını getirdiğimizi söylediğimiz zaman ayağa kalkıp elini öpüp başına koydu o kadar saygı gösteriyorlar. Dedi ki’ Türkiye’de bir Abim var bir de kardeşim var, abim rahmetlik Necmettin Erbakan, o bize islami davayı anlattı, kardeşim de Recep Tayyip Erdoğan’dır, o da islami dava yolunda yürümemize yardımcı oluyor.’ Sudan’ın halkı çok mütedein, itikadı sağlam olan insanlardır. Afrika’nın 2. Büyük coğrafi ülke olmasına rağmen ambargo nedeniyle o insanlar açlığa terk edilmiş ne yazık ki.

-Bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.

-Ben teşekkür ederim.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Yabir Mazbatasını aldı
Yabir Mazbatasını aldı
İbrahim Toru Büyükşehir’e aday adayı oldu
İbrahim Toru Büyükşehir’e aday adayı oldu