Gideceğiniz kuaför salonunu çok iyi araştırın
  • Reklam

Gideceğiniz kuaför salonunu çok iyi araştırın

Şanlıurfa Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Kamil Güler MDK Bayan Kuaförü Müslüm Damar ile röportaj yaptı.

06 Mayıs 2019 - 17:56 - Güncelleme: 09 Mayıs 2019 - 16:57

Damar, Bizim sektörümüz Şanlıurfa’da son yıllar da çok ciddi ataklar yaptı, ciddi manada bir ivme kazandı diyebilirim. Artık sosyal medyanın da bu kadar yaygınlaşması beraberinde diğer şehirler de, ülkelerdeki kadınların modayı nasıl takip ettiğini, güzellik anlayışını daha rahat takip edebiliyor ve kendisinde de istiyor.

Tabiki şehrimiz de, sektörel sıkıntılarımız var ve bu sıkıntıların başında yetkililere düşen tarafını söylemek istiyorum, yeteri kadar denetlenmemesi, merdiven altı çok salon olması, halk eğitimler de 2 – 3 ay gibi kısa süreler de insanlara verilen sertifikalar alınıp bu işi öğrendim havasına girip birçok kişiyi mağdur etmesi yetkililerin acilen kontrol altına alması gereken bir durumdur

Birçok müşterimiz bu mağduriyetle geliyor bize, geldikleri zaman biz elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz ama saçlar yandıktan sonra taktir edersiniz ki çok da yapacak bir şey kalmıyor. Bunların da önüne geçmek için kişi gideceği kuaför salonunu çok iyi araştırmalı.

SİZİ TANIYABİLİR MİYİZ?

Müslüm Damar, Şanlıurfa’da yaklaşık olarak 10 yıldan beri işletmecilikle uğraşıyorum ve 1998 yıllından beri bu mesleğin içerisindeyim. Bayan kuaförüyüm ve iyiki de bayan kuaförüyüm, yine olsa yine bayan kuaförü olurdum. Çünkü yapılabilecek en keyifli, en heyecanlı mesleklerden bir tanesi, ciddi manada keyif veren bir iştir.

MARKANIZ HAKKINDA NELER SÖYLEYECEKSİNİZ?

Biz Şanlıurfa’da küçük bir işletme olarak başlamıştık, yeni yeni bir şeyler yapmaya çalıştık ve bunları basamak basamak, tane tane, küçük adımlarla ilerlettik. Şuan da geldiğimiz noktaya baktığımız da yerel bir marka haline geldik diyebiliriz ve bu da bizi gururlandırıyor. İnsanların bizi taktir etmesi, beğenilmemiz bizi ayrıca keyiflendiriyor     ve uzun yıllar da Şanlıurfa halkına hizmet veririz diye umut ediyorum.

SEKTÖRÜNÜZ ŞANLIURFA’DA NASIL İLERLİYOR?

Bizim sektörümüz Şanlıurfa’da son yıllar da çok ciddi ataklar yaptı, ciddi manada bir ivme kazandı diyebilirim. Artık sosyal medyanın da bu kadar yaygınlaşması beraberinde diğer şehirler de, ülkelerdeki kadınların modayı nasıl takip ettiğini, güzellik anlayışını daha rahat takip edebiliyor ve kendisinde de istiyor. Biz de tam olarak bu nokta da devreye giriyoruz, orada arz ve talep durumu var, onlar sosyal medyadan görüp beğendikleri şeyleri biz onlara uygun bir şekilde uyarlamaya çalışıyoruz. Şanlıurfa bu anlamda çok dinamik bir şehir ve kadınlarımız gerçekten son derece bakımlarına düşkün ve gerçekten de modayı yakından takip eden bir topluluk ve Şanlıurfa bu sektörü çok daha ileriye götüreceğini de düşünüyorum.

SEKTÖRDEKİ SORUNLARINIZ NELERDİR?

Tabiki şehrimiz de, sektörel sıkıntılarımız var ve bu sıkıntıların başında yetkililere düşen tarafını söylemek istiyorum, yeteri kadar denetlenmemesi, merdiven altı çok salon olması, halk eğitimler de 2 – 3 ay gibi kısa süreler de insanlara verilen sertifikalar alınıp bu işi öğrendim havasına girip birçok kişiyi mağdur etmesi yetkililerin acilen kontrol altına alması gereken bir durumdur. Diğer bir sosyolojik sorun ise kız çocuklarının çalıştırılmaması. Okutulmaması kadar mesleğe verilmemesi de çok büyük bir sorun bence ve ne yazık ki yetişmiyor. Ailelerin bu konuda biraz daha hassas olması, özellikle kız çocuklarını üniversitelere göndermeleri, okutamıyorlarsa bile bir mesleğe vermesi ve bu noktada bir çalışma yapılabilse, aileler teşvik edilebilse ciddi manada birçok sorun çözülecektir.

ŞANLIURFA HALKI BU KONUDA GEÇMİŞ YILLARA ORANLA NE KADAR BİLİNÇLİ?

Geçmiş yıllarla kıyasladığımız zaman büyük bir fark var, insanlar artık sosyal medyayı çok aktif kullanıyor, aynı gün hatta aynı saat modayı takip edebiliyor, otomatik olarak geçtiğimiz yıllara göre özellikle kadınların güzelliğine, bakımına son derece ilgili ve alakalı olduklarını görebiliyoruz.

SEKTÖRÜNÜZÜN DAHA DA GELİŞMESİ İÇİN SİZCE NELER YAPILABİLİR?

Ziyaretçilere önerim, gittikleri kuaför salonun da öncelikle kullanılan malzemeye dikkat etsinler, araştırsınlar. Bunun yanı sıra saçlarını teslim ettiği kişinin bu işin ehli olup olmadığını tartsınlar, direk bir kuaför salonuna girip sıradan bir işlem yaptırmış ve saçları yanan çok insan tanıyoruz. Birçok müşterimiz bu mağduriyetle geliyor bize, geldikleri zaman biz elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz ama saçlar yandıktan sonra taktir edersiniz ki çok da yapacak bir şey kalmıyor. Bunların da önüne geçmek için kişi gideceği kuaför salonunu çok iyi araştırmalı ve muhakkak kullanılan bütün ürünleri tek tek detaylı bir şekilde araştırmalıdır.

BİZE ZAMAN AYIRDIĞINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM.

Ben teşekkür ederim bize bu imkanı verdiğiniz için…

KUAFÖRLÜK

Günün modasına ve saçı yapılanın zevkine göre vücut ve yüz ölçüleri ile sosyal yaşamına uygun olarak saçın kesilmesi, biçimlenmesi ve boyanmasını esas alan bir meslek dalıdır. Bu amaçla saçların kesilip sarılarak ve taranarak diğer usul ve araçlarla şekillendirilmesi, değişik renklere boyanması, takma saçlarla ve değişik aksesuarlarla değişik modellerde yapılması gibi bilimsel yöntemlerle saçlara şekil veren meslek dalıdır.

Kuaförlük Mesleğinin Gereklilikleri ;

Güzellik, mükemmel bir yüz veya belirli bir görünüm değildir. Güzellik saç, cilt, vücut ile kişiliğin bir sentezidir. Güzellik başkalarını taklit etmeden özel olabilmektir, yaşamın en önemli detaylarından birisidir. Bunun için de güzellik sadece evde kendi kendine yapılan bakımla sınırlı kalamaz. Geçmişten günümüze güzelliğin peşinde olan insanlar, kendini güzelleştirmek ve bakımlı olmak için saç ve cilt bakımlarına özen göstermişlerdir. Saç insanın en büyük hazinesidir. Saçı şekillendirmek, rengini değiştirmek, cilt bakımı yaptırmak artık lüks olmaktan çıkıp yoğun çalışma ortamında stres gibi nedenlerden dolayı biraz olsun rahatlamak ve kendini iyi hissetmek amacıyla kuaförler tercih edilmektedir. Özellikle kuaförlük mesleği, günümüzde artık iş hayatına atılan bayanlar için vazgeçilmezlerden olmuş ve mesleğin önemi gittikçe artmıştır. Kuaförlük mesleği yapılan bu işlemleri kolaylaştırmak, günümüz şartlarında daha iyi hizmet sunmak, kısaca güzellik için ayrılan vakti kısaltıp bayanların ihtiyaçlarına cevap vermek için vardır.

TÜRKİYE’DE KUAFÖRLÜĞÜN TARİHSEL GELİŞİMİ;

Türkiye’de Kuaförlüğün Tarihsel Gelişimi Ülkemizde kadın saçı, yüzyıllar boyunca makas yüzü görmeden uzatılmış, saçın kuvvetine göre bele, hatta topuklara kadar inmiştir. Öyle ki kadın güzelliği “kirpiği yanağında, saçı topuğunda” diye övülürdü. 18. yüzyılda II. Sultan Mahmut ve Lale Devrinde Türk kadını, saç tuvaletinde Avrupa modellerini örnek almıştır. Alın üstünde, başın arkasında ve tepesinde topuz yapılmış ve bu topuzlar güzel hatlı elmas taraklarla süslenmiştir. O tarihlerde dekolte giymek ve çalgı çalmak gibi kadının özgürlüğünü gösteren hareketler de başlamıştır. 1888 yılında İstanbul’da Mukadderat adında bir dergi yayımlandı. Bu dergi, Osmanlı saray kadınına yeni bir çehre getirdi. Peçe atılmaya, baş açılıp saçlar biçimlenmeye başlandı. İkinci Meşrutiyet’in ilanıyla açılıp saçılan kadınlar, zaman zaman geleneksel çevrenin tepkisiyle karşılaştı. İstanbul gibi büyükşehirlerdeki durum karşısında, köydeki kadınlar (başları bağlı) tütün, üzüm, pamuk vb.ni yetiştirmekle uğraşırlardı.

1923 yılında Cumhuriyetin kuruluşundan sonra, Türkiye’nin savaş sonrası sıkıntılarından bir an önce kurtulup modern bir devlet, çağdaş bir toplum düzeyine gelebilmesi için Büyük Önder Atatürk tarafından birçok inkılâp yapılmıştır. Bunlar arasında 1926 yılında Türk Medeni Kanunu’nun kabulü ile 1930 yılında Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verilmesi de vardı. Böylece çarşaf içinde, peçe altında, kafes arkasındaki Türk kadını tarihe karışmış ve uygar ülkelerde olduğu gibi sosyal, siyasal ve ekonomik özgürlükleri ile gerçek anlamda Türk milletinin özüne yaraşır şekilde kadına değer verilmeye başlamıştır. Kadının özgürlüğünü kazanmasının bir simgesi olarak Cumhuriyet Gazetesi’nin 1929 yılında “Türkiye’de güzellik yarışması yapılmalıdır.” diye ortaya atmış olduğu öneri benimsenmiştir. İlk defa o yıl yapılan güzellik yarışmasında Feriha Tevfik Hanım, 1930 yılında Mübeccel Namık Hanım, 1931 yılında Naşide Saffet Hanım ve 1932 yılında yapılan yarışmada da Neriman Halis Hanım Türkiye Güzellik Kraliçesi seçilmişledir. Aynı yıl, Neriman Halis Hanım’ın Avrupa Güzellik Kraliçesi ve ertesi sene de Dünya Güzeli seçilmesi Türk kadının toplumdaki eşit yerini almasına ve Türkiye’nin Avrupa ülkelerinde tanınmasına vesile olmuştur. İşte o yıllarda Ankara, İstanbul ve İzmir gibi büyükşehirlerde gece hayatı, yavaş yavaş canlanıp renklenmeye başlamıştır. Yabancı ülke sefirlerine ve Türkiye’yi ziyaret eden konuklara verilen yemek davetlerinde, diğer resmî ve özel kokteyl toplantılarında, düğünlerde ve Cumhuriyetin kuruluşunun her yıl coşkuyla kutlanmasına vesile olarak düzenlenen Büyük Cumhuriyet Balosu ile her yıl yapılan gazeteciler ve tıp balosu gibi sosyal yaşamda önemli yeri olan eğlence ve toplantılarda Türk kadını, giyim ve kuşamında olduğu gibi saç tuvaletinde de yenileşmeye ve modaya uyum sağlamaya başlamıştır. Türkiye’deki bu yenileşmenin heyecanıyla o yıllarda kadınlar, saç tuvaletine çok önem vermişlerdir. Buna rağmen kadın berberliği teknik yönden ve kullanılan makine, ilaç ve araç gereç bakımından bugünkü kadar gelişmediği için sanatkârlar, zor şartlarda çalışarak ve alet olarak da maşa, makas ve tarak kullanarak sanatlarını o günün şartları içinde başarıyla yapmışlardır. Kadın berberliğinin İstanbul’dan başlayarak Türkiye’de yayılması şöyle olmuştur: 1917 yılında Rusya’da ihtilalle başlayan savaşın bitmesinden sonra İstanbul’a kaçıp gelen dört kadın berberinden ikisi beyaz Rus Maks ve Jorj, diğer ikisinden biri Alman Sezar ve diğeri de Fransız Blazi idi. O yıllarda İstanbul’da kadın berberinin sayısı 10’u geçmiyordu. İstanbul’un meşhur kadın berberi Blazin’in çırağı olan Marsel, o yıllarda büyük başarı gösterip üne kavuştu. Ekmeğin okkasının on kuruş olduğu o zaman Marsel’in günlük kazancının 450 lira olduğu tahmin ediliyordu. Marsel’in İstiklal Caddesindeki dükkânında 30 kişilik personel çalışırdı. 1930 ile 1950 yılları arasında İstanbul’da kadın berberi olarak çalışan gayrimüslim sanatkârlardan bazıları; Onnik, Edmon, Ferdinant, Marsel, Mina, Jorji ve Nino kardeşler İspiro, Viktor, Jül Halama, Hanri Kasar, Vili ve diğerleridir. Vili daha sonra Müslüman olup Veli Acar ismini almıştır.

2019/05/2019-05-06-18-01-27.jpg

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Akrebin soktuğu çocuk hastaneye kaldırıldı
Akrebin soktuğu çocuk hastaneye kaldırıldı
Çalınan araç arazide kapısız bulundu
Çalınan araç arazide kapısız bulundu