Kültür Eğitim Kurumlarının KPSS ve YKS için başarı oranı...

Kültür Eğitim Kurumlarının KPSS ve YKS için başarı oranı yaklaşık yüzde 90

Şanlıurfa Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Yusuf Güler Şanlıurfa Kültür Eğitim Kurumları Kurum Müdürü Emir Ali ASLAN ile röportaj yaptı.

23 Temmuz 2018 - 15:26 - Güncelleme: 24 Temmuz 2018 - 17:36

SİZİ TANIYABİLİRMİYİZ?
Şanlıurfa Kültür Eğitim Kurumları Kurum Müdürü Emir Ali ASLAN ;Bulunduğum mevcut kurumda yaklaşık 4 yıl rehberlik servisinde çalıştım, rehberlik servisinde ki işimi tamamladıktan sonra yönetim pozisyonun da işe başladım, 1 yıl müdür yardımcılığı ardından kurum müdürü olarak çalışmaya devam ediyorum şuan da.
KÜLTÜR EĞİTİM KURUMLARI HAKKINDA BİLGİ VERİR MİSİNİZ?
Kültür Eğitim Kurumları Türkiye'nin yaklaşık 76 ilinde faaliyet gösteren ve kaynakları ile, eğitim kurumları ile, çalıştığı firmalar ile çok tutulan ve çok köklü bir kurumdur. Yalnız Şanlıurfa'ya çok geç tarihte giriş yapma şansı buldu, Kültür Eğitim Kurumlarını Şanlıurfa'ya ilk getiren kişi ise kurum sahibimiz Fatih ŞİMŞEK'tir. Doğuşumuz geçen oldu burada, daha önce sadece KPSS alanında etkinlik gösteriyorduk ve son dönemlerde de artık diğer alanlara yayılmaya başladık.
SİZİ DİĞER EĞİTİM KURUMLARINDAN AYIRAN ÖZELLİKLER NELERDİR?
Özellikle Milli Eğitim'de verilen eğitim modelinde öğrenciye sadece konu anlatma, konu anlatımından sonra her hangi bir şekilde destek çıkmama, öğrenciyi kendi başına bırakma modeli var fakat bizim kurumumuz da öğrenci eğitime başladığı andan itibaren sabah eğitimi tamamladıktan sonra öğleden sonra özel ders dediğimiz sistemle ders eğitimi alabiliyor. Projeksiyon sınıflarımız var, öğrenciler için görsel destek sağlıyoruz bunun yanında Doping Hafıza seanslarımız var. Öğrenciler grup oluşturduktan sonra Doping Hafıza eğitimi alabiliyor ve böylece özellikle sözel dersler de çok kalıcı bir eğitim sistemi sağlıyoruz. Bunun yanında şuan da çalıştığımız bina 7 katlı, eğitim sisteminin en önemli noktalarından birisi sosyal aktivite ve çoğu kurumun da gözden kaçırdığı nokta bu. Binamızın bir katı tamamıyla kafe ve sosyal aktiviteye ayrılmış durumda, bir katı tamamıyla 350 kişilik bir çalışma salonuna ayrılmış durumda, bir katımız idare de, diğer katlarımız ise sınıflardan oluşmaktadır. Ferah bir ortam sayesinde öğrenciler çok daha rahat bir şekilde eğitimlerini gerçekleştirebiliyorlar.            
KURUMUNUZUN İŞLEYİŞİ HAKKINDA BİLGİ VERİR MİSİNİZ?
Öncelikle haftanın 7 günü, sabah 08.00 ve akşam 22.00 saatleri arasında açığız, personel arkadaşlarımız çift personel çalışıyor sabah ve akşam vardiyası olmak üzere çalışıyorlar. sabah 08.00 ve akşam 22.00 arasında öğretmenlerin ders anlatmasına dayalı eğitim sistemimiz var, sabah 08.00 – 12.00 arası öğrenciler sadece ders alır, 12.00 – 13.00 arasında bir molamız var. Mola saatinden sonra 13.00 ile 17.00 arası zorunlu etüt saatlerimiz var, tabi zorunlu etüt saatleri arasında soru çözüm saatleri, bire bir ders çalışma saatlerimiz var. Saat 17.00'den sonra öğrencilerin zorunlu ders çalışma saati biter, 17.00 – 18.00 arasında akşam yemeği saati verilir, saat 18.00'dan 22.00'a kadar ise yine öğrencilerimiz çalışma salonlarında öğretmenlerle desteklenmiş şekilde ders çalışmaya devam eder.
KURUMUNUZDA Kİ DEVAM EDEN KURSLAR HAKKINDA BİLGİ VERİRMİSİNİZ?
Temmuz ayının 21'in de yeni bir hızlandırılmış kursumuz Eylül ayına kadar devam edecek. Sonra genel tekrar aşaması ve genel tekrar bittikten sonra ise seri deneme sistemine geçilir. Eylül ayında ise aktifleştirecek olan TYT, AYT, Açıköğretim sınavlarına yönelik ve KPSS eğitimi alan A grubu sınavlarına yönelik kurslarımız tekrar başlayacaktır. Şuan erken kayıt sürecindeyiz bu süreçte kayıt yapan öğrenciler çalışma salonunu çok aktif bir şekilde kullanabilir sabah 08.00 akşam 22.00 saatleri arasında haftanın 7 günü ve kendilerini yetersiz buldukları alanlar da öğretmenlerimizle bire bir çalışma veya grup çalışması şeklinde destek alabilirler.
ÖĞRENCİLERDEN OLUMLU GERİ DÖNÜŞÜM ALIYOR MUSUNUZ?
KPSS olduğumuz dönem de 2016 yılında çok yüksek bir öğrenci kitlemiz vardı ve KPSS'de bilirsiniz son 5 yıl içerisinde öğrencilerin atanması çok zordu, 2016 yılında ki öğrencilerimizin yaklaşık yüzde 80'i yerleşme şansı buldu. 2017 yılı içerisinde verdiğimiz eğitim faaliyetlerin de ise KPSS öğrencilerimizin yüzde 85'lik bir kısmı devlet kademelerine yerleşti. TYT, AYT öğrencilerimizin ise yaklaşık yüzde 91'lik bir kısmı üniversitelere yerleşme şansı buldu. Yerleşemeyen arkadaşlarımızın büyük bir kısmının ise puanları iyiydi fakat potansiyelleri çok daha iyi olduğu için bir yıl beklemelerini biz önerdik kendilerine. Hem KPSS hem YKS  için başarı oranımız yaklaşık yüzde 90.
SINAV ÖNCESİ ÖĞRENCİLERE TAVSİYELERİNİZ NELERDİR?
Kurum da iki tane rehber hocası olarak çalışıyoruz, mevcut rehber hocamız görevine devam etmekte ben yönetici pozisyonunda olmama rağmen yoğunluğun yaşandığı dönemler de ya da her hangi bir sınav değişiminin, yeniliğin yaşandığı dönemler de arkadaşıma yardımcı oluyorum. 3 hafta da bir öğrencilere tanıtım konferansları düzenliyoruz, tanıtım konferanslarının yanında sınav motive çalışmalarımız var arkadaşlarımızla beraber. Özellikle son dönem de en çok sorulan soru 'Kaç puanla kaç net yaparım?' bu konuda arkadaşlarımızı bilinçlendirmeye çalışıyoruz. Bu konuda bilgi almak isteyen arkadaşların ki kesinlikle kayıt yaptırmalarına gerek bile yoktur, bilinçlenmek isteyen, bilgi almak isteyen arkadaşların kurumumuza uğramaları yeterlidir. Bu süreçte arkadaşların yapması gereken şey ise, artık konuları yavaş yavaş toparlamaya başlamak çünkü önlerinde birkaç aylık bir zaman dilimi kaldı, bu zaman dilimi içerisinde bir daha tekrar yapmak ve genel tekrardan sonra günde 3 gerekirse 4 deneme sınavı çözmek, artık tamamıyla soru ağırlıklı bir sistem olması gerekiyor. Soru bankaları çözüldüğü zaman, genel de soru bankalarının her ünitesinde geçen soruların büyük bir kısmı aynı olur, bu aynılıktan kurtulmak için öğrencilerin daha sıklıkla yapması gereken şey deneme sınavı çözmek. Deneme sınavı çözmenin avantajları ilk olarak çok farklı soru tipleri olur, sonra öğrenci çok farklı sınav soruları tanımış olur. Sonrasında öğrenci sınava girene kadar binlerce soru çözmüş oldukları için sınava girdiklerinde ne bir yabancı soru ile tanışma şansları olur ne de sınav da zaman kaybetme gibi bir şansları olur çünkü çok öncesinden çok farklı soru tipleri görmüş olurlar.
SINAVDA HEYECANI YENMEK İÇİN TAVSİYELERİNİZ NELERDİR?
Maalesef ÖSYM'nin düzenlediği bütün sınavlar da, bütün öğrencilerin temel sıkıntısı şu ki heyecan dediğimiz hikaye, kaygı dediğimiz hikaye. Öncelikle öğrenilmesi gereken şey şu ki heyecan adına hiçbir şeyin olmaması gerekir çünkü heyecan dediğimiz hikaye sınavın maksimum ilk 5 sorusuna kadar sürer. Türkçenin 5. Sorusu aşıldıktan sonra hiçbir öğrenci de heyecan kalmaz çünkü artık tamamıyla heyecanı unutmaya başlıyorlar ve sınava odaklanmaya başlıyorlar. Türkçe sorularını çözmeye başlıyorlar, Türkçeden sonra Matematik, Matematikten sonra Tarih, Coğrafya, Anayasa ve güncel bilgiler kısmına geçmeye başlıyorlar. Türkçenin 5. Sorusundan sonra öğrenci artık sınavın son saniyesine kadar heyecan kaygısını tamamıyla unutmuş olur, heyecan ortadan kalkmış olur. Dolayısıyla bana göre öğrencilerin heyecanlanmaktan ziyade sınav öncesinde farklı bir strateji oluşturması gerekir. Örneğin, bir öğrencinin sınav enerjisini en çok tüketen kısım Türkçe kısmı bu yüzden öğrencinin öncelikle Türkçeye bir çare bulması lazım, bulunabilecek en mükemmel çare de şu ki her sabah öğrenci uyandıktan yarım saat sonra 40 ya da 50 soru paragraf çözmelidir. Dolayısıyla sınav da Türkçeye karşı çok mükemmel bir şekilde gard almış olur. Öğrencilerin en büyük problemi paragrafın 15. Sorusuna geldikten sonra enerjiyi tamamıyla kaybetmeleri ve heyecan dediğimiz faktör de ortadan kalmış olur. Bu yüzden öğrenci artık o güne kadar harcadığı emeği, o güne kadar okuduğu okulu ondan sonra kazanmazsa başına gelecekleri ve ya kazandıktan sonra yapabileceklerini düşündüğü için sınavda ki heyecan kendini rahatlığa veya korkuya bırakmaya başlar. Dolayısıyla öğrenci paragrafa gard alırsa şayet, farkında olmadan milletin normal de 45 – 50 dakika da bitirdiği paragrafı 20 – 25 gibi bir dakika dilimin de bitirir ve paragraf bittikten sonra öğrenci de korku tamamıyla biter. Sonrasında Matematikte sadece denklemleri birleştirmeye çalışır, Tarihte sadece bildiklerini hatırlamaya çalışır, tarihsel bir dizgi oluşturmaya çalışıp sonuca ulaşmaya alışır. Öğrencinin öncelikli olarak stratejilerinden bir tanesi paragraf olmalı, paragrafı her gün çözdükten sonra kendine bir yol belirlemeli. Örneğin, sınava girdikten sonra mesela Türkçe ile başlamam lazım, Türkçeden sonra Matematik çözmem lazım, Matematikten sonra Tarih, sonra Coğrafya, sonra Anayasa tarzında. Bazı öğrenciler de farklı yöntemler oluşur mesela Matematiği iyi olan öğrenciler genel de Matematikte çok fazla zaman kaybeder    ve kaybettiği zamanın farkında değildir, çok basit görünen bir sorunun 9 – 10 dakika zaman alma ihtimali çok yüksektir. Dolayısıyla öğrenci Türkçeyi bitirdikten sonra Tarihe geçer, Tarihten sonra Coğrafya, Coğrafyayı bitirdikten sonra Anayasaya, Anayasadan sonra Matematiğe dönüş sağlar, şayet kaç dakikası varsa bunu toplam Matematik sorusuna böler ve her bir soruya belli bir dakika biçer. O dakikanın üzerine hiçbir şekilde çıkmaz, çıkmaması da gerekir zaten çünkü bütün sınavı Matematikle batırma ihtimali vardır. Dolayısıyla öğrenci arkadaşlara tavsiyem, sınava girmeden önce denemeleri farklı şekilde çözsünler. Her zaman ilk başta Türkçe gelmelidir, örneğin, önce Türkçe sonra Matematik sonra Genel kültür testi. Bir sonra ki deneme de daha farklı şekilde örneğin, önce Türkçe sonra Genel kültür sonra Matematik şeklinde. Birkaç deneme bu şekilde ilerlesinler hangi denemenin kendilerine daha fazla zaman kazandırdığını, daha fazla net yaptırdığını görürlerse o deneme üzerinden ilerlemeleri çok daha mantıklı olur. Sınav dediğimiz ilke, sınav esnasında ne yapılabilir diye soracak olursanız, zaten sınava kadar öğrenci yapacağını yapmış tabiri caizse dolayısıyla sınav da kalkıp da heyecan yapmanın bir yeri yoktur, hiçbir şekilde kazancı olmayacaktır. Öğrencinin yapması gereken temel şey sadece soruları anlayabileceği şekilde, en iyi bir şekilde okumaya çalışır, gözden kaçıracağı hiçbir şey olmamalı. Çünkü son dönem de ÖSYM bütün soru tiplerini mantık boyutuna indirgemeye başladı, tüm sorular mantık üzerinden çözülmeye başlandı ve mantık dediğimiz sorular da ise en çok dikkat faktörü önemlidir. Dolayısıyla dikkat kavramı üzerinde çok fazla durulmalıdır. Öğrencilerin okudukları bütün soruları net bir şekilde anlayabilmeleri lazım, sırf hızlanayım mantığıyla soruları yarım yamalak okuyup geçeyim düşüncesindense en son birkaç soruyu boş bırakıp elde ki mevcut soruları çok daha sağlıklı bir şekilde okumaları onları çok daha güzel sonuçlara götürecektir.
SON OLARAK NELER EKLEMEK İSTERSİNİZ?
Maalesef hepimizin dilinde ortak kullandığımız birkaç cümle var bizim ' Urfa her zaman alacakaranlık içerisinde, Urfa hiçbir zaman kurtulamayacak bu sistemden, Urfa hiçbir zaman gelişemeyecek' diye, hepimiz çok yoksul kültürler de yetiştik, hepimiz çok küçük okullar da okuduk, köyler de, liseler de daha sonra üniversitelere açılmaya başladık. Üniversiteye açıldığımız dönemler de çok büyük sıkıntılar yaşadık hepimiz. Kültür şoku dediğimiz hikayeyi hepimiz iliklerimize kadar hissettik. Bir daha memleketimize döndük, döndükten sonra hepimizin ortak mantığı devlet kadrosunda bir iş bulup kendi köşemize çekilmek oldu. Bizim Urfa'yı alacakaranlıktan kurtarmamızın tek bir yolu var, tamamıyla devlet kadrolarına odaklanmamak, üniversiteye gittiğimiz zaman ciddi anlam da kendimizi geliştirecek bir şeyler yapmamız. Döndüğümüz de bu memleketi kurtarabilmek için bir şeyler yapmamız lazım ve bunun bilincinde olmamız lazım. Bugün hepimizin ortak düşüncesi şu ' Urfa eğitim kurumlarıyla doldu, özellikle özel öğretim kurslarının sayısı çok fazla artmaya başladı.' Bana göre bunu eleştirmenin yanı sıra olumlu yönünden bakmak lazım, gerçekten okuma oranımız çok yüksek. Bu kadar okumuş insanın açtığı bu kadar kuruma ciddi anlam da saygı duymak lazım. Bizim yapmamız gereken temel şey eğitime şimdi başlamak, kendimizi geliştirmek. Eğitim dediğimiz hikaye sadece üniversiteler de yaşanmaz, kişilik bazında kendimizi geliştirmemiz, içinde bulunduğumuz toprağı bir an önce bir adım daha da olsa öne götürmemiz lazım. Çoğumuzun ortak mantığı bu ' Bir gül ile bahar gelir mi?' bir gül ile bahar hiçbir zaman gelmez ama o gül her zaman baharın müjdecisidir. Bizim çevremize ışık saçmamız, bizim çevremize güzel görünmemiz, bizim çevremizi güzelleştirmemiz gerekir.
Bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.
Ben teşekkür ederim bize bu imkanı verdiğiniz için.

2018/07/2018-07-24-17-28-17.jpg

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
işçiler yüzde 24 enflasyon farkı istiyor
işçiler yüzde 24 enflasyon farkı istiyor
İHH muhacirleri sevindirdi
İHH muhacirleri sevindirdi