Leman öğretmen çocuklara İngilizceyi sevdirdi

Leman öğretmen çocuklara İngilizceyi sevdirdi

Şanlıurfa Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Yusuf Güler çocuklara İngilizceye ilgisinin artması konusunda İngilizce öğretmeni Azeri Türkü Leman Yücel ile röportaj yaptı.

15 Nisan 2018 - 17:12

Yücel, bilmiyorum Türkiye’nin genelinde mi böyle yoksa sadece Şanlıurfa’da mı böyle, İngilizceye ilgi ve alakayı çok düşük buluyorum.

Çocuk kendi dilini unutmasın diye, daha Türkçeyi bile tam konuşamayan bir çocuğa yabancı dil eğitimi verildiğinde çocuk Türkçe ile Yabancı dili karıştırıyor. Hangisi kendi dilidir, hangisi yabancı dildir bilemediği için biz bekliyoruz. Hatta ben kendi adıma konuşuyorum, 5 yaşında çocuk artık kendini ifade edebiliyor ondan sonra İngilizceyi öğretimiz de bunun bir yabancı dil olduğunun fakında olarak öğrenmeye başlıyor.

Küçük yaş dediğim 5 yaşından itibaren eğer çocuk kendini ana dilinde ifade etmeyi beceriyorsa, Türkçeyi gayet rahat konuşuyorsa artık o çocuğa yabancı dil eğitimi verilebilir.

 Okullarımız da maalesef İngilizceyi sadece uygulamalı anlatacağım öğretmen kendinde maalesef bunu görüyor, ‘ben grameri anlatacağım, hangi ünite de hangi gramer varsa anlatırım ve işim biter’ ama bununla bitmiyor ki yabancı dil öğretmek en zor işlerden biridir.

SİZİ TANIYABİLİRMİYİZ ?

Leman YÜCEL İngilizce öğretmeniyim, Azerbaycan vatandaşıyım ama Türkiye’de yaşıyorum ve burada görev yapıyorum. 3 yıldır Türkiye’deyim, 2008 mezunuyum ve mezun olduğum yıldan itibaren bu işi yapıyorum.

ŞANLIURFA’LI ÖĞRENCİLERİN YABANCI DİLE OLAN İLGİSİ NASIL?

Ben Türkiye’ye geldiğimden beridir Şanlıurfa’da yaşıyorum, bilmiyorum Türkiye’nin genelinde mi böyle yoksa sadece Şanlıurfa’da mı böyle, İngilizceye ilgi ve alakayı çok düşük buluyorum, İngilizceyi ikinci sınıf bir ders gibi görüyorlar. Örneğin Matematik gibi önemli görmüyorlar, ikinci sınıf bir ders gibi göründüğü için de örneğin Matematiği ertelemiyorlar ama İngilizceyi erteliyorlar. Bu yönden öğrencilerin seviyesini düşük buluyorum, maalesef özel okullar da yabancı dile önem veriliyor, devlet okullarında yabancı dil sayısı çok az ve bu çocuklara yeterli gelmiyor ondan dolayı da kendilerini çok iyi geliştiremiyorlar.

ÇOCUKLARA İNGİLİZCEYİ SEVDİRMEK İÇİN NELER YAPILABİLİR?

Öncelikle İngilizceye küçük yaşlardan başlamak lazım, küçük yaş dediğim 5 yaşından itibaren eğer çocuk kendini ana dilinde ifade etmeyi beceriyorsa, Türkçeyi gayet rahat konuşuyorsa artık o çocuğa yabancı dil eğitimi verilebilir. Neden en küçük yaştan demiyorum? Çocuk kendi dilini unutmasın diye, daha Türkçeyi bile tam konuşamayan bir çocuğa yabancı dil eğitimi verildiğinde çocuk Türkçe ile Yabancı dili karıştırıyor. Hangisi kendi dilidir, hangisi yabancı dildir bilemediği için biz bekliyoruz hatta ben kendi adıma konuşuyorum, 5 yaşında çocuk artık kendini ifade edebiliyor ondan sonra İngilizceyi öğretimiz de bunun bir yabancı dil olduğunun fakında olarak öğrenmeye başlıyor ve 5 yaşından sonra öğrenmeye de tabii ki anaokulundan sonra başlamamız lazım. Görsel olarak eğlenceli tarz da, şarkı söyleyerek, dans ederek öğretmek lazım çünkü anaokulunda ki bir çocuğun normal bir sınıf gibi oturtup 40 dakika sizi dinlemesini beklemek yanlış olur. Görsel olarak çalıştıklarına, bir şey izlediklerinde ya da bir şarkı söylediğimiz de, İngilizceyi öğrenmekte listening (dinleme) dediğimiz en önemli noktalardan biridir. Ve çocuklara küçük yaştan bunu öğretmeye başladığımız da daha güze oluyor, algıları daha açık oluyor küçük yaşta, okuma ve yazmayı bildikleri zaman buna writing (yazma) döküyoruz, reading (okuma) diyoruz ve bunları birleştirerek, listening, writing, reading en sonunda da speaking (konuşma). Biz bunun bazını oluşturmalıyız ki, temelini güzel atmalıyız ki çocuklar konuşmada en son seviyeye gelebilsin. Okullarımız da maalesef İngilizceyi sadece uygulamalı anlatacağım öğretmen kendinde maalesef bunu görüyor, ‘ben grameri anlatacağım, hangi ünite de hangi gramer varsa anlatırım ve işim biter’ ama bununla bitmiyor ki yabancı dil öğretmek en zor işlerden biridir. Zaten her sene aynı grameri veriyoruz ama bu grameri çocuk uygulamalı da becerebilmelidir, bunun için de kelime haznesini arttırması lazım. Kelime haznesini de liste olarak eline kâğıdı verip de bunu ezberleyeceksin demek yanlıştır. İngilizceyi öğrenmek için önce gramer, reading, listening, writing en sonunda da speaking. Gramer dediğimiz dil bilgisidir ki onu zamanla aşılıyoruz, reading okumadır bunu sürekli yapması lazım. Bir günde oturup 10 saat İngilizce okumasına gerek yok, her gün 15 dakika, her gün 20 dakika bir hikâye kitabına başlarsan her gün 15 – 20 dakika onu okumaya çalışmamız lazım ve çocuğu mutlaka yarım saat dinlememiz lazım. Kendi seviyesinde dinlemek lazım, ilk başlama seviyesinde ise en üst seviye de dinlemeye gerek yok, kendi seviyemize uygun her gün dinlemek lazım ve reading (okuma) yapmamız lazım. Sonra ki aşaması writing (yazma) artık dinledin, okudun ki dinleme ve okuma bir algılama belirtisidir. Dinleyip, okuyup kelime haznemi oluşturmam lazım ki ondan sonra oluşturduğum kelime haznesinden cümle yazmayı beceresin. İşte o cümle yapma becerisi geliştiğin de biz buna writing diyoruz artık yazmaya geçiyoruz, yazma da kendini ifade etmek daha kolaydır, yanlış olunca siliyorsun, düzeltiyorsun, grameri yanlış yapınca düzeltme şansın var. Writing (yazma) seviyesini de geçtikten sonra biz artık speaking (konuşma)  ya geçebiliriz. Biz writing (yazma) yı mükemmel seviyede öğrendiğimiz de speaking (konuşma) yaptığımız da düşünerek konuşmamıza gerek kalmıyor. Çünkü o cümlelere o kadar aşinayız ki hangi kelimeyi kullanacağımıza, fiil mi gelecek, özne mi gelecek bunları konuştuğumuz zaman zihnimizde toparlamamıza imkân yok. Ben önce özneyi mi diyeceğim? Fiili mi diyeceğim? Yüklem mi diyeceğim? Biz bunları yazma da çözüyoruz, yazma da bu olayı bitiriyoruz ve konuştuğumuz zaman zaten otomatik olarak o cümleler bizim ağzımızdan çıkmış oluyor. Ve bunu da tabii ki sınıflar da seviye olarak öğreniliyor çünkü ikinci sınıfa ağır bir seviye ile giremeyiz, özellikle kelime haznelerini arttırmak adına hikâyeler okutturuyoruz, dinleme her gün yaptırılmalı ve cümle şekilleri yavaş yavaş aşılanmaya başlanıyor ki üst sınıflar da gayet rahat İngilizceyi öğrenme gibi bir şansları olsun. İngilizceyi öğrenemiyorum, zordur, aklımda kalmıyor diyorlar aniden yüklenirsen tabi ki öğrenilmez, yabancı dil öğrenmek bir süreçtir, bir zamandır ve bu zamanı da iyi değerlendirmek lazım. Seviye seviye kelime hazneni arttırarak, dinleyerek, zamana yayıldığında üst sınıflara çıkınca gayet rahat bir şekilde İngilizce de konuşabilirsin, yazadabilirsin, anlayadabilirsin.

ŞANLIURFA’LI VELİLERE BU KONUDA DÜŞEN GÖREVLER NELERDİR?

Aslında İngilizcenin Şanlıurfa’da öğrenilmesinin düşük ve zayıf olmasının sebebinin yüzde 50’si velilerdir, çünkü velilere göre Matematik önemli, İngilizce önemli değil. Örneğin çocuğu ders çalıştığı zaman hem İngilizce hem Matematik ödevi varsa veliler önce Matematiği yap diyor, işte öyle dediği zaman İngilizceyi ikinci bir şık olarak görüyor çocuk, Matematik önemlidir ben bunu yapayım, zamanım kalırsa İngilizceyi yaparım kalmazsa da yapmam. Ama İngilizcenin de Matematik, bir Türkçe kadar önemli olduğunu çocuğun bilmesi lazım çünkü geleceğim için, hayatımı şekillendirmem için, hangi yönde şekillendireceğimi düşünmem için benim İngilizceyi de önemli görmem lazım.

                BİZE ZAMAN AYIRDIĞINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM

                BEN TEŞEKKÜR EDERİM.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Otomobilin çarptığı çocuk öldü
Otomobilin çarptığı çocuk öldü
Şanlıurfa’da ham petrol yüklü tır devrildi, faciadan dönüldü
Şanlıurfa’da ham petrol yüklü tır devrildi, faciadan...