Şanlıurfa’da kulaktan dolma alışkanlıklar kalktı

Şanlıurfa'da kulaktan dolma alışkanlıklar kalktı

Çakmak, Şanlıurfa halkı güzellik merkezleri ile ilgili bilinçli olmaya başladı çünkü artık teknoloji çağındayız internetten, sosyal medyadan araştırıyorlar ve artık kulaktan dolma alışkanlıklar kalktı

11 Temmuz 2018 - 19:10 - Güncelleme: 11 Temmuz 2018 - 19:19

Nur Güzellik Salonu sahibi Adile Çakmak Şanlıurfa Gazetesine yaptığı açıklamada;  2013’ten beri bu işin içindeyim, 8 yıldır profesyonel olarak hem kuaförlük işletiyorum hem güzellik merkezi işletiyorum, yeni dönemde de lazer işine başladık. Ayrı yeten gelinliğimiz, nişanlığımız ve fotoğrafçımız da mevcut olup,  İş yerimizde A’dan Z’ye her şey mevcut, düğün arifesinden itibaren, gelinliği olsun, bindallığı olsun, kuaför olsun, fotoğrafçılık olsun bunun için de özel ihtiyaçları olsun. Epilasyon gibi, kesin sonuç veren cihazımız var bunun hakkında da bilgi verebiliriz. Yeni evlenen çiftlere kampanyamız var, müşterilerimiz hepsinden yararlanabilirler.  Öncelikle gelen kişinin istediğini anlamaya çalışıyoruz, bizim AADS diye bir programımız var, önce anlama, sonra anlatım, sonra değerlendirme, sonrasında ise sonuç. Kişi geldiği zaman ne istediğini biliyorsa bizde elimizden geldiği kadar anlamaya çalışıyoruz, isteklerine cevap vermeye çalışıyoruz, kendi bilgilerimiz çerçevesinde elimizden geldiği kadar yardım ediyoruz ve sonuca geçiyoruz. Öncelikle hijyen, en önemli konulardan birisi işletmenin hijyenik olması, kullandığı alet ve edevatların hijyen bakımından temiz ve dezenfekte edilmesi, kişinin sağlığıyla oynanmaması, sağlığına her hangi bir şekilde zarar gelmeyecek şekilde olması lazım. Bazı alet ve edevatlar var, örneğin spatula, örtü, havlu gibi kişisel malzemelerimizin tek kullanımlık olması lazım. Özellikle kişinin bilgili olması, işlem yapacağı kişiye detaylı bilgi vermesi ve kişinin ten rengi, saç rengi, yüz biçimi istediği şekle, istediği işleme cevap verebiliyor mu? Yakışır mı yoksa yakışmaz mı? Önce bunun analizini yapıp sonra işleme geçiyoruz sonrasında ise zaten sonuca geçiyoruz.

            Güzellik merkezi hakkında bir araştırma yapılması gerekir.

Çakmak, İşletmenin ışık alabiliyor mu? Hijyen kurallarına uygun mu? Güneş ışığı alabiliyor mu? Yansımalara dikkat edilmesi gerekiyor, işlem veren personelin kılık ve kıyafetine, eldiven kullanmasına, özellikle kesici aletlerin düzgün kullanılmasına gerçekten bu işi yapıyorsa işin eğitimini almış olmasına, gereken belgelerin sorulması gerekiyor. Gidilecek güzellik merkezi hakkında ufak bir araştırma yapılması, onun hakkında bilgi alınması, işletmenin kaç personel ile çalıştığına da dikkat edilmesi lazım. Çünkü bir personel belli bir kapasiteye hizmet verebilmektedir ama birkaç personel ile çalışılırsa en azından 2 – 3 personelin olmasına dikkat edilmesi gerekir. Personellerin kişiye gereken bilgilendirmeleri yapması gerekiyor, gerektiği kadarıyla da kişiyle ilgilenmesi ve isteklerine karşı cevap alabilmesi bizim için en önemli olan şeydir. Tabi ki çok önemli bir konu hem bizim açımızdan hem de Şanlıurfa’da ki güzellik merkezleri açısından, bizim sağlık hakkında ki bilgimiz belli bir yere kadardır. Belli bir sınıflandırma olduğu için, zaten sağlık bakanlığımızın da bizlere önerdiği muhakkak bir sağlık ekibi ile doktor ile bir sağlıkçı ile çalışmamızı öneriyor ve özellikle istiyor. Biz de Nur Güzellik Merkezi olarak iki tane doktor ile anlaşmamız var, işletme içerisinde her hangi bir şekilde, müşterinin alerjisi olabilir, kimyasalların göze kaçma olasılığı olabilir ki bunu hiç kimse istemez.  Bir kesim olabilir, yırtıcı alet olabilir zaten makas, ustura gibi şeyleri kullanıyoruz. Bize bilgi verecek bir sağlıkçı ile çalışmamız bizim için avantaj çünkü o sırada ne yapacağımızı biz kestiremiyoruz, en azından elimizin altında olunca bilgi alabileceğimiz bir uzmanın olması bizim için avantajdır. Her hangi bir şekilde personelin bile başına yanıcı, kesici vs. bir şey geldiğinde, işlem dışı bir olayla karşılaştığında en azından müdahale edebilecek bir kişiden yardım almak tabi bizim için de avantajdır.

Şanlıurfa halkı bilinçleniyor

Çakmak, Şanlıurfa halkı bu konuda bilinçli olmaya başladı çünkü artık teknoloji çağındayız internetten, sosyal medyadan araştırıyorlar ve artık kulaktan dolma alışkanlıklar kalktı. Bizim de amacımız müşteri gelince önce bir ön bilgi veriyoruz, önce dinliyoruz gereken bilgileri veriyoruz, isterse sonra kararını veriyor ve elimizden geldiği kadar işlemine yardımcı oluyoruz. Dış görünüş bir kadın için vazgeçilmez bir şeydir bu yüzden her hangi bir işletmeye gitmeden önce iyi bir araştırma yapmaları, kaç yıl bu işin eğitimini almış? Diploması var mı? Ustalığı var mı? Diye sorduğu zaman iş yerinin sahibinden bire bir görüş aldığında zaten onu bilir.  Adresimiz: Bahçelievler 110. Sk. Fatih Apt. Altı 4/A Haliliye/ Şanlıurfa olup, İletişim ve Bilgi Almak isteyenler İçin Telefon Numaramız: 0542 827 34 62’ dir. Dedi.

 

Türkiye’de Kuaförlüğün Tarihsel Gelişimi

Ülkemizde kadın saçı, yüzyıllar boyunca makas yüzü görmeden uzatılmış, saçın

kuvvetine göre bele, hatta topuklara kadar inmiştir. Öyle ki kadın güzelliği “kirpiği

yanağında, saçı topuğunda” diye övülürdü.

18. yüzyılda II. Sultan Mahmut ve Lale Devrinde Türk kadını, saç tuvaletinde Avrupa

modellerini örnek almıştır. Alın üstünde, başın arkasında ve tepesinde topuz yapılmış ve bu

topuzlar güzel hatlı elmas taraklarla süslenmiştir. O tarihlerde dekolte giymek ve çalgı

çalmak gibi kadının özgürlüğünü gösteren hareketler de başlamıştır.

1888 yılında İstanbul’da Mukadderat adında bir dergi yayımlandı. Bu dergi, Osmanlı

saray kadınına yeni bir çehre getirdi. Peçe atılmaya, baş açılıp saçlar biçimlenmeye başlandı.

İkinci Meşrutiyet’in ilanıyla açılıp saçılan kadınlar, zaman zaman geleneksel çevrenin

tepkisiyle karşılaştı. İstanbul gibi büyükşehirlerdeki durum karşısında, köydeki kadınlar

(başları bağlı) tütün, üzüm, pamuk vb.ni yetiştirmekle uğraşırlardı.

1923 yılında Cumhuriyetin kuruluşundan sonra, Türkiye’nin savaş sonrası

sıkıntılarından bir an önce kurtulup modern bir devlet, çağdaş bir toplum düzeyine

gelebilmesi için Büyük Önder Atatürk tarafından birçok inkılâp yapılmıştır. Bunlar arasında

1926 yılında Türk Medeni Kanunu’nun kabulü ile 1930 yılında Türk kadınına seçme ve

seçilme hakkı verilmesi de vardı. Böylece çarşaf içinde, peçe altında, kafes arkasındaki Türk

kadını tarihe karışmış ve uygar ülkelerde olduğu gibi sosyal, siyasal ve ekonomik

özgürlükleri ile gerçek anlamda Türk milletinin özüne yaraşır şekilde kadına değer verilmeye

başlamıştır.

Kadının özgürlüğünü kazanmasının bir simgesi olarak Cumhuriyet Gazetesi’nin 1929

yılında “Türkiye’de güzellik yarışması yapılmalıdır.” diye ortaya atmış olduğu öneri

benimsenmiştir. İlk defa o yıl yapılan güzellik yarışmasında Feriha Tevfik Hanım, 1930

yılında Mübeccel Namık Hanım, 1931 yılında Naşide Saffet Hanım ve 1932 yılında yapılan

yarışmada da Neriman Halis Hanım Türkiye Güzellik Kraliçesi seçilmişledir. Aynı yıl,

Neriman Halis Hanım’ın Avrupa Güzellik Kraliçesi ve ertesi sene de Dünya Güzeli

seçilmesi Türk kadının toplumdaki eşit yerini almasına ve Türkiye’nin Avrupa ülkelerinde

tanınmasına vesile olmuştur.İşte o yıllarda Ankara, İstanbul ve İzmir gibi büyükşehirlerde gece hayatı, yavaş yavaş

canlanıp renklenmeye başlamıştır. Yabancı ülke sefirlerine ve Türkiye’yi ziyaret eden

konuklara verilen yemek davetlerinde, diğer resmî ve özel kokteyl toplantılarında,

düğünlerde ve Cumhuriyetin kuruluşunun her yıl coşkuyla kutlanmasına vesile olarak

düzenlenen Büyük Cumhuriyet Balosu ile her yıl yapılan gazeteciler ve tıp balosu gibi sosyal

yaşamda önemli yeri olan eğlence ve toplantılarda Türk kadını, giyim ve kuşamında olduğu

gibi saç tuvaletinde de yenileşmeye ve modaya uyum sağlamaya başlamıştır.

Türkiye’deki bu yenileşmenin heyecanıyla o yıllarda kadınlar, saç tuvaletine çok

önem vermişlerdir. Buna rağmen kadın berberliği teknik yönden ve kullanılan makine, ilaç

ve araç gereç bakımından bugünkü kadar gelişmediği için sanatkârlar, zor şartlarda çalışarak

ve alet olarak da maşa, makas ve tarak kullanarak sanatlarını o günün şartları içinde başarıyla

yapmışlardır.Kadın berberliğinin İstanbul’dan başlayarak Türkiye’de yayılması şöyle olmuştur:

1917 yılında Rusya’da ihtilalle başlayan savaşın bitmesinden sonra İstanbul’a kaçıp gelen

dört kadın berberinden ikisi beyaz Rus Maks ve Jorj, diğer ikisinden biri Alman Sezar ve

diğeri de Fransız Blazi idi. O yıllarda İstanbul’da kadın berberinin sayısı 10’u geçmiyordu.

İstanbul’un meşhur kadın berberi Blazin’in çırağı olan Marsel, o yıllarda büyük başarı

gösterip üne kavuştu. Ekmeğin okkasının on kuruş olduğu o zaman Marsel’in günlük

kazancının 450 lira olduğu tahmin ediliyordu. Marsel’in İstiklal Caddesindeki dükkânında 30

kişilik personel çalışırdı.1930 ile 1950 yılları arasında İstanbul’da kadın berberi olarak çalışan gayrimüslim

sanatkârlardan bazıları; Onnik, Edmon, Ferdinant, Marsel, Mina, Jorji ve Nino kardeşler

İspiro, Viktor, Jül Halama, Hanri Kasar, Vili ve diğerleridir. Vili daha sonra Müslüman olup

Veli Acar ismini almıştır.

Modern Kuaförlüğün Gelişimi ;

1. Dünya Savaşı'na (1914–1918) kadar egemen olan uzun saç tuvaletinin yerini, Amerika'dan gelen kısa saç modası ''alagarson'' aldı. Bu saç, düzenli bir bakım ve uzmanca bir kesim gerektiriyordu.  1782 yılında Marcel Grateau, ondülasyonu buldu. Bu kısa zamanda yayıldı ve çeşitli biçimleme olanakları geliştirdi.  K. Nesser’in bulduğu (1906) sıcak perma ve Josef Mayer’in düz bigudisi büyük yenilikler getirdi. Kimyasal ürünler, kuaförlük mesleğine yeni olanaklar verdi. Greteau, bir gün tesadüfen saç yaparken saçı normal olarak yuvarlak ayağın değil de yüksek ayağın kenarının üzerine koydu. Sonuçta oyuk, derin, doğal bir dalga çıktı. Ondüle demirinin yerini bugün ondüle çubuğu aldı.  1900 yılından sonra teknikle birlikte birçok olanak gelişti. Karl Ludwig Nessler, Londra'da sıcak permayı uyguladı ancak Amerika’da üne kavuştu. Bir aletle saçlar, dik cıvatalara sarıldı. Bir küllü suyla ıslatıldıktan sonra saçlar, ısıtıcılarla kaynatıldı. Lastik örtüler, başın yanmasını engelledi.  1924 yılında Ö. Josef Mayer, Nessler'in "spiral sarması"nın yerine bugünkü düz sarmayı getirdi. Tek bozukluk saçı koruma yüzünden diplerinin uzun kalması idi.  1920 yılında kıvırcık uzun saç, bir el suyu perması ile biçimlendi.  Fransız Thıllay ve Hugo, ilk kez hidrojen peroksitle saç rengini açtılar.  Schwarzkopf Firması, 1933 yılında ilk alkalisiz şampuan (nonalkali) çıkardı. 1941 yılında bir Amerikan firması, alkalili amonyum thiogliykolat temelinde bir soğuk perma patenti çıkardı.  1947 yılında Schvvarzkopf Firması, Almanya'daki ilk soğuk permayı çıkardı.  1947 yılında ilk soğuk permayı (onaltherma) piyasaya sundu (Wella Firması).  1950 yılında krem biçimli oksidasyon boyalarını çıkardı.  1949 yılında Georg Kramer, bukle permayı yaptı. Çeşitli sarma sistemleri geliştirildi.  1950 yılında tüplerde krem boyalar piyasaya çıktı. Yine aynı yıl Georg Hardy, erkek saçında bıçakla saç kesimine yaygınlık kazandırdı.  1963 yılında Wella Firması, “struktura” adlı bir perma sistemi geliştirdi. Perma maddesi, perma işlemi sırasında asitli alandan alkalik alana geçiyordu.  Kramer’in (1949) dalga sistemi, bigudi ve fönle dalgalandırma teknikleri yeni biçimleme olanaklarını sundu.  Fransız Harby’nin (1950) bıçaklı saç kesme yöntemleri ile 10 yıl sonra İngiliz Sassoon’un sistematik saç modeli ortaya çıktı.  Alagarson gelince örgüler düşüyor. Savaşla birlikte uzun saçın kullanışsız olması, kısa kadın saç kesimini getirdi. Bu moda, çok sevildi ve çeşitli taklitleri yapıldı. Bu kısa saç, yetenek ve fantezi ile yeni ve çok güzel biçimler kazandı.  Erkek, kısa kesimli saçlarının kenarlarını tıraş ettirir ya da yan kısımlar daha uzun bırakılır ve enseye geçiş yapılırdı. Çağımızın sakal biçimleri, çeşitli stilleri taklit eder.

 

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Orijin Kolejinden OKS Sınavı
Orijin Kolejinden OKS Sınavı
Kendi ürünlerimize değer verelim
Kendi ürünlerimize değer verelim