Ahde Vefasızlık İmansızlıktır
İmam Hüseyin Savaş

İmam Hüseyin Savaş

Ahde Vefasızlık İmansızlıktır

03 Nisan 2018 - 16:31

Ebedi hayata intikal edişinin üzerinden 21 yıl geçti... Türk siyasi, askeri ve ekonomi tarihine adı altın harflerle yazılmış bir Başbuğ...

Bugüne kadar Türk siyasetinden genel başkanlık, bakanlık, başbakanlık hatta cumhurbaşkanlığı yapan yüzlerce şahıs geçti. Bir çoğunun adını bile hatırlayan çıkmaz... Ama bu cennet vatanın en küçük vilayetinin en uzaktaki dağ köyüne gidip okuma yazması bile olmayan 80 yaşındaki dedeye “Türkeş kimdir?” diye sorsanız size hemen cevap verecektir.

Çünkü O, son asrın en büyük teşkilatçısıydı... Siyasi teşkilatlanmaya öyle bir yapı getirmiştir ki, her meslek grubuna, her eğitim düzeyine yönelik ayrı ayrı teşkilatlar kurup bu teşkilatları illere, ilçelere, mahallelere ve köylere kadar yayan bilge Başbuğdur O...

Ama Türk milletinin hafızasına Başbuğ Türkeş adının kazınmasının tek sebebi ya da asıl sebebi çok sayıda teşkilat kurup bunu vatan sathına yayması değildir. Başbuğ Türkeş’in adının unutulmaması Türkiye’nin içinde bulunduğu sıkıntılı durumdan kurtulabilmesi için ortaya koyduğu “Dokuz Işık” fikir sistemidir.

Milliyetçilik, Ülkücülük, Ahlakçılık, Toplumculuk, İlimcilik, Köycülük, Endüstri ve Teknikçilik, Gelişmecilik ve Halkçılık, Hürriyetçilik ve Şahsiyetçilik ana başlıklarıyla sayabileceğimiz bu fikir sisteminde Türk töresini, İslam ahlakı ile taçlandırarak önce kendisi verdiği özel eğitim seminerleriyle güçlü bir eğitim kadrosu yetiştirip, sonra da yetişen bu eğitim kadrosunu Türkiye’deki bütün teşkilatlara görevlendirerek tam manasıyla bir eğitim seferberliği başlatmıştır.

İşte bu eğitim çalışmaları sonucu önce ülkücü bir nesil yetiştirmiş, sonra yenileri, yenileri… derken şimdi yapılan ülkücü eylemlerde birçok aileden üç kuşağı bir arada görmek mümkündür.

Yani Cennet Mekan Başbuğ Alparslan Türkeş’in başarısının sırrı eğitime verdiği önemde gizlidir… Türklüğü bedeni, İslamiyeti ruhu olarak kabul eden ülkücüler, fikir sistemlerini Türklük gurur ve şuuru, İslam ahlak ve fazileti ile yoğurarak, yeri geldiğinde mazlumun başını okşayan kadife yumuşaklığında bir el, yeri geldiğinde zalimin kafasına inen çelik bir yumruk olmuştur. Ama kesinlikle ve kesinlikle kime karşı Yavuz, kime karşı Yunus tavrı sergileyeceğini çok iyi tahayyül etmiştir. Çünkü ülkücü, çelik gibi bir iradeye sahip, ölçülü, bilgili, kültürlü ve en önemlisi kararlıdır.

Ülkücü bir konuya inanır ve kararını verirse kimse ülkücüyü kararından döndüremez işte onun içindir ki; Başbuğun yakın çalışma arkadaşlarından ve Türk-İslam Ülküsü eserinin yazarı merhum Seyyid Ahmet Arvasi ülkücülerin bu kararlılığını tarihi bir cümle ile ifade etmiştir; Ve tarih bir günacz içinde kıvrana kıvrana şehadete susamış bir ülkücüden daha müthiş bir silahın keşfedilemediğini yazmak zorunda kalacaktır.”

Ülkücülerin bu hızlı teşkilatlanmasını ve eğitim seferberliğini durdurabilmek, ülküdaşlık hukukunu zedeleyebilmek ve dirençlerini kırabilmek adına Türklük ve İslamiyet düşmanları tarafından defalarca büyük operasyonlar yapılmışsa da, bu kuvvetli yapıya hiçbiri zarar verememiştir.

Merhum Necip Fazıl’ın “Surda bir gedik açtık ki, mukaddes mi mukaddes / Ey kahpe rüzgar artık ne yandan esersen es!”

Sözünü doğrularcasına, ülkücüler kendi aralarında öylesine bir “ülküdaşlık hukuku” tesis etmişlerdir ki, ortaya atılan nifak tohumlarının hiçbiri yeşerememiş, eninde sonunda hepsi kuruyup, çürüyüp yok olup gitmiş, fakat ülkücülük yaşamaya devam etmiştir.

…Ve Başbuğ Türkeş, bu ülküdaşlık hukukunu ilelebet yaşatmanın formülünü de söylemiştir. İşte her ülkücünün kulağına küpe olması gereken o söz; “Türk Milletine Bizans’tan geçme bir hastalık vardır; gevşeklik, laubalilik, dedikodu, fitne, fesat, terbiyesizlik, birbirini beğenmemek, sır saklayamamak, rastgele laf söylemek...
Bu hastalık sizde de var. Bu hastalığı tedavi etmeniz lazımdır. Bu hastalığı tedavi etmezseniz kendinize yol seçiniz. Milliyetçi Harekette bir saniye daha kalmayınız. Benimle dava arkadaşlığı edecekseniz, her şeyden önce vasıflı Türk olmaya mecbursunuz...” şeklindedir.

Cennet Mekan Başbuğ Alparslan Türkeş’in işaret buyurduğu o mel’un hastalığa bulaşmamış olan Şanlıurfa’daki evlatları her sene olduğu gibi yine 4 Nisan’da Sarayönündeki Yusufpaşa Camiinde Yatsı namazında buluşuyor. ”Kendinizi küçük görmeyiniz. Sizler büyük kuvvetsiniz. Vazifenizi hiçbir zaman unutmayınız. Kuvvet birliktir. Dâvamızın geleceği birliktedir. Birlik, beraberlik içinde olmaktır.” Sözüne inanan tüm ülküdaşlarımızla kucaklaşmayı diliyorum.

Bu vesile ile Nizam-ı Alem İlayı Kelimetullah uğruna can veren bütün evlatlarının ve Başbuğ Türkeş’in ruhuna El Fatiha…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar