BAYRAK KANUNU
  • Reklam
İmam Hüseyin Savaş

İmam Hüseyin Savaş

BAYRAK KANUNU

11 Temmuz 2019 - 10:01

Namusumuzun, şerefimizin, hürriyetimizin ve dinimizin teminatı olan ay-yıldızlı şanlı bayrağımız, rengini şehitlerimizin kanından almıştır. İşte bunun için Türk milleti bayrağına her zaman hak ettiği değeri verebilme asaletini göstermiştir.

Türk bayrağı ile ilgili hükümler 29 Mayıs 1936 yılında çıkarılan 2994 sayılı kanun ile belirlenmiş ve daha sonra bu kanun 22 Eylül 1983 tarihinde güncellenerek 2893 sayılı kanun olarak yeniden uygulamaya konmuştur.

Yıllar önce, çocukluktan gençliğe yeni adım attığım sıralarda “Bayrak Kanunu”nu ilk duyduğumda çok şaşırmıştım. “Türk vatanında, Türk devletinde, Türklerin yaşadığı diyarlarda Türk’ün bayrağına kim zarar verebilir ki; bayrağı korumak için kanuna ne hacet” diye düşünmüştüm.

Ama sonraki yıllarda yaşadığımız bazı olaylar bayrak kanununa ihtiyaç olduğu gerçeğini ortaya koymuştur…

Açılımlı, saçılımlı günlerden bir gün pkk uzantısı olan parti gelip Türk Sağlık Sen Şanlıurfa Şubesinin bulunduğu apartmanda seçim bürosu olarak bir daire kiralıyor, birkaç gün sonra apartmanın önünde yüzlerce pkk’lı toplanmış, yürüyüş yapma hazırlığındalar… Emniyet teyakkuz halinde… O sırada Türk Sağlık Sen Şanlıurfa Şubesinin kapısı çalınıyor, o anda şubede tek başına olan Başkan kapıyı açıyor, karşısındaki polis memuru “aşağıda HDP’lilerin toplantısı var, balkondaki bayrağınızı indirin tahrik olmasınlar” diyor… Yiğit başkan cevaben diyor ki; “O balkondaki ay-yıldızlı Türk bayrağıdır, asıldığı yerden inmez, tahrik olan, indirmek isteyen pkk’lıları yukarı yollayın, gelsinler bakalım”

Neyse ki, daha sonraki dönemlerde hükümet yaptığı hatayı anladı ve açılımı buzdolabına kaldırarak, terörle müzakereyi bırakıp, terörle mücadeleye başladı.

Yıllardan beri şehit haberleri geldiğinde veya milli bayramlarda ben evimin balkonuna bayrak asarım ve o bayrak 3 gün balkonda asılı kalır. Hatta sürekli güneş ışığına maruz kalmaktan mütevellit iki bayrağımın rengi solduğundan çekmeceye kaldırarak yenilerini satın almıştım… Şanlıurfa’nın koskoca Bahçelievler mahallesinde benim gibi bayrak asanların sayısı ancak bir elin parmaklarının sayısı kadardı.

Ardından milletçe acısını yaşadığımız ve halen de yer yer yaşamaya devam ettiğimiz 15 Temmuz darbe girişiminden sonra işler tamamen değişti.

O günden sonra bayrak üreticilerinin stoklarındaki bayraklar bitti. Ellerindeki tüm kumaşlarla bayrak ürettiler ve resmen bayrak satışları rekor düzeye ulaştı.

İnsanlar Fetö’cü olmadıklarını ispat etmek için yoğun bir çaba harcamaya başladılar. İmamlar görev yaptıkları camilerin giriş kapılarına ve minarelerine bayrak astı.

Belediye başkanları Fetö’cü olmadıklarını ve hükümetin yanında olduklarını göstermek için meydanlarda ücretsiz olarak onbinlerce bayrak dağıttı.

Bayrağı sevdiğini göstermek isteyen ama parasına kıyıp bayrak almayanlar, belediyelerin dağıttığı ücretsiz bayraklardan kucak kucak evlerine taşıdılar.

Komşusuyla evi birbirine çok yakın olanlar bu bayrakları perde niyetine balkonlarına taktılar.

Urfa’nın kavurucu sıcaklarında arabalarının göğsü çatlamasın diye, döşemelerinin rengi solmasın diye bayraklarla koruma yaptılar.

Artık bayrağı sevenlerle bayrağı kullananlar birbirine karışmıştır. Yolu işgal eden tantunici, 18 yaşın altındaki çocuklara okey oynatan kahvehanesi şehit Ömer HALİSDEMİR’in resmini paravan olarak kullanma edepsizliğini gösteriyordu.

Neticede aradan yıllar geçti, arabaların göğsünde, minarelerin şerefesinde, evlerin balkonlarında ve daha birçok yerde tozlanmış, rengi solmuş, adeta terkedildiği kaderine ağlayan onbinlerce bayrakla başbaşa kaldık…

Evimin yakınındaki bir caminin minaresinde asılı olan rengi solmuş bayrağı görünce ve cami görevlisini uyarmama rağmen bayrağın hala değişmediğini de görünce işte yine aklıma “Bayrak Kanunu” geldi.

Madem ki böyle bir kanun var, bayrağa hak ettiği değeri göstermeyen onbinlerce kişi için neden uygulanmıyor. Cumhuriyet Savcıları bu konuda neden yetkilerini kullanmıyorlar…

İmamlar neden Cuma hutbesinde “Ey cemaat, bayrağınızın kıymetini bilin, bayrağa hak ettiği değeri verin, unutmayın ki bayrağımız olmazsa camimiz de olmaz, dinimizi de yaşayamayız, bilesiniz” demiyorlar…

Öğretmenler okullarda çocuklara bayrak sevgisini aşılamalı, bayraktan nefret eden veya bayrağı herhangi bir kumaş parçası zanneden insanlar toplum tarafından ya ıslah edilmeli ya da dışlanmalıdır. Çünkü bayrağını sevmeyen kişinin ülkesine ve milletine bir faydası olamaz!

YORUMLAR

  • 1 Yorum

Son Yazılar