FİLMİN ADI, "BAŞBUĞ"
Reklam
  • Reklam
İmam Hüseyin Savaş

İmam Hüseyin Savaş

FİLMİN ADI, "BAŞBUĞ"

24 Kasım 2017 - 16:09

1944 senesinde henüz genç bir subay iken Türkçülük fikir sistemi hakkında görüş alışverişinde bulunmak üzere Nihal ATSIZ ile mektuplaştığı için gözaltına alındı. Tırnaklarının sökülmesine varana kadar insanlık dışı bir işkence silsilesinden geçirildi. Bir yılı aşkın bir süre tutuklu kaldıktan sonra beraat ederek ordudaki görevine geri döndü.

60 ihtilali sonrası Başbakanlık müsteşarı olarak görev yapmakta iken, ihtilalcileri eleştirdiği ve Türk milliyetçiliğine davet ettiği için sürgüne gönderildi. Müşavirlik görevi adı altında sürgünde bulunduğu Hindistan’dan 1963 yılının Şubat ayında Türkiye’ye döndü. O zamana kadar teoride kalan Türk milliyetçiliğini pratiğe dökerek kitlelere anlatmak amacıyla, Huzur ve Yükseliş Derneğini kurdu. Derneğin kuruluşundan rahatsız olan şer odakları Mayıs 1963’de Talat AYDEMİR’in yaptığı ihtilal girişimini bahane ederek O’nu gözaltına aldı. Mamak’ta 4 ay süreyle bir hücrede işkence gördükten sonra aynı yıl Eylül ayında takipsizlik kararıyla serbest bırakıldı.

Savunduğu fikriyatın siyasal zemine oturtulmasının elzem olduğunu gördüğünden dolayı, önce üye olarak kayıt yaptırdığı, ardından müfettişlik görevini yürüttüğü Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisine 1965 Kurultayında Genel Başkan seçildi. Partiyi Türk milliyetçiliği fikir sistemine göre dizayn ettikten sonra 1969 kurultayında partinin adını Milliyetçi Hareket Partisi olarak değiştirdi.

Ülke çapında yuvalanarak, üniversitelerde, fabrikalarda, kamu kurumlarında kadrolaşmaya çalışan komünizm tehlikesini zamanında farketmesiyle büyük bir mücadele başlattı. Kendisine inanan gençlerle adeta bir gönüllüler ordusu kurdu. 4 Ocak 1968’de manevi evlatlarından Ruhi KILIÇKIRAN şehit edildi. Ruhi’nin ardından binlerce ülkücü daha şehit edildi. Ne hiç birinin kanı yerde bırakıldı, ne de şehitlerin mevzileri boş kaldı. O, ülkücü evlatlarıyla birlikte bir başbuğ edasıyla kahramanca savaştığı için Türk milleti kendisine Başbuğluk ünvanını layık gördü.

1968 ile 1980 arasında hak ile batıl arasında yaşanan kanlı savaşta kaybettiği evlatlarına olan özlemini; “Çoğu zaman rüyalarıma girerler. Sanki geçit resmi yapar gibi. Gözlerimin önünden geçerler. Oruç Reis ile kol kola yürür Yusuf İmamoğlu, Dursun Önkuzu, Süleyman Özmen, Erdem Arabacı gibiler. Uykularım kaçar, kalkar Cenab-ı Hakka sığınır dualar okurum. Ercümentim gelir aklıma. Mezar bile dar gelmişti yavruma. Mezara sığmamıştı.” diye dile getirmişti.

12 Eylül 1980 ihtilalinden sonra gözaltına alınarak, 4 yıl 6 ay tutuklu kaldıktan sonra yine beraat etti. İçerideyken verdiği talimatla evlatlarına kurdurduğu Muhafazakar Partiyi veto edilince Milliyetçi Çalışma Partisini kurdurdu ve 1991’de siyaset yasağı kalkınca partinin başına geçti. Aynı yıl gerçekleşen seçimlerde Refah ve Islahatçı partilerle ittifak sonucu çıkarılan 19 milletvekili ile kurultayı toplayarak partinin adını yeniden MHP olarak değiştirdi. Ancak birkaç ay sonra 6 milletvekili MHP’den ayrılarak BBP’yi kurdu ve MHP’nin milletvekili sayısı 13’e düştü. O’nun hayalleri yine yarıda kalmıştı. En güvendiği evlatlarından darbe yemişti.

Sonraki seçimlerde baraj geçilemeyince MHP bir daha milletvekili çıkaramadı ama O, yılmadan, yorulmadan ömrünün son gününe kadar ülkücü gençleri yetiştirmeye devam etti. 4 Nisan akşamı 22.45’te ebedi aleme göç ederken tam 80 yaşındaydı.

Evet… Doğru tahmin ettiniz Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ’ten bahsediyorum. Başbuğ Türkeş, 25 Kasım 1917 doğumlu ve yarın doğumunun 100. yılı münasebetiyle 100 bin evladı Ankara’da toplanacak. Belki de yaş itibariyle büyük çoğunluğun hiç görmediği Başbuğlarının fikirlerinin yaşadığını ispat Ankara’da toplanmaları taktire değer bir eylemdir.

Gençler bu eylemi yaparken, orta yaş grubundan ülkücüler ile teşkilatın yetkililerine de tarihi bir görev düşmektedir.

Bu önemli görev “BAŞBUĞ” adını taşıyacak eğitici ve öğretici bir sinema filmidir. MHP ve Ülkü Ocaklarının öncülüğünde oluşturulacak bir tertip heyetiyle ülkücü senaristler, yapımcılar harekete geçirilmeli ve henüz çok geç olmadan Başbuğ ile teşvik-i mesaisi olan ülkücüler de hayatta iken, hiç kimsenin keyfine göre değil tamamen gerçekleri beyaz perdeye yansıtarak bir film yapılmalıdır. Ancak böylece yüzlerce yıl sonra doğacak torunlarımız bile Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ’i tanıma fırsatı bulacaklardır.

Bu vesile ile Cennet Mekan Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ’i doğumunun 100. yıldönümünde fatihalarla yad ediyoruz.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar