Kara gün : 4 Nisan
Reklam
  • Reklam
İmam Hüseyin Savaş

İmam Hüseyin Savaş

Kara gün : 4 Nisan

03 Nisan 2017 - 15:25

Ülkü Ocağındaki görevimi tamamlayıp bir diğer kutsal ocak olan Asker Ocağına geleli 14 ay olmuştu. Görev yaptığım birlikteki denetlemeden dolayı 3 günden beri televizyonlar açılmıyordu.

Denetlemenin son günü olan 5 Nisan 1997 sabah saatlerinde Türkiye’den arayan birinin benimle görüşmek istediği söylendi. Ahizeyi kulağıma götürdüm… Titreyen bir ses tonuyla “Başımız sağolsun” dedi. Konuşan “adam” ülküdaşım, can kardeşim Ertuğrul’du. Ardından, “şimdi ne yapalım” diye ekledi. Kimin öldüğünü söylememişti, ya da söylemeye dili varmamıştı… Ama sanki kulağıma birileri fısıldamıştı, inanılmaz bir biçimde, Türk Dünyasının Başbuğu Alparslan Türkeş’in ruhunu Yaradanına teslim ettiğini anlamıştım… “Ben geliyorum” dedim.

O güne kadar geçen sürede hiç izin kullanmamıştım, yani izin hakkım vardı. Gerekli prosedürü uygulayıp izin kağıdımı imzalattıktan sonra ertesi sabahı bekledim. Akşam mesai bitiminden sonra denetleme  de bittiğinden televizyonlar açılmıştı ve bütün kanallar canlı bağlantılarla bu “kara haberi” duyuruyordu. O gece sabaha kadar oturdum yanıma gelip başsağlığı dileyen arkadaşlarla “Başbuğ” konulu sohbetlere daldık, anılar anlatıldı…

6 Nisan 1997’de günün ilk ışıklarıyla beraber Güngör Komando Taburundan çıkış yaparak bulduğum bir vasıta ile Lefkoşa’ya, oradan bir başka vasıta ile Girne limanına geçtim. 4 saat sonra Taşucu limanına varmıştım. Gece saat 01.30’da Urfa otogarına inerek hazır bekleyen bir ülküdaşımla eve kadar yürüdük. Ailemle hasret giderdikten sonra günün ilk ışıklarıyla birlikte Ülkü Ocakları binasında toplanmaya başladık kısa sürede büyük bir kalabalık toplanmıştı.

7 Nisan 1997 akşamı kiralanan 4 otobüse yerleştirdiğimiz 200 genç ülküdaşımız ile yola çıktık… Dondurucu bir hava ve aralıksız devam eden kar yağışı vardı…

8 Nisan 1997 sabahı Ankara girişinde yolu trafiğe kapatan polis memurları şehir merkezinin araç trafiğine kapandığını yola yürüyerek devam etmemiz gerektiğini söylediler. Kortej halinde Bayındır Tıp merkezine, oradan Kocatepe Camiine yürüdük… Yollarda resmen insan seli vardı, güzergahtaki evlerin işyerlerinin balkonları çatıları, ağlayan, dua okuyan kadın, erkek, genç, yaşlı milyonlarca insan ile doluydu. Ülkü Ocaklarına ait ses sistemiyle donatılmış 4 araç farklı noktalarda konuşlandırılmış, kesintisiz bir şekilde hafızlar tarafından Kur’an-ı Kerim okunuyor, Tekbirler alınıyordu.

Sırtında doğru dürüst bir ceketi, kabanı, ayağında çorabı bile olmadan bir çoğu dar gelirli ülküdaşımız borç-harç bulduğu yol parasıyla gelmişti…

Öğle namazından sonra O’nun mübarek naaşı omuzlarda cenaze arabasına kadar taşındı. Önde cenaze arabası, arkasında Başbuğun ailesi ve teşkilattan yakın çalışma arkadaşları, daha arkada ise sürekli tekbir alan arada bir de “Başbuğum Hakkını Helal Et Bize” diyerek yeri göğü inleten milyonlarca manevi evladı…

Defin işlemi tamamlanıp, tipi altında yürüyerek otobüslerimizin yanına döndüğümüzde akşam ezanı okunuyordu. Kar üstünde kılınan akşam namazının ardından Urfa’ya hareket ettik… Yaklaşık 24 saatten beri bir şey yiyip içmemiştik, açıkçası hiçbirimizin aklına da gelmemişti. Ancak otobüsün içi ısınınca rehavete eren beynimiz midemize sinyaller göndermeye başlayınca açlık hissimizin farkına vardık. Ankara’dan Osmaniye’ye kadar hiçbir tesiste yiyecek içecek namına bir şey kalmamıştı. Ancak Osmaniye’de bir lokantada bulabildiğimiz çorba ile içimizi ısıtabilmiştik.

Otobüslere binerek dönüş yoluna geçtiğimizde genç ülküdaşlarım yorgunluktan uyuyup kalmışlardı. Derin düşüncelere daldım… Böyle bir cenaze töreni, bu kadar kalabalık bir insan topluluğu, üç günde indirilen binlerce hatim, milyonlarca fatiha ve tekbirler az kişiye nasip olmuştur.

İyi bir aile reisi, başarılı bir asker, dürüst bir siyasetçi ve kendinden ziyade ülkesini ve Türk milletini düşünen bir fikir adamı olan Başbuğ Alparslan Türkeş, Cenab-ı Hakk’ın rızasını kazanmış olmalı ki; kendisine böyle bir cenaze töreni nasip oldu. O zaman Cennet Mekan Başbuğ Alparslan Türkeş’in mübarek ruhu şerifleri için Ülkü Ocakları tarafından 4 Nisan 2017 Salı Yatsı namazına müteakip Şanlıurfa Yusufpaşa Camiinde okutulacak Mevlüd-i Şerif’te buluşalım.

20 yıldan beri her sene aynı gün, aynı vakit ve aynı camide okutulan ve geleneksel hale gelen bu mevlütte bütün ülkücülerin kucaklaşmaları dileklerimle…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar