AFRİN OPERASYONU
İsa Güneş

İsa Güneş

AFRİN OPERASYONU

02 Şubat 2018 - 12:53

        Başladı başlayacak derken, gümbür gümbür seslerle Afrin Operasyonu başladı ve bugün itibarı ile 13. gününe girdi. Yine bugün itibarı ile etkisiz hale getirilen PYD ve YPG li sayısı 750’yi geçti. Afrin’in stratejik noktaları birer birer Türk Silahlı Kuvvetlerinin kontrolüne geçmekte ve buralara çoğunluğunu Arap ve Türkmenlerin oluşturduğu Özgür Suriye Ordusu askerleri yerleştirilmektedir. Buraların kontrolü ÖSO askerlerine bırakılmaktadır.

        Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkelerinin bu savaşta baştan beri yapmak istedikleri, Kuzey Iraktan başlayarak Akdeniz’e kadar bir koridor oluşturmak, Irak ve Suriye’deki yer altı ve yer üstü zenginliklerini, bu koridor üzerinden ülkelerine ve uluslar arası piyasalara sürmek, yine bu koridor üzerinden zaman zaman kendi çıkarlarına göre bu bölgeyi dizayn etmektir.

        Türkiye olarak; her ne kadar savaşın başında Suriye politikasında yanlışlarımız olsa da, bu son Afrin operasyonunun gerek zamanlamasında, gerek bölge ülkeleri ile yapılan diplomatik görüşmelerde ve gerekse  gösterilen kakarlı duruş dolayısıyla, istediğimizi sökerek aldığımız kanısındayım. Bu tutum dost ülkeler tarafından takdirle karşılanmış, bu dik duruş bir çok ülkeye ilham kaynağı olmuş, düşman veya dost görünüp düşmanlık eden ülkelere ise rahatsızlık vermiştir. Tüm bunların dışında ve en önemlisi, Emperyalist ülkelerin bölgede ortaya koymak istedikleri oyunları bozulmuştur.

        Bundan sonra sıranın Mümbiç ve diğerlerine geldiğini açık ve yüksek sesle bugünden söylemenin, o bölgede oturan silahsız halkın bölgeyi terk etmesini sağlamak olsa gerek, yoksa neden böyle söyleyip düşmanın önlemlerini, sığınaklarını yapmalarını sağlayıp, neden işimizi zorlaştıralım ki? Şu da olabilir. Uluslar arası kamuoyunun nabzını ölçmek içinde dillendiriliyor olabilir.   Ben tüm bu gelişmelerden bunu anlıyorum.

        Alınan bu bölgelere Türkiye okullar, hastaneler yapmakta, tekrar imarını sağlamaktadır. Tüm bunlardan sonra şunu da net söylemek gerekirse. Tüm bu çatışmalardan, kayıplardan, sıkıntılardan fedakarlıklardan sonra, bu bölgeleri tekrar ESET yönetimine bırakmak, doğrusu çok içime sinmiyor.Tamam kimsenin toprağında gözümüz yok ama, bu bölgede yeni düzen kurulurken mutlaka uzun vadeli çıkarlarımızı gözeten çözümleri sağlamalıyız. Irakta ki gibi sonradan bizi sıkıntıya sokacak oluşumlara kesinlikle izin vermemeliyiz. Güney sınırımızdan kesinlikle emin olmalıyız.

        Son olarak şunu da dile getirmek istiyorum. Orada Ordumuz, askerimiz çarpışırken, kayıp verirken, Şehit olurken aymaz, duyarsız, silik Suriyeli gençlerin sokaklarımızda aval aval dolaşmalarına, dilenmelerine, çöplerden kağıt, plastik toplayıp, boş boş yaşamaya çalışmalarına anlam veremiyorum. Savaş sonrası, orada şu anda çarpışan Suriyeli askerler bunları ülkelerine almasalar haksız olurlar mı? Doğrusu ben olsam bunları vatanıma sokmam. Kalın sağlık ve esenlikle..      

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar