10 yıldır Şanlıurfa'da yaşayanlar halen Türkçe öğrenemedi

Kara, Şanlıurfa’nın bu hale gelmesi ne Suriyelilerin suçu ne de Şanlıurfalıların suçu, tamamen idareyle ilgili bir meseledir.

10 yıldır Şanlıurfa'da yaşayanlar halen Türkçe öğrenemedi

Kara, Şanlıurfa’nın bu hale gelmesi ne Suriyelilerin suçu ne de Şanlıurfalıların suçu, tamamen idareyle ilgili bir meseledir.

10 yıldır Şanlıurfa'da yaşayanlar halen Türkçe öğrenemedi
18 Temmuz 2022 - 17:10

Şanlıurfa zaten ekonomisi çok iyi olan bir şehir değil. Bunun problemi vardı ve ilticalar da adaptasyon süreci vardı, ilk 5 yıl da siz, size iltica edenleri kendi toplumsal sürecinize katmanız lazım. Bunu aştıktan sonra iş çok zor şuanda da bunu aşmış bulunuyoruz ve çok zor iş, adam 10 yıldır burada klima ustası ama Türkçe öğrenememiş. Bu sadece onun suçu değil aynı zaman da adaptasyon sağlayamamak da suç ki bununla ilgili Birleşmiş Milletlerden, farklı ismini bilip bilmediğimiz binlerce yabancı dernekten buralara hem para akışı oldu hem personel akışı oldu
   Cevher KARA Şanlıurfa Gazetesine yaptığı açıklamada ;  Ben en temelinden şöyle bakıyorum olaya, biz sadece yeryüzünün belli bir kısmında yaşıyoruz diye sadece bizim olmaz. Yeryüzü bütün insanlarındır, bütün insanlar yeryüzünün sahibidir ve onun nimetlerinden faydalanma hakkı vardır, bu bir yerde dursun. Şanlıurfa’nın bu hale gelmesi ne Suriyelilerin suçu ne de Şanlıurfalıların suçu, tamamen idareyle ilgili bir mesele. Şanlıurfa zaten Suriye savaşı başlamadan önce de göçle uğraşan bir şehirdi çünkü iç göç alıyordu. Köylerden, ilçelerden, şehir merkezine Eyyübiye, Devteşti bu semtler iç göç ile oluşmuş semtlerdir. Biraz daha geri gitsek yine göçler var örneğin Urfa’da muhacirler diye bir aşiret var, benim annem de muhacirdir, demek ki göç ile oluşmuş bir şehirden bahsediyoruz tarih boyunca.  Burada ki problem insanların göç etmesi de değil burada hem sayı çok fazlaydı, binlerce kişi geldi diğer konu Şanlıurfa zaten ekonomisi çok iyi olan bir şehir değil. Bunun problemi vardı ve ilticalar da adaptasyon süreci vardı, ilk 5 yıl da siz, size iltica edenleri kendi toplumsal sürecinize katmanız lazım. Bunu aştıktan sonra iş çok zor şuanda da bunu aşmış bulunuyoruz ve çok zor iş, adam 10 yıldır burada klima ustası ama Türkçe öğrenememiş. Bu sadece onun suçu değil aynı zaman da adaptasyon sağlayamamak da suç ki bununla ilgili Birleşmiş Milletlerden, farklı ismini bilip bilmediğimiz binlerce yabancı dernekten buralara hem para akışı oldu hem personel akışı oldu, atölyeler vs. hepsi yapıldı ama geldiğimiz yere baktığımız zaman bir arpa boyu yol kat etmemişiz. Ama toplam da şu var ne kadar da Suriyelilerin çokluğu bizim yaşam standartlarımızı düşürse de yer yer sürtüşmeler olsa da çünkü insan tür olarak kendisine benzemeyeni sevmiyor. Devreye ahlak girer, insanlar hakları girer, din girer o zaman ya sever ya sabreder ama içgüdüsel olarak sevmiyoruz yabancıları, tür olarak sevmiyoruz. Ama bugün sevmek zorundayız çünkü biz artık medeni varlıklarız, Suriyeliler burada olduğu için bizim onlara Neden geldiniz? Deme hakkımız bana kalırsa yoktur. Çünkü o adamlarla bizim neredeyse 100 yıldır bir sınırımız var ve bu savaştan öncesine kadar siz Urfa’da bir Suriyeli görüyor muydunuz? Ben görmüyordum, hatta biz gidiyorduk Suriye’ye, ete kadar getiriyorduk, çay getiriyorduk, şeker getiriyorduk ve burada satıyorduk. Ticaret yapıyorduk oraya da faydası oluyordu, buraya da faydası oluyordu. Urfa veya Türkiye onlar için kurtarıcı bir Cennet bölgesi değildi, örneğin bugün bizim Avrupa’ya gitme isteğimiz gibi onlar da öyle bir istek yoktu Türkiye’ye dair. Hiçbir toplumun başına gelmesini istemediğimiz bir şey oldu ve savaş çıktı ve onlar da can havliyle, canlarını kurtarmak için en yakın yerlere gittiler. Ürdün’de de bir sürü mülteci var hem Suriyeli hem Filistinli, Türkiye’de de var. Gidebilecekleri, kaçabilecekleri yerlere gittiler, bugün İran’da da müthiş şekilde Afgan mülteci sorunu var, orada milyonlarca Afgan var bu sadece Türkiyelilerin ve Urfalıların problemi değil, göç, iltica, savaşlar bütün dünyanın problemidir. Bu problemi, problem olduğunu da kabul ederek çünkü problemler hiçbir insanın hoşuna gitmez, benimde hoşuma gitmez ama sonuçta asgari bir insan hakları, asgari bir saygı ve sevgi olmak zorunda beraber bir iş yapılabilir. Suriyeliler Arap’ı da, Kürt’ü de burada daha önceden bağları olan insanlar. Savaştan önce Şanlıurfa’dan diğer Türkiye’de ki şehirlerden Suriye’ye Arapça öğrenmeye, medreseye akın eden binlerce öğrenci vardı. Dediğim gibi ticaret vardı hatta Rakka ile Şanlıurfa kardeş şehir ilan edilmişti, ortak basın Bakanlar kurulu toplantısı yapılıyordu Suriye ile Türkiye arasında bu kadar yakın bir coğrafya’dan bahsediyoruz. Ama biz niye haklıyız? Bir sabah uyanıyorsun binlerce tanımadığın insan var, elbette bunu herkes doğrudan kabul etmeyebilir ama burada iki şeyi düşünmek lazım. Bir, bu insanlar keyfinden gelmedi, iki, bu insanların sevk ve idaresinin devletin sağlıklı bir şekilde yapması lazımdı, bundan sonra olur mu bilmiyorum ama bunun yapılması lazımdı. En azından 3. Ara yol olarak karşılıklı kanaat önderleri sürekli toplanarak, sorunları dinleyerek, diyalogun olmadığı bir yerde ki burada maalesef neredeyse hiç yok. Ve kendi aramızda da yok sadece Suriyeliler arasında problem yok, köylü ile şehirli çatışması Şanlıurfa’da var, ilçecilik var, bunların hepsi var. Bunlar olduğu zaman bir şehir de huzurun temin edilmesi mümkün mü? Başta bunlara bence eğilmek lazım ve sonuca değil sebeplere ve bu sebeplerin oluşturucularına bakmak lazım diye düşünüyorum.dedi.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum