Şanlıurfa Hemofili ve Talasemi Derneği Başkanı Ali Yıldırım, hemofili hastalarına yönelik ilaç kullanım raporlarıyla ilgili mevcut uygulamalara sert tepki göstererek Sağlık Bakanlığı ve yetkili mercilere açık çağrıda bulundu.
Yıldırım, yaptığı açıklamada, hemofili hastalarına yönelik ilaç raporu uygulamalarının hasta hakları ve tıbbi etikle bağdaşmadığını ifade etti. Sosyal Güvenlik Kurumu bünyesindeki SUT Komisyonu tarafından yapılan düzenlemelerin yetersiz, keyfi ve adaletsiz olduğunu savunan Yıldırım, mevcut sistemin hastalar üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu belirtti.
SUT kapsamında normal şartlarda bir yıl süreli olması gereken ilaç raporlarının, herhangi bir gerekçe gösterilmeden üç ay ya da altı aya düşürüldüğünü vurgulayan Yıldırım, bu durumun hastaları sürekli doktor, hastane ve belirli ilaçlara bağımlı hâle getirdiğini söyledi. Bunun tıbbi bir zorunluluk değil, sistematik bir baskı mekanizması olduğunu dile getirdi.
Tedavi sürekliliğinin bir hak olmaktan çıkarılarak tehdit ve kontrol aracına dönüştürüldüğünü belirten Yıldırım, gelinen noktada rekombinant ürünlerin tek seçenek gibi dayatıldığını, plazma kaynaklı ürünlerin ise bilinçli şekilde dışlandığını ifade etti. Oysa bilimsel verilerde plazma kaynaklı ürünlerde inhibitör gelişim oranlarının daha düşük, rekombinant ürünlerde ise bu riskin yüzde 25–30 seviyelerine kadar çıktığının açıkça yer aldığını kaydetti.
Hastaların tedavi tercih hakkının yok sayıldığını vurgulayan Yıldırım, “Bu ürünü kabul etmezsen ilacını yazmam” anlayışının hekimlikle bağdaşmadığını, bunun açık bir dayatma olduğunu belirtti. Bu yaklaşımın tıbbi etik, insan onuru ve kamu vicdanıyla örtüşmediğini söyledi.
Açıklamasında yetkililere sorular yönelten Yıldırım, “Bu rapor zulmü kimin işine yaramaktadır? Hastalar neden tedavi üzerinden rehin alınmaktadır? Kamu bütçesi kimler adına ve hangi çıkarlar için riske atılmaktadır?” ifadelerini kullandı.
Sağlık Bakanlığı’nı derhal göreve çağıran Yıldırım, ilaç raporu uygulamasının kaldırılmasını ya da en az üç yıllık süreye bağlanmasını, hemofili hastalarının tedavi ve ürün tercihlerinin yasal güvence altına alınmasını ve ilaç firmalarıyla kurulan tüm ilişkilerin şeffaf biçimde incelenmesini talep etti.
Yıldırım açıklamasını, “Sağlık sistemi rantla değil, adaletle yönetilir. Hemofili hastaları susmayacak, bu dayatmacı ve adaletsiz düzeni kabul etmeyecektir” sözleriyle tamamladı.