Reklam

Arabamız yatımız katımız yoktu ama huzurumuz vardı

Şanlıurfa Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Yusuf Güler eski bayramlar ve eski urfada yaşayış konusunda Mehmet Fethi Göktepe ile röportaj yaptı.

Arabamız yatımız katımız yoktu ama huzurumuz vardı

Şanlıurfa Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Yusuf Güler eski bayramlar ve eski urfada yaşayış konusunda Mehmet Fethi Göktepe ile röportaj yaptı.

Arabamız yatımız katımız yoktu ama huzurumuz vardı
17 Ağustos 2018 - 18:25

Göktepe; Komşu komşuya insan insana dost, dosta gereken kıymeti verirdi. Biz bir şehrin çocuklarıydık ama bir ev gibiydik. Mahallede bir ölü bir olay olduğu zaman hepimiz ona koşardık bir düğün olduğu zaman hepimiz giderdik onun yardımına giderdik.

Bayramlarımıza gelince muazzam bayramlarımız olurdu. Neden muazzam bayramlarımız olurdu. eski Urfa da şimdiki gibi her şey yoktu. Her şeyde olunca o her şeyin kıymetini bilmek lazım olmayan şeyin kıymetini bilmek lazım. Hiç kimse evine kolilerle yumurta almazdı.

Bayrama gelince kurban bayramı diyelim ramazan bayramı diyelim zaten iki tane dini bayramımız var kurban bayramında herkes 1 hafta 10 gün önce kurbanını alırdı. şimdi ki gibi 2 günü etten kombinadan sağdan soldan almazlardı. Davar bulmak mümkün değildi insanlar davarlarını alırdı hayatlı evlerin içinde ahırlar vardı zerzembeler vardı tandırlıklar vardı.

Misafirler kalktıktan  sonra insanlar kalkar güzel yeni alınmış olan kıyafetlerini giyer ayakkabılarını giyer komşuya yakın akrabaya varsa dedesine nenesine büyük aile evlerine ziyarete giderlerdi.  

aldığımız harçlıklarla leyli ye binerdik akıt alırdık yeşil, yeşil şeyler gelirdi o zamana bakkalardan birer portakal alırdık. Duvara vururduk yumuşatırdık parmağımızla delerdik suyunu içerdik. Bizim yaşantımızdan keyif alırdık. Zevk alırdık ağzımızın tadı bugünkünden daha güzeldi. Arabamız yatımız katımız yoktu ama huzurumuz vardı

SİZİ TANIYA BİLİRMİYİZ?

Mehmet fethi GÖKTEPE , 1952 Şanlıurfa hakim dede mahallesi doğumluyum bir kamu kuruluşundan 32 yıl çalıştıktan sonra emekli oldum. Geldim burada bir kültür evi açtım şahsi olarak Urfa’yı gelen insanlara daha iyi tanıtmak Urfa’nın saklı güzelliklerini geleneklerini adetini örfünü çocuk oyunları mahalli oyunlarını burada gelen insanlara gerek yurt içi gerek yurt dışı olsun burada oturuyoruz anlatıyoruz.Üniversiteden öğrenciler geliyor 2005 yılından kütüphanemiz var yararlı olmaya çalışıyoruz gayemiz Urfa’yı daha iyi tanıtmak Urfa’ya hizmet etmek ekmek yedimiz büyüdüğümüz bu şehri daha güzel tanıtmak için burada bulunuyoruz şuanda.

ESKİ URFA’DAN BAHSEDERMİSİNİZ?

Şimdi eski Urfa bayramlarını anlatmak için eski Urfa’yı bilmek lazım eskiden Urfa böyle değildi Urfa 12 mahalleden ibaretti.  Urfa’nın kendine has sokakları vardı. Mahalleleri vardı. Bu insanlar bu evlerde bu mahallelerde bu işyerlerinde çalışırlardı. Sabah işe gider akşam geri gelirlerdi. Urfa’nın yazı kışını ele almak lazım fakat konumuz bayram olduğu için hemen değinip geçeceğim Urfa da yazın damlarda yatılırdı. Kışın evlerde yatılırdı hayatlı evlerimiz vardı 5,6 odamız var zerzememiz vardı: Şehre dalımız vardı. Gül gibi aile yaşar eğlenir dik  ağlar geçinip giderdi.

ŞANLIURFA’NIN ESKİ BAYRAMLARI NASILDI?

Bayramlarımıza gelince muazzam bayramlarımız olurdu. Neden muazzam bayramlarımız olurdu. eski Urfa da şimdiki gibi her şey yoktu. Her şeyde olunca o her şeyin kıymetini bilmek lazım olmayan şeyin kıymetini bilmek lazım. Hiç kimse evine kolilerle yumurta almazdı.Buz dolaplarımız olmadığı için biz kuyulardan su çekerdik evlerimizde su yoktu evlerimiz temizdi tertibeliydi kahvaltılıydı. Biz o evlerden şimdi apartmanlar güzellikler geldi. Bizim annelerimiz babalarımız kendi biriktirdikleri ile çocuğum daha güzel bir bayram geçirsin diye bize birer tane ayakkabı alırlardı veya can kurtaran ayakkabılar vardı. Plastik  bize bayrama 1 gün kala alırlardı biz bunları yastığımızın altında saklar sabah kalkınca kontrol ederdik acaba var mı yok mu ?

KOMŞU İLİŞKİLERİ NASILDI ?

Komşu komşuya insan insana dost, dosta gereken kıymeti verirdi. Biz bir şehrin çocuklarıydık ama bir ev gibiydik. Mahallede bir ölü bir olay olduğu zaman hepimiz ona koşardık bir düğün olduğu zaman hepimiz giderdik onun yardımına giderdik.  örtüsüne giderdik elbisesine giderdik.

ESKİDEN KURBAN BAYRAMI VE KURBAN KESİMİ NASILDI ?

Bayrama gelince kurban bayramı diyelim ramazan bayramı diyelim zaten iki tane dini bayramımız var kurban bayramında herkes 1 hafta 10 gün önce kurbanını alırdı. şimdi ki gibi 2 günü etten kominodan sağdan soldan almazlardı. Davar bulmak mümkün değildi insanlar davarlarını alırdı hayatlı evlerin içinde ahırlar vardı zerzembeler vardı tandırlıklar vardı. Davarları bunun içine koyarlardı. 1 hafta 10 beslerlerdi çocuklarda o davarlara bakarak bir zevk alırlardı yani bayramın tadını yaşarlardı. Şimdi bayramın tadını yaşayan insanlar var mı ? şimdi annemiz babamız gidip arabadan davarını alıyor. Kesiyor alıp getiriyor bu yoktu. Bizde davarı getirirdik bayramın 1 günü babamız namazdan dönünce babamızın anamızın elini öperdik bayramlaştıktan sonra davarımızı tekbir ile keserdik ve bu islamın emirlerine göre yapılırdı. Etin hepsini kıyma çekip buz dolabına koymak yok tu. veya eti dağıtmamak yoktu. et 3 parçaya bölünürdü bir kısmı fakir fukaraya bir kısmı komşuya bir kısmı ev ahalisine kaldırılırdı. Bunlarda büyük tabaklara koyulurdu. Şimdiki gibi poşet yoktu. Kese kağıtlarına sarılırdı bunu herkes tanıdığına fakire fukaraya yoksula götürür verirdi. İnsanlar bayramı yaşardı. Et dağıldıktan sonra herkes evlerinde oturur muhakkak büyük evlerde yemek yapılırdı. Ne yapılırdı kavurma yapılırdı kesilen hayvandan yapılırdı muhakkak eve misafir gelirdi bu misafirlere ikram edilirdi.

BAYRAM ZİYARETLERİNDEN BAHSEDERMİSİNİZ?

 Misafirler kalktıktan  sonra insanlar kalkar güzel yeni alınmış olan kıyafetlerini giyer ayakkabılarını giyer komşuya yakın akrabaya varsa dedesine nenesine büyük aile evlerine ziyarete giderlerdi.  Ben kendi gittiğim bayram evini hatırlıyorum o zaman bana 35 kuruş bayram harçlığı verilmişti. Her ne kadar bu günkü gibi teknik ileride değilse de ama yaşantımız bundan iyi idi mesela arap meydanında, anzılha gölünün arkasında bamya suyunda, Bağlar başında,  Eyyübiye’nin bir kısmında leyliler kurulurdu. Bu aldığımız harçlıklarla leyli ye binerdik akıt alırdık yeşil, yeşil şeyler gelirdi o zamana bakkalardan birer portakal alırdık. Duvara vururduk yumuşatırdık parmağımızla delerdik suyunu içerdik. Bizim yaşantımızdan keyif alırdık. Zevk alırdık ağzımızın tadı bugünkünden daha güzeldi. Arabamız yatımız katımız yoktu ama huzurumuz vardı. Ne güzel zamanlar geçirirdik mesela bayanların ramazanın 3 günü kurbanın 3 veya 4 günü bayanların leyli Evleri vardı kiminin nişanlısının kimi genç kızını kimi yeni gelini bu leyli Evlerine götürürdü bu evlerde kalırdı meyveler yastıklar bayramın 7 günü keyifler zevkler yapılırdı insanlar eğlenirdi at arabalarına binerlerdi gezerlerdi dağa giderlerdi fakat bir güzellik vardı şimdi sığırda kessek inekte kessek öküzde kessek ağzımızın tadı yok ne kesersek keselim ağzımızın tadı yok.

BİZE ZAMAN AYIRDIĞINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİZ.

BEN TEŞEKKÜR EDERİM BİZE BU İMKANI VERDİĞİNİZ İÇİN..

 

Şanlıurfa’da Nişanlanan erkek, kurban bayramında nişanlı­sına koç gönderir. Boynuzuna kırmızı eşarp ve buna bağlı bir çeyrek altınla süslenmiş olan koç he­diye edilir. Buna "Gelin Kurbanı" denir.  Şanlıurfa yöresinde "kına" ve "sürme" kadınlar ta­rafından kullanılan makyaj malzemesidir. Özellikle kına, düğünlerde gelinin eline yakıldığı gibi bayramlarda ve diğer özel günlerde de el ve ayaklara yakılır.  Şanlıurfalının yaşamının her döneminde müzik mevcuttur. Düğünde, kına ve asbap gecelerinde, bayramda, dağ yatılarında, sıra gecelerinde, arka­daş toplantılarında müzik icrası vardır. Bazı esnafın kendine özgü bir hoyrat söyleyiş (Bahçeci, taşçı ve kalaycı gibi) tarzı olması, yedisinden yetmişine ka­dar hemen hemen her Şanlıurfa'lının müzik toplan­tılarına katılarak türkü, şarkı, gazel ve hoyrat söy­leyebilmesi Şanlıurfa'da müziğin ne derece yaygın olduğunu bizlere göstermektedir.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum