Çiftçiler kendi başlarına terk edildi

Paydaş; ; Normalde İran ve ABD’de tarımsal alanlarda hangi kalemlerin ekileceğini başta ziraat mühendisleri olmak üzere, ziraat odaları olmak üzere çiftçilerle bir diyalog içerisinde o işleri yapmaya gayret ederler.

Çiftçiler kendi başlarına terk edildi

Paydaş; ; Normalde İran ve ABD’de tarımsal alanlarda hangi kalemlerin ekileceğini başta ziraat mühendisleri olmak üzere, ziraat odaları olmak üzere çiftçilerle bir diyalog içerisinde o işleri yapmaya gayret ederler.

Çiftçiler kendi başlarına terk edildi
23 Ocak 2020 - 17:58

İŞ  adamı ihsan Paydaş  Şanlıurfa Gazetesine yaptığı açıklamada ; İran ve ABD’de kendi tarımında başka ülkelerin egemenliğinde değiller. Şimdi o ülkeler hangi alana fıstık ekileceğini, hangi alana badem ekileceğini veya daha doğrusu hangi alana hangi zirai faaliyet gösterileceğini laboratuar üzerinde tespit ederler. Ama maalesef bizde biz bu konuda ülke olarak yetersiziz bölge olarak da çok yetersiziz. Şimdi geçen sene geçen baharda arazilerimizin çoğu fıstık ve bademi uygun olmadıkları için yağmurun biraz fazla yağmasıyla birlikte bir sürü kırk elli atmış yıllık ağaçların hepsinin kuruduğuna şahit olduk. Yüzlerce çiftçimizin yıllardır emekle alın teri ile yetiştirdikleri ağaçlar tam meyve çağındayken hepsi kuruyup halende kurumaya devam ediyorlar. Bu nedir bu işte devletimizin çiftçilerimize ön ayak olmadığı bilgisizlikten kaynaklanmıştır. Örneğin diyelim ki badem ve fıstık biliyorsunuz yatay arazilere uygun değildir. Yatay araziler fazla yağmur yağdığı zaman yağmur suları toplandığı zaman drenajlar da olmadığı zaman arazilerde haliyle o suyun toprakta birikmesi ile ağaç köklerinde çürümeler oluyor mantarlaşıp ve ağaçları kurutuyor.
İran ve ABD’de çiftçilerle diyalog içinde ürünleri ekiyorlar
Paydaş; Normalde İran ve ABD’de tarımsal alanlarda hangi kalemlerin ekileceğini başta ziraat mühendisleri olmak üzere, ziraat odaları olmak üzere çiftçilerle bir diyalog içerisinde o işleri yapmaya gayret ederler. Şimdi ben kendimde bu bölgede iyi bir fıstık yetiştiricisiyim. Bu biraz benim uzmanlık alanıma giriyor. Şimdi bizim en büyük sıkıntılarımızdan biri ne olduğu belirsiz ilaçları ilaç bayilerinin veya ismini başka yerlerde duyduğumuz ilaçlara biz kendi fıstıklarımızı ilaçlıyoruz. Ama bunların nasıl bir tahribat verdiğini nasıl bir tahribat verildiğini mesela diyelim ki bundan yıllar öncesine kadar yetiştirdiğimiz fıstıklarda hiçbir ilaç kullanmadığımız halde fıstıklar çok müthiş bir gelişme gösterirlerdi. O zaman şimdiki şartlarda yoktu yani fıstıklarda sulama diye bir şey de yoktu bademlerde sulama da yoktu. Şimdi en üst teknoloji ile biz yetiştiricilik yaptığımız halde ağaçlarda kara zeng dediğimiz, şekerleme dediğimiz bir sürü hastalıklar mevcut bir sürü hastalıklar oluşuyor. Her sene bir şeye muzdarip oluyorlar. Halbuki yabancılar bu ürettikleri ilaçlarla tarıma ciddi zararlar veriyorlar ki ilacı atıyoruz o ilacı attığımız zaman onun üzerindeki kara zengi veya şekerlemeyi meydana getiren sivri sineklerin imhası ile alakalı atıyoruz bir hafta sonra gidiyoruz aynı sivrisinekler misliyle peydahlanmış. Yani şunu demek istiyorum burada biz kendi ilacımızı, kendi tohumumuzu, kendi çiftçiliğimizi, kendi üretimimizi dışa bağlı başta İsrail olmak üzere onlara bağlı kalmadan yapabilirsek mesele yok. Ama inanın ben daha öncede dile getirmiştim birkaç yıla kalmaz hem pamuk sektöründe, hem hububat sektöründe, hem ağaç sektöründe biz bunların ilaçları ile çık ciddi kayıplara maruz kalacağız. Çünkü her verdikleri ilaç bir takım böcekleri öldürürken arkasında o ilacın kalıntıları ile başka böcekler çoğalıyor. Onun için yani bitkide bir canlıdır. Yılda bir iki ilaç verilirken şimdi dört beş bazı çiftçi arkadaşlarımız ile konuşmalarımızda altı yediye kadar ilaç veriyor. Bu ilaçları verdikleri zaman haliyle ağaçta hastalıklar, mantarlar ve çeşitli hastalıklar meydana getiriyor. Bir sürü ağaçta kurumaya mahkum oluyor.  Onun için eğer devlet gerçekten bu konu da ciddiyse devletimizin bu konuda çiftçilerimizin yanında olması lazım. Çünkü çiftçiler bu konuda çok yetersiz. Yani size soruyorum bu topraklarda kaç tane çiftçi gerçek anlamda mühendisleriyle çalışıyor. Kaç tane mühendis gerçek anlamda o araziler o fıstıklar üzerinde laboratuar deneyleri sonucunda çiftçiye bilgi veriyorlar. Nitekim bu ilaçlar İsrail’den getiriliyor onlara verilen reçetede de bu ilaç buna kullanılır bu ilaç şuna kullanılır deyip o ilaçları bize kullandırtıyorlar.  Ama bilimsel çalışması Türkiye içerisinde var mı? Yok. Şimdi gelelim Amerika ve İran’a bunlar evvela bahsettiğim gibi mühendisler birliğinde yani her bir ağaca ne kadar gübre verileceğini ilaç zamanı, sulama zamanı, sulama sistemleri, ekim sistemleri, arazinin konumu, hem konum itibariyle hem de iklim itibariyle bunların hepsi devletin geliştirmiş olduğu tarımsal politikalarla bunlar en üst düzeyde verimlerini alıyorlar. Ama İran veya Amerika kendi ilacını kendi laboratuarın da üretirler. Onlar bizim gibi dışa bağlı değiller. Bunlar üzerinde araştırmalar yaptım ben yani o insanlar o ülkeler gerçek anlamda tarımsal faaliyetlerini gelişimini çiftçilerin üretiminin artışıyla ilgili samimiyetle ön ayak oluyorlar. Ben bunu gerçek anlamda Türkiye’de göremiyorum. Çiftçilerimiz birkaç tane mühendise söylemişizdir, tarım ilçelerine söylemiştir, il tarıma da söylemiştir bu konular da bir sürü şikayette bulunmuşuzdur. Ama hiçbir zaman bunlar üzerinde herhangi bir çalışma yapılmadı.
On, on beş yıla kalmaz başta Güneydoğu olmak üzere Türkiye’nin tarımsal politikasını iflas ettireceklerdir
Paydaş; Çiftçiler haliyle kendi başlarına terk edildi. Şimdi eskiden diyelim ki ağaç yetiştirilmiş, ağaçta ciddi gelişmeler sağlarken şuan aynı fıstık ağaçlarında o gelişmeyi biz göremiyoruz. Ama bu aksaklıklar olduğunda da hiçbir zaman devlet çiftçinin yanında olmamıştır. Bizim yanımızda olmamıştır. Ben şuanda bu bölgede on beş bin ağaç yetiştiriyorum. Benden daha çok ülkeye katkısı olacaktır bunların. Ama hiçbir zaman devlet benimle herhangi bir diyaloga girmedi. Tarım ilçelerindeki mühendisler hiçbir zaman araziye çıkmadılar. Ağaçlardaki hastalığı şikayet etmemize rağmen, sorunları onlara aktarmamıza rağmen hiçbir zaman yanlarımız da onları bulmadık. Burada ey İsrail ey Amerika ile olmuyor bunlar. Sen ne zaman geldin ey mühendisler gidin çiftçimizin yanında durun dediğiniz zaman o zaman senin veya bu ülkenin çiftçileri ile gerçek anlamında bir samimiyet içerisinde olduğuna biz kanaat getiririz. Aksi takdirde biz her geçen gün daha da o hani meşhur dış güçler var ya, işte biz daha da o dış güçlerin egemenliği altına gireceğiz. Adamlar bizim ülkemizin onda biri olmamasına rağmen toprakları bu bölgemizin sadece şuanda onlar ülkelerini bitirdi bu seferde bizim tarıma el attılar. Emin olun bunu bir kez daha söylüyorum burada yayınlansın. On, on beş yıla kalmaz başta Güneydoğu olmak üzere Türkiye’nin tarımsal politikasını iflas ettireceklerdir. Türkiye’nin gerek hububatta, gerek fındık fıstıksal anlamda hepsini dibe vuracaklardır.    Dedi.
          Dünya üretimi
Dünyada antepfıstığı üreten ülkeler genellikle kuzey yarımkürede bulunmaktadır. Bu ülkeler arasında İran, A.B.D. ve Türkiye üretim miktarı yönünden uzun yıllardır ilk üç sırayı paylaşırken, son yıllarda ABD’de antepfıstığı üretimine büyük hız verilmiş ve ülkemizden çok daha fazla üretim miktarına ulaşmıştır.
           Türkiye Üretimi
 
   Birçok bitki türünde olduğu gibi ülkemiz, antepfıstığının da gen merkezlerinden biridir. Türkiye'nin 56 ilinde antepfıstığı yetiştiriciliğine rastlanmakla beraber ağırlıklı üretim Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yapılmaktadır. Nitekim Ülkemizin antepfıstığı ağaçlarının %90'ı Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Siirt'te bulunmaktadır.
 
   Antepfıstığı anaçları çoğunlukla Güney ve Güneydoğu Anadolu’da olmak üzere İç Anadolu ve Doğu Anadolu’nun bazı bölümlerinde bulunmaktadır. Antepfıstığı ağacı kışları oldukça soğuk ve yazları da oldukça sıcak olan çok özel iklim koşullarına gereksinim göstermektedir. Bu nedenle Türkiye’de ve Dünyada yetiştiricilik için uygun alanlar sınırlıdır.   Yurdumuzda antepfıstığı üretimi genellikle diğer kültür bitkilerinin yetiştirilmesine elverişli olmayan kıraç, taşlık ve meyilli yerlerde yapılmaktadır. Bu ürünün yetişebilmesi için ülkemizde halen geniş saha ve aşılanmaya uygun 60 milyon adet dolayında yabani antepfıstığı bulunmaktadır. Ayrıca yabani antepfıstığı ağaçları arasındaki boşluklara da yaklaşık 52 milyon adet fidan dikilebileceği tespit edilmiştir. Aşılama Mayıs-Temmuz ayları arasında yapılmaktadır.Antepfıstığı üretiminde düzenli bir artış sağlayabilmek amacıyla Gıda Tarım ve Hayvancılık ve Bakanlığı’nca yürütülen proje ile öncelikle mevcut aşılanabilir yabani ağaçların değerlendirilmesine ağırlık verilmektedir. Yabani ağaçlar aşılamadan sonra 4-5 yıl içerisinde ekonomik verime geçerken, çöğürden kurulan bahçelerin ekonomik verime yatmaları için 12-15 yıl beklemek gerekmektedir.
            Diğer yandan antepfıstığı üretimini artırmak amacıyla periyodisiteye daha dayanıklı ve gösterişli olan Siirt türü üzerinde çalışmalar da sürdürülmektedir.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum