Benzin, otogaz, mutfak tüpü, ekmek, elektrik, su gibi zorunlu harcamalarımızın gelen zamlarla neredeyse fiyatların tamamının ikiye katlandığı AKP Hükümetleri döneminde eskiden 'Ortadirek' diye adlandırılan fakat orta direği de kırılınca damı başına göçen insanların, yani dar gelirlinin, yani işçi, memur ve küçük esnafların tamamı ayaklarına vurulan ekonomik prangayla enflasyon canavarına karşı mücadele vermeye çalışmaktadır.
Enflasyonun tavan yaptığı, hatta tavanı delip uzaya vardığı günümüzde, Türkiye'de zengin ile fakir arasındaki mesafe günden güne büyümektedir. AKP Hükümetinin uyguladığı ekonomik politika ile zengin daha da zenginleşmekte, fakir ise ekmek bile bulmakta zorlanmaktadır. Fakirin gözü, kendisinin hakkını yiyerek zenginleşen mutlu azınlıkta olduğu halde, zenginlik ölçü değerlerini alt üst edecek derecede bir maddi varlığa ulaşan yeni yetme zenginler, fakiri-fukarayı görmezden gelmektedirler. Daha da zenginleşmek için her yolu mubah gören, devletin bütün imkanlarını kendilerine, yandaşlarına, yalakalarına, destekçilerine seferber eden ahlak ve inanç fukarası bazı siyaset yosmaları milyonlarca insanın hakkı olan payı tek başına götürmüştür.
Hastane katkı payını ödeyemediği için, -yüreğine taş basarak- çoluk çocuğunun sağlık sorunlarını dikkate almayan, tedavilerini hep erteleyen, kırtasiye masraflarını karşılayamadığı için öğrenci evladını okuluna gönderemeyen, okul katkı parasını ödeyemediği için öğretmenin karşısına geçip çocuğunun durumunu sormaya utanan, küçük çocuğuyla sokakta yürürken bakkalın, marketin, oyuncakçının önünden geçmemeye özen gösteren, reklamlarda çıkan çocuklara yönelik her ürünü karalamak-kötülemek için kalıptan kalıba giren, eşinin giyim-kuşam gibi gayet insani taleplerine bile cevap veremediği için akşamları evden kaçmanın veya erken yatmanın yollarını arayan, yorganın atlına girince gözyaşı pınarlarını boşaltan, aile reislerinin sayısı her gün biraz daha çoğalmaktadır. Dolayısıyla bu aile reislerinin 'Reis'lik vasıfları artık tartışmaya açık hale gelmiştir.
Ülke nüfusunun büyük çoğunluğunu oluşturan dar gelirli kesimden bazılarının, bütün bu sorunları düşünmekten olsa gerek zaman zaman akıl zemberekleri boşalıyor ve gazetelerin üçüncü sayfalarına cinayet, intihar gibi haberlerle konu oluyorlar.
Eskiden; okuyan, yazan, düşünen, devlet ve millet meselelerine kafa yoran dar gelirli kesim son zamanlarda kredi kartı, borçlarını, tüketici kredisi borçlarını, tefeciye ödemesi gereken faizleri, ay sonunu getirebilmek için nereden borç alacağını düşünmekten başka işe vakit ayıramaz hale gelmiştir.
Açlığa, yokluğa ve yoksulluğa mahkum edilen eskinin dar gelirlisinin bu hali emperyalizmin ve ülkemizi yöneten AKP Hükümetinin işine gelmektedir. Çünkü,
Tok olan, cümle cihanı tok sanır,
Aç olan, cihanda ekmek yok sanır!
Açık ve yoklukla mücadele eden insanların fikir teatisinde bulunamayacağı, bulunsa bile bunların fikirlerine, görüşlerine kimsenin itibar etmeyeceği bir gerçektir.
Kıymetli okurlarım bakınız, 12 Haziran 2011 Genel Seçimleri yaklaşmakta iken Şanlıurfa'dan bir kısmı milletvekili olabilmek, bir kısmı ise başka düşüncelerle ortaya çıkan 400'e yakın milletvekili aday adayının harcadığı paralar dudak uçuklatacak cinstendir. Bu kadar sınırsız bir bütçe ile ortaya çıkan bu aday adaylarının gerçek düşüncelerinin millete mi hizmet etmek, yoksa bir koyup beş almak mı olduğu son derece aşikardır.
Madem ki, elinizde - menşei belirsiz de olsa - böylesine sınırsız bir servet vardı da, Şanlıurfa'ya nasıl bir yatırım yaptınız. Nasıl bir ticarethane, fabrika, çiftçik, kooperatif kurup bu şehrin kaç işsizini istihdam ettiniz. Çöplerden ekmek, pazarlardan artık toplayan insanların sayısını azaltmak için nasıl bir gayret sarf ettiniz. Şimdi seçim bürolarınızda yüzlerce kişiye çay ve yemek ikram etmekte, araçlarına benzin, ceplerine harçlık koymaktasınız… Bugüne kadar nerdeydiniz; başta Gönüllü Kuruluşlar Aşevi olmak üzere hangi sivil toplum kuruluşuna yardım elinizi uzattınız. Uyuşturucu, uçucu madde, kumar, hırsızlık, kap-kaç, terör gibi hangi sosyal ve toplumsal yaraya parmak bastınız… Parasızlık yüzünden okuyamayan kaç öğrenciye burs verdiğiniz. Sayın aday adayları kusura bakmayın, eğer bunları yapmadıysanız, bu millet size inanmayacak, sahte gülüşlerinize, hal hatır sormanıza, yardımsever gibi görünme rollerinize kanmayacaktır.
Fakat, seçmenin büyük çoğunluğunu oluşturan kesim ayaklarına takılan ekonomik prangalar yüzünden bu olup bitenleri iyi analiz edebilecek durumda değildir. Geçim derdinden başını kaldırıp, ülke sorunlarına bakamamaktadır. Gelir dağılımındaki adaletsizlik günden güne artmakta, millet olarak toplumsal patlamaların eşiğine gelmekteyiz. Ama yine de düşünemiyoruz, çünkü düşüncelerimize ipotek konulmuştur.
Sayın aday adayları; halkın büyük çoğunluğunun açlık sınırında yaşamasından dolayı sizleri eleştirecek, anlattıklarınızı yalanlayacak, geçmişteki vurgunlarınızı ifşa edecek, adaletsizliklerinizi gözler önüne serecek ve ikiyüzlülüğünüzü yüzünüze bir tokat gibi patlatacak kimse yok çünkü, milletimizin düşüncelerine ipotek konulmuş. Yani meydan boş, ee hazır meydanı boş bulmuşken 6 gün daha at koşturun, 6 gün daha milletvekilliği rüyası görmeye devam edin, herhalde o ceylan derisi koltuğu rüyada görmek bile güzeldir.