El dokumacılığı mesleği devam etmeli (Videolu Haber)

Şansal, el dokuma halılar el emeği göz nuru dur bu meslek bugün bir kilimi, halıyı ele alalım bir halı kolay üretilmiyor.

El dokumacılığı mesleği devam etmeli (Videolu Haber)

Şansal, el dokuma halılar el emeği göz nuru dur bu meslek bugün bir kilimi, halıyı ele alalım bir halı kolay üretilmiyor.

El dokumacılığı mesleği devam etmeli (Videolu Haber)
18 Mart 2020 - 18:37

El emeği ve göz nuru Kilim ve halıları satan HALİL ŞANSAL ,Ben burada yarım asırdır 50 senelik bir esnafım burada el dokuma halı kilim işi yapıyorum. Mesleğimiz çok güzel bir meslektir. Bu mesleğin incelikleri tarihi olmasıdır. Yüz yüz elli yıllık kilim halılar var. Çok değerli kilim halılardır.  Ayrıca bu meslek yapıldığı zaman daha cazip geliyor yabancılar mesela buraya geldiği zaman hakikaten bu mesleği gördükleri zaman hayran kalıyorlar. Neden diyecek siniz el emeği göz nuru dur bu meslek bugün bir kilimi, halıyı ele alalım bir halı kolay üretilmiyor. Nereden baksanız bir halı bir-bir buçuk ayda üretiliyor şimdi ondan sonra bir kilim bir ayda üretiliyor nasıl üretiliyor derseniz mesela bu teknik çağında adam düğmeye basıyor günde elli tane fabrikasyon halı üretiyor. Şimdi bir turist, yabancı geldiği zaman bu malı aldığı zaman zevkten alıyor niye çünkü bir emek, bir kültür var bu meslekte. Ayrıca bu mesleğin devam etmesini şahsen ben istiyorum çünkü bugün bu meslek geriye gidiyor. El dokunması neredeyse hakikaten kritik yıllarını yaşıyor yapılmıyor giden mala biz acıyoruz bir daha o malı yerine koyamıyoruz. Yani onun için üzülüyoruz. Şanlıurfa da bu bulunduğumuz mekân sipahi pazarı yani tarihi bir çarşı eskiden yabacılar çok gelip gidiyorlardı. Her nedense buranın reklamı yapılmıyor.  Eski cazibeyi biz bulamıyoruz yani. Eski işlerin olması için yani bize yardımcı olmalarının istiyoruz ve maalesef bize yardımcı olanlarda yok. Gerçekten insan düşündüğü zaman bu malları şahsen ben sattığım zaman üzülüyorum yani bir daha yerine koyamıyorum. Halkın talebi baya şimdi bu meslekten anlayanlar için dediğim gibi cazip geliyor çok seviyorlar. Çünkü bu meslek öyle bir meslek ki mesela adam geliyor bir kilim alıyor bir halı alıyor zevklen alıyor seve seve alıyor. Çünkü başka zaman sorduğunda ikinci halıyı kilimi bulamıyor.Bir halıyı güzel kullandığın zaman o halıyı 50 sene kullanabilirsin. Sağlık açısından baya faydalıdır. Doktorlar bile tavsiye ediyorlar. El işi ondan sonra yün halısı insanlara çok faydalı olduğunu söylüyorlar. Gerçekten öyle yani bir maneviyatı var.Koyun Yünden yapılıyor özellikle Şanlıurfa, iç Anadolulun kayseri Konya yünlerinden yapıyoruz.  Yabancılar daha çok alıyor yabancılar mesela yerli turistler İstanbul dan Ankara dan İzmir den  batıdan gelen alıyor.Vallahi mesleğimizin gelir kaynağı mal bulunmuyor mal da mesela üretim yok. Yetkililerden beklentimiz bize yardımcı olsunlar en azından bu sipahi pazarını tanıttırsınlar yabancıları buraya yönlendirsinler.dedi.
HALI VE KİLİM DOKUMACILIĞININ TARİHİ
Halı ve kilim dokumacılığının tarihi Dokuma tekniğinin ilk olarak ne zaman ve nerede başladığı tam olarak bilinememekle birlikte, genel olarak Orta Asya’da başladığı yönünde kaynaklar vardır. Bu bölgede yaşayan yerliler, ki göç eden bu kabilelere yörük ya da göçebe kabileler denilmektedir, büyük bir nüfus patlaması neticesinde Asya’nın batılarına göç edip kendilerine yaşamak için daha uygun alanlar aramaya başladıklarında göçebeler şiddetli bir çok hava koşullarına maruz kalmışladır. Bu nedenle çadırlarını kurmak için keçi yünü kullanmaya başlamışlardır. Keçi yünü koyun yününe nazaran çok daha uzun ve sıkıdır. Düz dokuma tekniği bu anlamda ilk defa göçebe tenteleri yapmak için kullanılmıştır. Daha sonraları, bu göçebe insanlar çadırlarının toprak zeminindeki rutubetten kendilerini koruma ihtiyacı duymuşlardır. Bu yüzden düz dokuma tekniğinin aynısını kullanarak “Kilim” adını verdikleri zemin kaplamalarını üretmişlerdir. Yaşadıkları bu alanda pagan inanışlar hakim olduğu için düz dokuma motiflerinin çoğu tapınılan bir takım sembol betimlemelerini yansıtırdı. Bir süre sonra dokuma sanatı gelişti ve günlük yaşamda kullanılan bir çok eşya; örneğin ulaşımda kullanılan at veya develerin eyer çantası gibi, dokuma olarak yapılmaya başlandı.ilk düğüm atılmış pile halıların ne zaman ve nerede dokunduğunu hiç kimse tam olarak bilemektedir. Ancak hayatta kalmayı başaran en eski pile halı Altay dağlarının Pazırık vadisindeki bir Sycthian prensinin mezarında keşfedilmiştir. İlk kez Sibirya’da bir rus arkeolog tarafından 1947'de sergilenmiş ve şu anda da Leningrad’daki Hermitage Müzesi’nde sergilenmektedir. Bu halı Türk çift düğümü ile dokunmuş olup metrekaresinde 347.000 düğüm bulunmaktadır. Boyutları 3,62 m2 olan bu halıya yapılmış olan incelemeler neticesinde İsa’dan Önce 5. yüzyıla ait olduğu ortaya çıkmıştır. Pazyryk, diğer ismiyle Altay halısı oldukça gelişmiş bir görünüme sahiptir ve bu sebeple de dokumacılığın uzun bir geçmişe sahip olduğunun kanıtı niteliğindedir. Türk halıları, ister düğümlü ister düz dokuma olsun, Türkler tarafından üretilmiş bilinen en mükemmel sanat biçimidir. Orta Asya’dan Türkiye’ye kadar tüm Türkler arasında halı dokuma sanatının yaygınlaşmasının çevresel, sosyal, ekonomik ve dinsel nedenleri bulunmaktadır. Yüzyıllar boyu Türklerin yaşamış olduğu coğrafi bölgeler ılıman hava ikliminin bulunduğu alanlardı. Gündüz ve gece, yaz ve kış sıcaklık farkları oldukça değişkendi. Türk göçebeler, tarımsal alanlarda ya da kasabalarda kurdukları çadırlarda ya da büyük şehirlerdeki büyük evlerde yaşıyorlardı ve kendilerini soğuk havanın etkilerinden korumak için yerleri bazen de duvar ve girişleri halılarla kaplıyorlardı. Halılar her zaman pamuk ya da yün, nadiren de ipek eklemeleri el yapımı olurdu. Bu halılar soğuğa karşı doğal duvar görevini görmekteydiler. 16. yüzyıl başlarında Avrupalı neredeyse her prensin kendine ait özel bir koleksiyonu vardı. Viyana’da insanların kilim almasına ise ancak 1671'den sonra izin verilmeye başlanmıştır. Türklerin Viyana’yı terk etmesinden sonra birçok Türk kilimi çadırlar içinde bırakılmıştır. Bu sayede güzel Türk halıları Avrupa halkı tarafından tanınmıştır. Bir süre sonra ise Avrupalı kral ve kraliçeler şatolarını ve saraylarını ziyarete açmışlardır. Bu da Türk kilimlerine olan ilgiyi arttırmış ve bu sayede kilimlere olan talep de artmıştı. 19. yüzyılda İstanbul’un Kumkapı, Topkapı ve Üsküdar gibi bölgelerinde saray halısı atölyeleri açılmaya başlanmıştır. 1891 de ise Sultan Abdülhamit II Hereke’deki atölyelerin sayısını ve büyüklüğünü arttırmıştır. Bu sayede Hereke’deki halı dokumacılığı çeşitlilik kazanmıştır. Bu gelişim süresince Orta Asya’dan Anadolunun ovalarına ve kıyı şeritlerine kadar Anadolu kilimleri saflığını ve karakteristik özelliklerini korumayı başarmıştır. Türk saray kilimleri Türk egemenliğideki kaynaklardan esinlenmiş olup Türk standart ve gereksinimlerine göre değişikliklere uğramıştır. Bu süreç içerisinde kilimler Avrupa’da da hakettikleri yere ulaşmıştır. Hereke, Uşak ve Bergama gibi bölgelerin kilimleri zaman içinde ünlenmiştir. Anadolu kilimlerinin tasarım, renk ve sembolleri inanılmaz bir şekilde zengindir. Bu kilimler günümüzde 750den fazla köyde dokunmaktadır.
 
 
 
 

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Ayşegül demir
    1 ay önce
    Savan kilim işleme atölyesini bulamıyoruz yardımcı olabilir misiniz