Fiyat artışları Şanlıurfa esnafını etkiledi (Video Haber)

Nihat TIRPANCI ve Mehmet ÇAKIRCA Şanlıurfa Gazetesine esnafın ekonomik sıkıntıları anlattı.

Fiyat artışları Şanlıurfa esnafını etkiledi (Video Haber)

Nihat TIRPANCI ve Mehmet ÇAKIRCA Şanlıurfa Gazetesine esnafın ekonomik sıkıntıları anlattı.

Fiyat artışları Şanlıurfa esnafını etkiledi (Video Haber)
15 Ağustos 2022 - 18:50

              TIRPANCI;  . Vatandaş diyor ki, benim cebime ne girecek, aşağıda dolar var denince kaçarak gidiyor cebinde ki parayla 100 dolar alıyor. Sen 100 dolarla ne kazanacaksın? 20 lira kazanacaksın ama devlet olarak, millet olarak ne kaybediyoruz biz buna karşılık 100 milyon dolar kaybediyoruz. Bu ekonomik sorunlarımız vatandaşlardan da kaynaklanan bir durumdur, almayacaksın kardeşim, döviz bizim paramız mı? Değil, biz Türk lirasından kazanç elde edip döviz ile yaşayan tek topluluk biziz her şeyi dövize bağlamışız ama Türk parasıyla harcama yapıyoruz.
Türkiye’nin bu kadar mülteciyi ayakta tutabilme gibi bir ekonomisi yok. Bu sorunların hepsi 2007 – 2008 dönemlerinde yaklaşık olarak 1 dolar 1 liraya yakındı, kimse dolar almıyordu, döviz almıyordu. Ne oldu daha sonra Suriyeliler geldi, para harca harca şimdi de ekonomiyi toplayamıyoruz bunun tek sebebi budur. Kimse kızmasın ama bence bu ekonomik sorun Suriyelilerden dolayı kaynaklandı, ekonomimiz bu kadar insanı kaldırmaya gücü yetmiyor. 

              ÇAKIRCA; Benim yaşım 40 şuanda, kesinlikle bu yaşıma kadar döviz de bu denli bir artış görmedim ben, ben evlendiğim zaman arkadaşım bana yarım altın takmıştı, şuan bakıyorum bir düğün olsa yarım altın takmak çok zor bizler için. Altın fiyatlarına bakıyoruz gerçekten evlenecek olanlara Allah yardım etsin. Zamların sebebine gelirsek bence kesinlikle üretimin olmamasından kaynaklanıyor, baktığımız zaman hazır yiyici olmuşuz, sen evde oturup sürekli yersen elindeki yiyecekler bitince mecburen borç alacaksın.
Karaköprü’ye yaklaşık olarak Karaköprü buradan 6 – 7 kilometre, git gel yapınca ortalama 15 kilometre. 10 lira masrafım oluyordu, 40 lira benim cebimde kalıyordu böylelikle hem müşteri memnun oluyordu hem ben memnun oluyordum ve böylece günde 3 – 4 tane iş yapınca beni kurtarıyordu. Ama şuana baktığımız zaman benim Karaköprü’ye gidip gelişim sadece benzin masrafım 50 lira dedi.

TÜRKİYE’NİN BU KADAR MÜLTECİYİ AYAKTA TUTABİLME GİBİ BİR EKONOMİSİ YOK.

Nihat TIRPANCI Şanlıurfa Gazetesine yaptığı açıklamada ;  Bu zor günlerimiz de maalesef vatandaş sadece kendi cebine gireni düşünüyor, vatandaş toplumun, milletin, devletimizin cebine girecek olanı düşünmüyor. Vatandaş diyor ki, benim cebime ne girecek, aşağıda dolar var denince kaçarak gidiyor cebinde ki parayla 100 dolar alıyor. Sen 100 dolarla ne kazanacaksın? 20 lira kazanacaksın ama devlet olarak, millet olarak ne kaybediyoruz biz buna karşılık 100 milyon dolar kaybediyoruz. Bu ekonomik sorunlarımız vatandaşlardan da kaynaklanan bir durumdur, almayacaksın kardeşim, döviz bizim paramız mı? Değil, biz Türk lirasından kazanç elde edip döviz ile yaşayan tek topluluk biziz her şeyi dövize bağlamışız ama Türk parasıyla harcama yapıyoruz. Altın yükseliyor adam cebinde ki parayla kaçarak gidip altın alıyor neymiş ben kendime güvenceye alıyorum. Sen kendini güvenceye alıyorsun, öbürü kendini güvenceye alsın da peki parası olmayan kendini nasıl güvenceye alacak? Bizim tek kurtulma şansımız nedir, kendi paramızla alışveriş yapıp Türk lirasıyla yaşayacağız, biz neden dövizle yaşıyoruz? Bu dövizin yükselmesinde ki en büyük temel unsurlardan birisi de bunu geçmişte de dile getirdim, şimdi de dile getiriyorum, Türkiye’nin bu kadar mülteciyi ayakta tutabilme gibi bir ekonomisi yok. Bu sorunların hepsi 2007 – 2008 dönemlerinde yaklaşık olarak 1 dolar 1 liraya yakındı, kimse dolar almıyordu, döviz almıyordu. Ne oldu daha sonra Suriyeliler geldi, para harca harca şimdi de ekonomiyi toplayamıyoruz bunun tek sebebi budur. Kimse kızmasın ama bence bu ekonomik sorun Suriyelilerden dolayı kaynaklandı, ekonomimiz bu kadar insanı kaldırmaya gücü yetmiyor. Düşünün örnek vermek gerekirse, bir evde sen bir çocuğa bakabiliyorsan bir çocuk yapabilirsin ama sen tutup da 10 tane çocuk yaparsan ve 10 tane çocuktan da 100 tane torun doğarsa ne olur? Babanın bütçesi ne o çocuklara ne de o torunlara yetmez bu sefer. Devlet de aynı sistem bence, biz zaten 80 milyon insanız Suriyeliler de sürekli çocuk yapıyorlar lütfen bir bakın bunlar geldiklerinden beri ne kadar çocuk dünyaya getirmiş? Biz kendimize bakamazken yetmiyor Suriyelilere bakıyoruz, yetmiyor çocuklarına bakıyoruz, yetmiyor yarın bunların bir de torunlarına bakacağız. Bu ekonominin bu hale gelmesinin en büyük unsurlarından biri, Suriyeliler sorunuydu. Biz demiyoruz o garibanları dışarıda bıraksınlar ama en azından bir tampon bölge oluşturulup onları vatandaşların içerisine bırakıp da halkın huzuruyla, esnafın işini etkilememeleri lazım. Ben bakıyorum adam burada bekliyor inşaat işçisi, inşaata gidecek yevmiyesi örnek veriyorum 150 lira, adam Türk vatandaşı ben 150 lira yevmiye ile geleceğim diyor öte yandan Suriyeli mecbur kaldığı için, geliri olmadığı için örnek veriyorum diyor ki ben 130 liraya gelirim. Adam da hal böyle olunca bizim kendi vatandaşımızı bırakıyor Suriyeliyi götürüyor o daha ucuza çalıştığı için. Böyle olunca ne oldu bizim kendi vatandaşımız aç kaldı, bizim ülkenin insanı açken başkasını doyurmak mantıklı değil bana göre. Düşünün ben şuan 44 yaşındayım, 33 yıllık esnafım benim bir evim yok ev alamıyorum, ev fiyatları 2 milyon liraya çıkartılmış durumda. Sözde TOKİ’nin sosyal konutu var, ben onu da anlamıyorum nasıl bir sosyal konuttur, ultra lüks rezidans mı alıyoruz yoksa ev mi alıyoruz belli değil. 2 milyon lira fiyata çıkartılmış sorunca bu sosyal konuttur, zaten bir vatandaşın 2 milyon lirası olsa senin sosyal konutuna neden gelip otursun. Adamlara yetmemiş gibi şimdi bir de ev yapılıyor, bence sen önce kendi vatandaşına ev yap onlardan artan zaten fakir fukara kesim bizim insanımız yardım severdir, kendileri yardım eder zaten. Biz açız ama başka açları besliyoruz, bu sorunlar neden kaynaklandı, yabancı merakından dolayı, adamlar bir gemi ile geldiler ve koskoca Filistin’i ele geçirdiler, benim demem o ki ekonomimiz ve gidişatımız iyiye gitmiyor. Sadece Suriyeliler de değil mülteciler olarak bizim sorunumuz var baktığımız zaman Afganlılar da geliyor, dünyanın 4 bir yanından geliyorlar. Bir de bunlar gelip buraya suç işliyorlar, memleketimizi suç mahalline çevirdiler adeta, adam buraya geliyor iş de bulamıyor peki ne yapacak? Hırsızlık yapacak, uyuşturucu ticareti yapacak zaten baktığımız zaman bizim ülkemizin en büyük sorunlarından hatta ekonomiden daha tehlikeli bir sorunumuz şuan uyuşturucu meselesi, kimse bu sorunun üzerine düşmüyor. Sokaklar da şuan da ilkokul ve ortaokul öğrencilerine bile sentetik uyuşturucu artık satılıyor. Bir kere kullanan çocuk artık kurtulamıyor bu illetten, gençliğimizi mahvediyorlar, ucuz uyuşturucu. Gidin bakın şuan da Türkiye’nin 4 bir yanında Amatemler de yer kalmamış, aileler perişan olmuş durumdalar çünkü çocuklarını tedavi ettiremiyorlar. Yetkililere buradan bu konuda özellikle seslenmek istiyorum lütfen bu konunun üzerine düşün, bu konuya önem verin bakın ekonomi düzelir, gün gelir kötü olur, gün gelir iyiye gider, gün gelir çok daha iyi olur ama gençliğimiz giderse hiçbir şekilde geri gelmez. Şuan da uyuşturucu ile gençliğimizi mahvediyorlar, bazen temel unsurların da üzerinde durmak lazım tutup da bunu ekonomi demek doğru değil tabi baktığımız zaman aslında hepsi birbirine bağlı. Demek istediğim, gençliğimiz bizim geleceğimiz, çocuğu yakalamışsınız çocuk uyuşturucu kullanmış yerde baygın bir vaziyette. Onu sorguya alın sana kim verdi diye sorun ve satıcıyı yakalayın. Tutup bir sivrisineği öldürmekle bataklık kurutulmaz, Allah muhafaza, çocuklarımızı şuan da okula bile gönderemez duruma geldik korkudan, ekonomiden bile daha önemli unsurlar var ki o da insan yaşamıdır. Bugün açız, yarın tokuz ama uyuşturucu ile ölüyüz, yetkililerden ricam lütfen bu konunun üzerine düşün.


                    BU YAŞIMA KADAR DÖVİZ DE BU DENLİ BİR ARTIŞ GÖRMEDİM

     Mehmet ÇAKIRCA Şanlıurfa Gazetesine yaptığı açıklamada ; Ben bir esnaf olarak aldığım tüm ürünleri dolar üzerinden alıyorum, aldığım ürünlerin haliyle üzerine kendi karımı ekleyip o şekilde satıyorum. Fiyat pahalılığından dolayı ister istemez hem müşteri sıkıntı yaşıyoruz hem ben yaşıyorum. Aldığım ürünü satıyorum ama yerine koyamıyorum, örnek verecek olursak benim bir ürünü 15 dolardan aldığımı düşünürsek üzerine de az bir kar koyup satıyorum. Toptancıma gidiyorum, dolar üzerinden verdiği için bana ve doların da bu kadar yüksek olmasını hesaplarsak otomatik olarak benim karım eriyor zaten. Bu hesaba göre benim cebimde para kalmıyor, bu yüzden inanın tüm esnaf sıkıntılı. Benim yaşım 40 şuanda, kesinlikle bu yaşıma kadar döviz de bu denli bir artış görmedim ben, ben evlendiğim zaman arkadaşım bana yarım altın takmıştı, şuan bakıyorum bir düğün olsa yarım altın takmak çok zor bizler için. Altın fiyatlarına bakıyoruz gerçekten evlenecek olanlara Allah yardım etsin. Zamların sebebine gelirsek bence kesinlikle üretimin olmamasından kaynaklanıyor, baktığımız zaman hazır yiyici olmuşuz, sen evde oturup sürekli yersen elindeki yiyecekler bitince mecburen borç alacaksın. Buğday alıyorsun, geçen yıl buğdayı çiftçiden 2 buçuk liraya alıyorlar, dışarıdan ise 6 buçuk liradan alıyorlar. Örneğin ben çiftçi olsam emin olun ki ekmem, ben devletime 2 buçuk liraya satıyorum, devletim dışarıdan 6 buçuk liraya alıyor. Ben elektronik işi yapıyorum, örnek veriyorum bir televizyon servisi yapıyoruz ben eskiden 50 liraya gidiyordum Karaköprü’ye yaklaşık olarak Karaköprü buradan 6 – 7 kilometre, git gel yapınca ortalama 15 kilometre. 10 lira masrafım oluyordu, 40 lira benim cebimde kalıyordu böylelikle hem müşteri memnun oluyordu hem ben memnun oluyordum ve böylece günde 3 – 4 tane iş yapınca beni kurtarıyordu. Ama şuana baktığımız zaman benim Karaköprü’ye gidip gelişim sadece benzin masrafım 50 lira, peki ben ne kadar alacığım müşteriden ve müşteride de para var mı acaba? dedi.

YORUMLAR

  • 0 Yorum