Reklam

Göbeklitepe'nin bulunuşu hikayeleri gerçekdışı

Schmidh, Göbekli Tepe’ de L-9-75 karesi, GT de kazılar 1995 yılında güneydoğu platosunda başladı, 1996 yılında Tarık’ ın dedesi ya da babası gösterdiği için değil ya da kazı ekibi “başka yerlerde kazıp bir sonuç alamadığı” için de değil program gereği ve topografik planın da hazırlanması sonucu bu alanda kazı çalışmaları başladı.

Göbeklitepe'nin bulunuşu hikayeleri gerçekdışı

Schmidh, Göbekli Tepe’ de L-9-75 karesi, GT de kazılar 1995 yılında güneydoğu platosunda başladı, 1996 yılında Tarık’ ın dedesi ya da babası gösterdiği için değil ya da kazı ekibi “başka yerlerde kazıp bir sonuç alamadığı” için de değil program gereği ve topografik planın da hazırlanması sonucu bu alanda kazı çalışmaları başladı.

Göbeklitepe'nin bulunuşu hikayeleri gerçekdışı
05 Ağustos 2019 - 11:26

Çiğdem Köksal SChmidt ssyal medyada yaptığı paylaşımda; Her ne kadar benim için çok kıymetli insanlar da olsalar, çocukluklarından beri tanısam sevsem de, dedemiz buldu Göbekli Tepe’ yi hikayelerini evirip çevirdikleri için kırılıyorum. Yazdıkları, paylaştıkları gerçekdışı hikayeler nedeni ile uyarıyorum ama o da olmuyor, babam öyle dedi, amcam öyle dedi diye devam ediyor hikayeler. Uzun bir süre dedemizin sabanına takılan heykel parçası ile bulundu. Göbeklitephe söylemleri çok severek anlatıldı, Tarık son paylaşımında ise bu sefer diğer dedesinin kırdığı taş sayesinde ilk dikilitaşın bulunduğunu, birkaç sezon çalışan kazı ekibinin bir şey bulamadığını(!) ama sonra dedesi gösterdi diye kazılan alanda ilk dikilitaşın çıktığını yazmış, ona yazdım ama yorumumu silmiş. Dedim ki , dedene, babana, kendinize Göbekli Tepe’ de büyük bir yer, pay, hatır sağlamaya çalışıyorsunuz anlıyorum ama yeriniz zaten yıllarca Klaus ile birlikte çalışırken verdiğiniz emeklerle var ve sapasağlam, olmayan hikayelerle dedem buldu söylemlerine gerek yok, bu ancak Klaus’ un hatırasını zedeler ve gerçekdışı hikayelerle araştırma tarihini gölgeler.
Bahsedilen alan Göbekli Tepe’ de L-9-75 karesi, GT de kazılar 1995 yılında güneydoğu platosunda başladı, 1996 yılında Tarık’ ın dedesi ya da babası gösterdiği için değil ya da kazı ekibi “başka yerlerde kazıp bir sonuç alamadığı” için de değil program gereği ve topografik planın da hazırlanması sonucu bu alanda kazı çalışmaları başladı. Birçok dikilitaşın yeri kazılar başlamadan tespit edilebilmişti yüzey ölçümleri sırasında, çünkü üst kısımları toprak üzerinde idi, dedenin T- biçimini oluşturan üst kısmı paramparça etmiş olduğu dikilitaşın gösterilmesine de gerek yoktu çünkü çevresinde bir metrekarelik çukur alan vardı zaten. Klaus’ un burada kazıya başlamasının, burada 10x10 metrelik bir alan açmasının nedeni ilerleyecek tahribatı da önlemekti, çünkü henüz kamulaştırma sürecinden daha yıllarca öncesinde idik, sadece kazı yaptığımız ve tutanak karşılığında kira parasını ödediğimiz alanı koruyabiliyorduk, kalan alanda arazi sahipleri istediklerini yapıyorlardı. Konu bu. Kızgınım biraz, bu kadar işin arasında paylaşım içeriği düzeltmek zorunda kalmaktan, yorgunum, yine doğru olmayanın gerçek bilgiden daha çabuk yayılacağını bilmekten.dedi.

Kültür bakanlığının resmi web sitesinde ise göbeklitepe ilgili resmi bilgiye gre; ;Göbeklitepe Arkeolojik Alanı, Şanlıurfa kent merkezinin 18 kilometre kuzeydoğusunda, Örencik Köyü yakınlarındadır. Alan 1963 yılında, İstanbul ve Chicago Üniversitelerinin ortaklığıyla gerçekleştirilen bir yüzey araştırması sırasında keşfedilmiş ve  “V52 Neolitik Yerleşimi” olarak tanımlanmıştır. Alanın gerçek değeri, 1994 yılından sonra başlatılan kazı çalışmaları ile ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu çalışmalar sonrasında, Göbeklitepe’nin 12000 yıl öncesine uzanan bir kült merkezi olduğu anlaşılmıştır.

Çapları 30 metreyi bulan yaklaşık 20 yuvarlak ve oval yapının ortasında 2 adet “T” biçimli, 5 metre yüksekliğinde, kireçtaşından bağımsız sütun yer almaktadır. Yapıların iç duvarlarında da daha küçük sütunlar bulunmaktadır.

Göbeklitepe ile ilgili bahsi geçen bilimsel veriler, arkeoloji çalışmalarında neolitik dönemle ilgili kuramsal çerçevenin ve tarihlendirmelerin yeniden değerlendirilmesini gerektiren önemli bilgiler vermektedir. Göbeklitepenin, konumu, boyutları, tarihlendirilmesi ve yapılarının anıtsallığı ile Neolitik dönem için ünik bir kutsal alan olduğu anlaşılmıştır. Alan, 12000 yıl boyunca doğal çevresi içinde dokunulmadan kaldığından önemli arkeolojik buluntu vermektedir.


YORUMLAR

  • 0 Yorum