Reklam

Hac-Umre sektörü büyüyor(videolu)

Şanlıurfa Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Kamil Güler Hac ve umreye gidiş ve dönüş konusunda Seyfettin Demirdöver ile röportaj yaptı,

Hac-Umre sektörü büyüyor(videolu)

Şanlıurfa Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Kamil Güler Hac ve umreye gidiş ve dönüş konusunda Seyfettin Demirdöver ile röportaj yaptı,

Hac-Umre sektörü büyüyor(videolu)
09 Ekim 2019 - 18:32

Demirdöver, Urfa bir Bursa olmasın neden bir Ankara olmasın neden oralarda direk uçuşlar varken Şanlıurfa da neden direk uçuşlar yok.
SİZİ TANIYA BİLİR MİYİZ?
Ben Seyfettin Demirdöver Felah turizm şirketinin, Nida turizm, Dergah turizm’in yönetim kurulu başkanıyım.
FELAH TURİZM  FİRMANIZ HAKKINDA BİLGİ VEREBİLİR MİSİNİZ?
2004 yılında kurulan firmamız 2010 yılında Hac-Umreye girdik. 2010 yılından beri Türkiye’nin çeşitli illerin de şubesi olan yılda Türkiye’nin vasat firmalarından bir tanesiyiz.
ŞANLIURFA BAŞTA OLMAK ÜZERE HAC VE UMREYE GİTMEK İÇİN HALKIMIZIN RAĞBETİ NASIL?
Türkiye genelini diğer İslam ülkelerine kıyaslama yaparsak çok düşüktür. Türkiye seksen milyonun yüzde onunun umreye gitmesi gerekirken şuanda bu sayımız yaklaşık üç yüz dört yüz bin yani baya bir düşüktür. Diğer ülkelere kıyaslama yaptığımız zaman düşüktür. Şanlıurfa’nın durumu ise ortadır güzeldir yani. Şanlıurfa’nın buradan umreye giden sayısı iyidir. Şanlıurfa bir zamanlar değil uçak bilet bulmak bile çok zor şartlar altındaydı. Hatta 2009 yılın da o zaman yine Urfa’nın yerel bir televizyonun da yaptığım bir konuşmada da neden Urfa bir Bursa olmasın neden bir Ankara olmasın neden oralarda direk uçuşlar varken Şanlıurfa da neden direk uçuşlar yok. Bir üzüntü içerisinde bunu ifade etmiştim. O zaman da söylediğim gibi inşallah bir gün gelecek ve bizim de zincir uçak dediğimiz her yirmi günde on beş günde bir buradan direk gerek Mekke’ye gerek Medine’ye direk uçuşlarımız olacaktır inşallah. Şuanda da iki seneden beri bu oldu direk buradan uçuşlar başladı. Buda güzel bir sayıdır.
SİZİN SEKTÖRÜNÜZÜN TÜRK EKONOMİSİNE KATKISI OLUYOR MU OLUYORSA NE DURUMDA?
Türkiye şuanda Hac-Umre sektöründe tabi ekonomiye faydası olan bir iştir. Bunun gerek vergilerinden gerek eleman çalıştırmasından gerek Suudi Arabistan’a gönderdiğimiz elemanlardan gerek bura yapmış olduğumuz işlemlerden olsun katkı sağlanıyor. Fakat bizim hala sektörümüz de özellikle güneydoğu bölgesinde şirket olmayan sadece bu işte adı olan bir kere umreye gitmiş ve birkaç kere gitmiş bir insanın etrafında insanlar toplanıyorlar. Onlarla birlikte onları götürürken tabi ki o zaman parası bankaya yatırılıyor, fatura kesmiyor herhangi bir şekilde resmi mercilere haber vermeden bunların bir şekilde sadece vizesini alıp uçağını alıp oraya götürüyor. Bunlar da hem gerek ki ekonomi yönünden mağduriyet oluyor. Türkiye’nin bir şekilde vergisini ödemeden götürdüğü yolcular oluyor.  Şanlıurfa’dan giden umrecilere mağduriyet olduğu zaman haklarını arama konusun da sıkıntı yaşıyorlar. Bundan dolayı ekonomiyi düşünen, vatanı düşünen kişiler kayıt yaptıklarında firmanın resmi bir firma olduğunu vergisinin ödendiği kendi yolcu giderken burada onun parasının bir vergisi olduğunun farkına varması lazım. Hakkını kaybettiği zamanda onu arama yapabilsin. Ama eğer ki kendisi zarfın içerisinde dövizciden aldığı parayı alıp oradaki kişiye teslim ederse şirket olmayan şirket görünümlü olan kişilere teslim ederse, mağdur olduğu zaman da kendi hakkını savunma hakkı olmuyor. Çünkü devlet derki sen parayı kime verdin. Bir kere ispatlaman lazım parayı verdiğin zaman de. İkincisi sen kime verdin? Sen kiminle gittin? Tabi ki devlet yine bunun peşine düşecektir gerek TURSAB gerek dışişleri başkanlığı bu mağduriyeti gidermeye çalışacaktır. Fakat bu mağduriyetin daha iyi bir şekilde ve daha rahat bir şekilde giderilebilmesi için gittiğimiz firmanın firma olduğunu diyanet işleri başkanlığına bağlı, TURSAB’A bağlı, turizm bakanlığı belgesi olduğunu kesin bir şekilde görmemiz gerekir. Paraları hiçbir zaman elden vermememiz lazım. Banka yollarıyla yatırmamız lazım. Bunun finans bankaları vardır. İşte bu bankalara gidip paralarınızı yatırıp bir şakilde sizi mağdur etmeye çalışırsa da hakkınızı savuna bilirsiniz.
SİZİN BAĞLI OLDUĞUNUZ KURUMLARINIZ VE DENETİMLERİNİZ VAR MI?
TURSAB bizim üst kurulumuzdur. Diyanet işleri başkanlığı aynı şekilde müfettişleri gönderir denetimleri vardır. Turizm bakanlığına bağlıyız, TURSAB ve diyanet işleri başkanlığı tarafından da denetleniyoruz.
SURİYE DE YAŞANAN SON OLAYLAR SİZLERİDE ETKİLEDİ Mİ?
Suriye’de ki olayları başladığı günden beri bizim işimizi çok etkiledi. Yani Umre sektörünü Hac sektörünü çok etkiledi. Son zamanlarda ki belirsizlikte baya etkiledi. İnsanların tabiri caizse bu bölgede şuan da bizim İstanbul da İzmir de birçok ilde bizim ofislerimiz vardır.  Bu Umre sektöründe ki en sessiz iller şuanda güneydoğuda ki illerimizdir. Buda şuanda ki belirsizlik durumundandır. Dua ediyoruz ALLAH inşallah ülkemizi Muaffak eder bir an önce Suriye gerekli yerlere barış operasyonu yapıp orada ki yerlere ve oradaki huzuru hem gerek orada ki Müslümanlar için gerek burada ki vatandaşlarımız için sağlanır inşallah. Bu Suriye olayları eğer eski günlere dönerse bizim sektörümüz de baya bir canlanacaktır.
HAC VE UMREYE GİTMEK İSTEYEN ADAYLARIMIZ YETERİ KADAR BİLİNÇLENDİRİLİYOR MU?
Kesinlikle Türkiye de bu maalesef bilinçlendirme yok.  Türkiye’den Umreye gidenler Hacca gidenler orada gittikleri hocanın insafına kalmış. Orada ki hoca ne yaparsa ne derse kabul ediliyor. Oysaki diğer ülkelerde Uzakdoğu ülkelerinde eğitimler veriliyor, oraya gidince yapılacakların provası yapılıyor. Ne için gittiği söylenilir. Bizden burada sadece umreciden parasını alalım bir şekilde oraya varalım ondan sonra umreci kendisi işi bilecektir ya da oradaki hoca bilecektir. Bundan dolayı biz özellikle felah turizm olarak şunu yapıyoruz. Her cumartesi bizim ofislerimize seminerler veriyoruz. Niçin Umreye gidiyoruz, neden tavaf ediyoruz, niçin ihram giyiyoruz, neden Mekke’ye gidiyoruz, neden namazlarımızı cemaat ile kılıyoruz, neden Mekke de oruç tutmamız gerekiyor. Neden Medine de ziyaretlerimizi nasıl yapmamız gerekir, neden orada en mütevazı olmamız gereken yer Medine-i münevveredir. Bunları genel bir şekilde gerek şafi ve Hanefi mezhebine göre her mezhebe göre güzel bir şekilde bilinçlendirme yapıyoruz. Umarım ki bu Türkiye genelinde olur. Bütün şirketle onlara düşen görevlerini yapmaları gerekir. Çünkü bizim işimiz sadece oraya götürmek değildir. Bizim işimiz bir şekilde buradan götürdüğümüz Umreci ve Haccıları bilinçlendirip güzel bir şekilde ibadet ettirip getirmemiz gerekiyor.  Yani camideki imamın abdestsiz, camiye giden cemaate imam abdestsiz bir şekilde onlara namaz kıldırırsa o cemaat ne kadar etkilenir, o namaz ne kadar kabuldür. Aynı şekilde buradan umreye götürdüğümüz insanları orayı bilmeyen, oranın şartlarını bilmeyen, tavaf etmeyi bilmeyen, dini vecibeleri bilmeyen kişiler ile birlikte gittiklerinde ne kadar ibadet edebilirler. Ne kadar oradan faydalana bilirler? Manevi hazzı ne kadar alabilirler? Bunların hepsi suru işaretidir. Özelliklede bunu biz gördük Mekke ve Medine’ye gittiğimizde sanki helal ve haram üzerimizden kaldırılmış gibi bütün hak ve hukuklar bizimmiş gibi Türkiye de yapamadıklarımızı orada yapmaya başlıyoruz. Bu en vahim olan olaydır. Onun için inşallah iyi bir şekilde tüm şirketler bu konuda bilinçlendirme yapar ve gitmeden önce mutlaka güzel bir şekilde seminerler ve her grubun başına bir tane hocayla işini bilen hocayla gönderirler inşallah. Biz onu yapmaya çalışıyoruz, inşallah herkes bunu yapar. 
 HER SEKTÖRDE YAPILAN İŞİN SAHTESİ DE YAPILIYOR BU DURUM SİZİN SEKTÖR İÇİN DE GEÇERLİ Mİ?
Türkiye’nin bütün illerinde acente olmayıp sadece adına hoca koyduğumuz bazıları gerçektende hocadır. Ama bazıları da şofördür daha önce Mekke’ye çok gitmiş gelmiş ve ya bir şekilde orada çalışmış orada berberlik yapan, tamirci olanlar hiçbir şekilde Mekke de bulundukları sürede bile Kabe’ye az giden insanlar sırf biraz Arapça biliyorlar diye şuanda bu sektörümüzde kendileri bir iş bir acente gibi bir şirket gibi çalışıyorlar. Fakat bunların hiçbir resmiyetleri yok. Sadece orayı bildikleri için bunu yapıyorlar. Bu bizim rekabet konusunda büyük sıkıntıya sokuyor. Biz vergisini ödüyoruz, ofislerimiz var, elemanlarımız var, resmi olarak ödediğimiz adetlerimiz var, resmi olarak ödediğimiz ödemelerimiz vardır. Fakat onların hiçbir masrafları olmadığı halde gelip burada bu işi yapıyorlar. Bizim elimizdeki yolcuyu alıyorlar. Fakat oraya gittiğinde o yolcular orada ki mağduriyeti yaşadığı zaman daha sonra döndüğünde ben bununla gitmem dediğinde yıllar geçer işin içinden. Bundan dolayı özellikle ve özellikle bizim bölgede mutlaka umreye gidecek olan gerek annemizi gerek babamızı göndereceğiz. Gittiğimiz yerde ne kadar samimi olursak olalım ne kadar akrabamız olursa da olsun eğer resmi değilse kesinlikle biz onunla gitmeyelim. Ve paraları kesinlikle şahsi hesaplara yatırmayalım. Bankadan aldığımız makbuzlarımızı dekontlarımızı cebimizde olsun. Birine güvenerek hattına güvenerek dost diyerek gönderdiğimiz büyüklerimiz orada mağdur olduklarında belki bize utanarak söylemiyorlardır ama inanın bu sektörde büyük mağduriyetler de vardır. Bundan dolayı belgesi olmayanlar gerek TURSAB gerek dışişleri başkanlığı gerek turizm bakanlığından belgesi olmayan kişilerle kesinlikle gitmemek lazım.
BU KONULARDA MAĞDUR OLANLAR HAKLARINI ARAMAK İÇİN NASIL BİR YOL İZLEMELERİ GEREKİYOR?
Birincisi mağdur olan kişi hiçbir şekilde susmaması gerekir.  Yani Mekke de Medine de mağdur olan kişilerin hiçbir şekilde susmamaları lazım. Eğer orada A oteline verilmişse A otelinde kalsın. Bir ben Mekke’ye geldim yeter ki ben buraya geleyim deyip de orada sırf Mekke’nin hatırı için susup birilerine para kazandırmamak lazım. O bir istismardır. Medine-i münevver’deyim ben sesimi yükseltmem Resulüllah ’ın yanında haya ederim deyip orada seksizliğe bürünenler doğru yapmıyorlardır. Birincisi bu bir kere orada sesimizi yükselteceğiz. Gerek Mekke de gerek Medine de diyanet işleri başkanlığının görevlileri vardır, müfettişleri vardır orada. Şikayet edeceğimiz zaman hemen gidip orada şikayet etmemiz gerekir. Burada ki yapılan anlaşmanın dışında eğer orada başka bir şeyle bulunduysa orada bir şekilde hakkımızı almamız lazım. Gerek yemek konusunda gerek otel konusunda maalesef bunu üzülerek söylüyorum Şanlıurfa bu konuda orada en kötü otelleri kullanıyoruz. En düşük yemek seviyesi neredeyse gidip oradan alıyorlar. Sadece Urfa’dan götürdükleri için amcamızdır, amcamızın oğludur, tanıdığımızdır deyip sesini yükseltmeyeceğini, güvendikleri için hizmetin en düşüğünü veriyorlar. Oysaki hiçbir Umreci bize geldiği zaman biz ondan rehberlik parası alıyoruz, yemek parası alıyoruz, otel parası alıyoruz, oradaki transfer parası alıyoruz. Aldığımızı da ucuza almıyoruz hiçbir yemek firması şuan da burada ki satış yapan bir firma on yedi liralık yemek almıyor. Yirmi liralık yirmi altı liralık yemek parası alıyor.    Ama oraya gidince on liralık on beş liralık yemek veriyorlar. Ve yolcular orada ramazanda biz Urfa’nın otellerine gittik inanın yemekten açlar. İftar vaktinde iftar yapamıyorlar. Ve biz bunları gördüğümüzde biz üzülüyoruz. Ama şirket sahipleri orda bile değiller. Haberleri bile yoktu. Gelen telefonlara dönmüyorlar bile. Oradaki yolcular normalde o yolcular Ankara’dan, Kayseri’den, İzmir’den, Bursa’dan olsalardı inanın o otel o gün hac yapanlar tarafından kapatılırdı. Ama otele girdiğimizde hepsi Urfa firmasıydı. Beş altı tane Urfa firmasıydı.  Ve orada mağdur olan insanların ramazanda yemek yemediler. Biz bunları gördük. Ama şikayet de etmediler. Oysaki bu işi yapan insanlar bu yolculardan yemek parasını almıştır.  Yolcu orada yemek yemedi. Bunun hesabını kim verecek. Mahşeri hesapla herkes verecektir. Ama buradan gönderdiğimiz o yaşlı annelerimiz yaşlı babamız orada ramazan boyunca yemek yemedi hele ki buradaki kayıtlarda elli dolar düşüktü ama elli lira değil ki iki yüz elli dolarlık hizmet almadınız. Aslında elli dolar düşük görünen bir şeydir iki yüz elli dolar şirket kazanıyor oradan. Oysaki gidip bir gün ana firma olan resmi firmalarla gidip ödeme yaptığında o firma zaten tasrihi olmayan yemek firmasıyla anlaşması olamayan başka yemek firmasını da almaz oraya bundan dolayı bu konu özsellikle Şanlıurfa için söylüyorum dikkat etmemiz gerekir. Burada korsan olan firmalara yolcularımızın gitmemesi gerekir. Bundan dolayı haklarını arayacakları yer diyanet işleri başkanlığıdır, TURSAB dır ama ellerinde dekont yok. Ne kadar para ödedin? Bilmiyorum oğlum ödedi. Nereden ödedin? Bana verdi ben gittim ödedim. Şimdi müfettişin bir kere birinci adımı atması için senin ne kadar ödediğini bilmesi gerekir. İkincisi senin oraya resmi kayıt yaptığını bilmesi lazım. Sen resmi kayıt yapmamışsın, imza atmamışsın, diyanet işleri başkanlığının kurallarına uymamışsın, TURSAB’IN kurallarına uymamışsın, turizm kurallarına uymamışsın ve diyorsun ben geldim beni mağdur etti. Sen mağduriyeti orda başlatmışsın kendi kendine zaten. Yani karşı tarafa ben bir ürün aldığım zaman şuanda bir yerden bir ürün aldığımız zaman gidip bir televizyon alsak, bir buzdolabı alsak, çamaşır makinesi alsak eğer faturamız olmasa garanti belgemiz olmasa dönüp şirkete biz diyebilir miyiz kardeşim ben senden mal aldım ama bu bozuk çıktı.  Ben sana bir mal verdiysem bunun bir evrakı var. Ben evrakı kaybettim. Kusura bakma evrakı kaybettiysen sen bunun cezasını çekeceksin. Urfa’da da hala söze güveniyoruz. O söz kırk beş yıl önce Türkiye den kalktı.  Kırk beş yıl önce yaşlılarımız o zaman verdikleri sözü yerine getiriyorlardı. Şuanda herkes ticaret yapıyor. Ve ticaret yapan insanlar söze bakmazlar yazıya bakarlar. Hz. Peygamberin emrettiğidir her şeyi yazıya dökün. Onun için bizim hakkımızı savunmamız için bizim elimizde evraklarımızın olması lazım. Diyanet işleri başkanlığının müfettişleri ordadır, TURSAB ordadır orada hakkımızı arayabiliriz. Eğer kendimiz orada Türkçe dilini çok iyi bilmiyorsak, gitme imkanımız yoksa hemen bizim evraklarımızı arayıp buradaki diyanet işleri başkanlığını arayıp hemen anında o otele geliyorlar zaten. Ama bir kere bizim resmi gitmemiz lazım.
SON OLARAK NELER EKLEMEK İSTERSİNİZ?
Bizim sektörümüz git gide büyümeye başlıyor. Bu sektör büyümeye başladı. İşi gücü olmayan insanlar bu sektöre girmeye başladılar. Biz yıllardır bu işin içindeyiz. Ben Arabistan’dan rehberlikten gelmeyim. Uzun dönemdir bu işin içerisindeyiz. Bu sektör büyümeye başladı. Bu büyüme esnasında bizim korsan dediğimiz firmaları desteklemememiz lazım. Birincisi dikkatli olmamız lazım. İkincisi hangi otelde kalacağımızı burada sormamız lazım. Kişiye güvenerek gitmememiz lazım. O şahıs hiçbir şahsa güvenip gitmememiz lazım. Kurumlara güvenmemiz lazım. Üçüncüsü burada bulunduğumuz süreler içerisinde hangi şirketle gideceğimizi gerek etrafımızdaki insanlara da söylememiz lazım. Mehmet gitmiş memnun kalmış bu beni de memnun edecek anlamına gelmiyor. Ben bu firmanın resmiyetine bakacağım. İkincisi gitmeden önce burada mutlaka eğitimler almamız lazım. Yani Mekke’ye giderken Umreye giderken bir ticaret yapmaya bir ev almaya çalıştığımızda bu evde rahat oturmamız için araştırmalar yapıyoruz, duvarı nedir, boyası nedir, ısıtması nedir bunların hepsini araştırıyoruz. Bir araba alırken arabanın durumunu iyi bir şekilde inceliyoruz. Mekke’ye giderken oraya bilinçsiz bir şekilde gittiğimiz gibi geri gelirken bu bizim için boşuna bir zamandır. Boşa harcanan bir zamandır. Bir de buradan giderken maalesef biz buna çok rastladık umreciler buradan giderken farz namazları bazen kaçıyor. Sünneti yerine getirmeye çalışıyor ama farz namazı kaçıyor. Namazlarımıza dikkat edeceğiz. Bin umre bir farzı yerine getirmez ki eğer bir farz namazımız yolda geçecekse gitmeye gerek yok o zaman umreye gitmemizin bir anlamı yok. Çünkü umre bizim kaçırdığımız namazın yerini doldurmayacaktır. Diğer bir konu da bizim burada ki aileler özellikle Mekke’ye ve Medine’ye gittiklerinde Türkiye’deki bulunduğumuz örf ve adetlerimiz vardır bunlar nedir işte bayanlar arkada otururlar, bayanlar yemeğe gelirken dikkatli bir şekilde sesiz bir şekilde yemeklerini alır. Uçağa binerken dikkatli binerler fakat bizim özellikle memleketimiz böyle uçağa en erken binmeye çalışıyoruz bir yarış içerisindeyiz. Yani ön koltuğa oturunca indiğimizde birileri ödüllendirecekmiş gibi bir algı vardır. Sonra ilk pasaport işlemlerini yaparken içeri geçerken birileri bizi alkışlayacakmış gibi bir yarış içindeyiz. Giderken anları Kabe’ye ulaşmak için yapıyorsunuz, dönerken neyin heyecanı vardır. İnanın ben Şanlıurfa’dan uçan uçaklardaki o manzaraları görmek istemiyorum. Bir yarış içerisindeyiz. Biraz vakarlı olmamız lazım, biraz ağır olmamız lazım. Buradan giderken nereye gittiğimizi bilmemiz lazım. Bugün Mekke-i mükerreme giderken, Mekke’nin değerini bilmemiz ALLAH’IN dünyayı ilk nazar ettiğinde ilk nazar ettiği yerdir Kabe-i muazzamadır. Orayı ilk nazar ettiğinde nazara kavuştuğumuzda bizim geçmiş günahlarımızın af edileceğine inanan insanlarız. Resulü erkemin yanında bulunduğumuz zaman ziyaret ettiğimiz zaman şefaat geleceğine inanan insanlarız. Biz oraya gidiyoruz zamanımızı harcıyoruz otuz gün ramazanda orada kalıyoruz. Orucumuzu tutuyoruz. Ama en ufak bir meselede de hiç kimse bizimle yarış yapılmıyor bu seferde. Gerek yemekte gerek uçakta ve bu özellikle Urfa’da ben maalesef üzülerek söylüyorum yani bunu söylerken de haya ediyorum yani biz gerek diğer illerden getirdiğimiz vatandaşlarımız bizim Urfa’dan gelenlerle aynı otelde kaldılarsa şikayet alıyoruz. Gerek asansöre binme konusunda sıraya girmeyi bilmiyoruz. Yemek konusunda sırada durmayı bilmiyoruz, yemek alırken usulleri bilmiyoruz, yemekhanelerin içerisinde sigaralar içiyoruz. Yüksek sesle konuşuyoruz. Kapılarımız açık otellerin içerisinde oturuyoruz. Koridorlarda oturuyoruz. Havaalanına gelirken çok fazla eşya getiriyoruz. Bizim bilinçlendirilmememizden kaynaklanıyor. Bizim nasıl kendimizi düşünüyorsak başkalarını da düşünme anlayışlı olmamız gerekiyor. Buradaki bir usulü vardır bu işin ben bir umreye gideceğim zaman bunun bir maliyeti var. Bana en ucuz veren kimse onu arayıp onun peşinden gitmemek lazım. Bugün Umreye giden bir insan örnek veriyorum bugün beş bin TL veren bir insan beş bin iki yüz elli verse ne olacak iki yüz elli TL ve ya dört bin veren bir adam dört bin iki yüz elli verse ne olacak. Yani elli TL için, yüz TL için, iki yüz elli TL için gidiyoruz ve oradaki inanın Mekke de gidip bakmak lazım özellikle Urfa’dan gelenlerin hangi otellerde kaldığı aşinadır yani. Hatta yakın bir zamana kadar nerdeyse Mekke de 2014-2015 yıllarında Urfa’dan yolcu geldiğinde Arap firmalar vize vermek istemiyordu. Urfa listesini görünce niye? Bunlar kötü otellere gidiyorlar, şikayet oluyor ve ben zarara giriyorum diye.  Onun için buradan bilinçlendirmemiz lazım. Gittiğimizde güzel bir şekilde gidip Umremizi yapmamız lazım. Firmaları iyi tanımamız lazım. Firmaların belgelerini incelememiz lazım. Bundan çekinmemek lazım bundan utanmamak gerekir. Yani firma var mı yok mu? Yani en ufak bir araç aldığımız zaman aracın üzerinde markası yoksa o araçtan korkuyoruz niye? Bu araç bozulsa ben nereye götüreceğim diye. En ucuz aracı verseler bu da bize üç bin TL dört bin TL bir araç verseler üzerinde aracın markası yoksa alamıyoruz niye alamıyoruz? Bu araç bozulsa parçasını ben nerede bulacağım. Sen Mekke’ye giderken seni götüren Mehmet, Ahmet, Ali, Veli sen onları orada bulabilecek misin? Seni bir otelin içine atıyorlar. Ve Türkiye de maalesef Türkiye’nin içerisinde Atatürk havaalanında Urfa yolcusu kalmıştır, Cidde havaalanında Urfa yolcusu kalmıştır, Medine havaalanında Urfa yolcusu kalmıştır, Medine’deki sokaklarda Urfa yolcusu kalmıştır, Mekke de Urfa yolcusu kalmıştır, yemek yememiştir. Neden bunlar oluyor? Çünkü buradan giderken benim amcam gitmiştir dayım girmiştir bu firmayı tanıyor filan kişidir falan ailedendir. Bu aşirettendir bu yanlış bunu yapmamaları lazım. O ticaret yapıyor o senden para alarak seni götürüyor. Madem senin hatırın vardı para almadan götürsün seni o zaman ama para almadan teklif ettiğinde senle alay ediyor. Ben senin hatırın için araştırmıyorum ben senin hatırın için sana güvenerek geliyorum. Sende beni bir kere para almadan götür umreye. Ben on keredir gidiyorum sende bir kere de para almadan götür beni. Böyle bir şey olmaz yani ama biz sormuyoruz. Hangi firmasın sen onun için bu konularda bilinçli bir şekilde bu işimizi yapmamız lazım. ALLAH inşallah herkesi muvaffak eder ve Mekke de Medine de biz İslami kuralları en çık yaşamamız gereken yerdir. Ben bu sene ramazanda umrecilerimi topladım ve Şanlıurfa’dan götürdüğümüz umrecileri topladım ve şu soruları sordum. Dergahın avlusunda uzanıp yatar mısınız? Hepsi yok dediler. Medine’nin avlusunda neden uzanıyorsunuz. Urfa’daki bir lokantaya gidip biri birinizi itekleyerek yemek alır mısınız? Asla dediler. Peki, neden bura da bunu yapıyorsunuz? Urfa’daki otobüse bindiğinizde zaman arabaya bindiğiniz zaman ön koltukta oturur musunuz? Caiz mi dediler ayıp değil mi biz nasıl otururuz. İyi de burada otobüslerle ziyaretlere gittiğiniz de neden ön koltukta oturuyorsunuz? Uçağa binerken neden telaş içerisindesiniz? İnanın ben uçağa bindim ve Urfa’nın en tanınan insanları olan Seydalar vardır. Molla Seyda şeyh Muhammet Ali vardır. Bu bir enderdir dünyada bile bulunmayacak şahsiyettir. Ve inanın uçağın ön koltuğuna bizimkiler yani bizim milletimiz bizim vatandaşlarımız ön tarafta oturmuşlar ve Seydalar arka taraflarda oturmuşlar. Yürüdüğünde dağların taşların çekindiği insanlardır bunlar onun önüne oturmayı sen nasıl göze aldın. Niye? Sanki Mekke de ve Medine deyken bütün haramlar kaldırılmış gibidir. İnanın Mekke de eşya satan bir adam yolcumuzun peşinden otele kadar geldi. Ne istiyorsun diye sorduğumuz da bana parayı vermeden mal aldı benden diyor. Niye parayı vermedin pazarlık yaptım indirmedi bende malı aldım geldim. Helal haram bu kadar mı şey oldu. Bakıyorsun ki beraber oturuyorlar kim bu? Bu benim kardeşimdir. Nereden kardeşin oluyor? Hiçbir şekilde kardeş değiller ki giderken tanışmışlar, kardeş olmuşlar. Bakın Mekke yüz bin katlıdır. Kardeşim dediğin kişi kardeşin değilse senin onunla oturman haramdır. Senin onunla konuşman haramdır. Bakın benim şirketimin bir şikayeti var şuan da diyanet işleri başkanlığında soruşturma geçirdim. Soruşturma nedir biliyor musunuz? Şanlıurfa’dan götürdüğüm bir umrecim bayanlar odasına gitti ve bayanlar odasında kaldı. Erkek umreci. Ben onu oradan çıkaramadım biliyor musunuz? Onu oradan çıkaramadım ve oradaki umreci bayanlardan iki tanesini çıkardım bir tane bayan çıkmadı oradan ve kendisi de o odanın içerisinde kaldı. Ben onu zorla oradan çıkarmaya çalıştım. Beni şikayet etti şikayeti hala benim diyanet işleri başkanlığında kayıtlıdır. Bunu Urfa’da yapabilir misin? Urfa da başkasının evine gir bayanların yanında yat bakalım yatabiliyor musun? Burada yapamazsı. Neymiş orada kardeşmişiz. Burada da kardeş olun o zaman. Madem orada bir odanın içerisinde yatmayı göze alıyorsan gel bakalım burada da sen git bir odanın içinde yat. Git Mehmet’in, Ahmet’in evine deki ben senin hanımınla aynı odanın içerisinde yatacağım nasılsa o benim kardeşimdir. Burada kan dökülür derler. Buradaki kanunlarımız örf ve adetlerimiz, İslam dinimiz, burada geçerli de Mekke de neden geçerli değil? Ben bayanlar lokantasını ayırdım, erkekler lokantasını ayırdım Mekke de. Ve açıklama yaptım yüz bin katlı olan bir yerde yemek yerken bir bayanın yüzüne bakmayın, bayanlar sizde erkeklerin yüzüne bakmayın. Birbirinizden ayrı bir şekilde yiyin. İnanın bütün Türkiye’den götürdüğüm umrecilerden hiç birinde itiraz olmadı. Şanlıurfa’dan götürdüğümüz umrecilerden itiraz ettiler ve bayanların yanına gidip yemek yemeye çalıştılar. Hanımımla yemek yiyeceğim diyor. Arkadaşım ben bilirim biz aynı memleketteniz topraklarımızı biliriz. Biz burada yerken bayanlarımızla eşlerimizle oturup doğru düzgün yemek yemiyoruz. Ama orada neden Mekke adeta haram ve helalin kalktığı yerdir sanıyorlar, en fazla dikkat etmemiz gereken yerdir. Bundan dolayı İslami kurallarımızı Mekke de daha fazla dikkat etmemiz lazım örf ve adetlerimize daha dikkat etmemiz lazım. Abdest alırken milletin yanında almamamız gerekir. Namaz kıldığımız da mescidin avlusunda namaz kılmamamız lazım Medine de. Bayanlara ayrılan bölümleri bulmamız lazım. Mekke de aynı şekilde olması lazım. Asansörlere binerken ayrı asansörlere binelim. Yemeklerde mümkün olduğu kadar ayrı yerde köşede oturmayalım ve böylece biz kendimiz orada şeraiti daha fazla yaşamaya çalışalım inşallah. ALLAH inşallah her gidenin Umresini Haccını kabul eyler. Sizlere de nasip olur inşallah. Bizlere de inşallah tekrar gitmeyi nasip eder.   
BİZE ZAMAN AYIRDIĞINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM
Ben Teşekkür ederim.        

YORUMLAR

  • 0 Yorum