Hattat sanatının Talebi Çok Talebesi Az (video)

Şanlıurfa Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Kamil Güler Hattat Seyyid İsmail Özbek ile röportaj yaptı.

Hattat sanatının Talebi Çok Talebesi Az (video)

Şanlıurfa Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Kamil Güler Hattat Seyyid İsmail Özbek ile röportaj yaptı.

Hattat sanatının Talebi Çok Talebesi Az (video)
05 Temmuz 2021 - 18:19

Özbek; Urfa’nın Hat sanatı baya eskilere dayanır, çok ciddi mana da Urfa’da hat sanatı yapılmış, son dönem hattatlarından Behçet Arabî üstadımız Urfa’da bu sanatı çok ciddi mana da yapmış en güzel şekilde kendi gayretiyle Urfa’da yapmış. Kendisi de üstad Hamid Aytaç’ın aynı döneminde yaşamıştır.
Benim önceliğim kim olursa olsun, mesleği ne olursa olsun bir sanatı olsun, bizim önceliğimiz sanata teşviktir. Bir doktor da olsa, bir hâkim de olsa, bir esnaf da olsa boş zamanlarını boşa geçirmeyecek bir sanatla uğraşması kişinin avantajına olur.

SİZİ TANIYABİLİR MİYİZ?

Hattat Halil İbrahim’in talebesi Seyyid İsmail Özbek, 2011 yılından beri Rızvaniye külliyesinde hocamızdan ders alarak başladım ve halen de aktif bir şekilde devam ediyorum.

HÜSN-İ HAT SANATINA NASIL BAŞLADINIZ?

Küçük yaşlarda iken bu sanatı duymuştum ama o zamanlar resme merakım vardı o zamanlar Urfa’da bu sanatın yapıldığını bilmiyordum. Benim Hüsn-i hat sanatını öğrenmem biraz geç oldu, Rızvaniye külliyesinde dersinin verildiğini duyunca hemen ertesi gün geldim ve hocamla tanıştım bu şekilde derslere başlamış bulundum.

KAÇ YILDIR BU SANATI İCRA EDİYORSUNUZ?


2011 yılında başladım, yaklaşık 2 yıl hocamdan ders aldım daha sonra hocamın öğretmen olup atanmasıyla külliye de hocamızın da bize el vermesiyle, müsaadesiyle derslere başlamış olduk.

HÜSN-İ HAT NE DEMEKTİR?

Hüsn-i hat, Arapça kökenli bir isimdir, Arapça da hat, çizgi demektir. Hüsn ise güzel demektir, Hüsn-i hat yani güzel çizgi manasına geliyor, çizginin en güzel şekilde yansımasıdır. Herkesin sevmiş olduğu bir sanat vardır ama Hat sanatı gerçekten farklı bir sanattır, Hat sanatını ilim gibi düşünmemiz lazım. Tabi diğer sanatların da kendilerine göre zorlukları vardır, çabaları vardır, hocalarının öğretiş tarzı farklıdır ama Hüsn-i Hat gerçek anlam da insanı kendinden götüren bir sanattır. Süsleme sanatı önce Hat sanatı ile başlar daha sonra tezhip, ebru bu şekilde süslemeler vardır. Tabi Arap harflerinin ağırlıkları vardır özellikle Kuran’ı Kerim’in yazılmasından dolayı Arapça kelimelerle Hüsn-i Hatta da en güzel şekilde yazılmasından dolayı bu sanatın diğer sanatlara göre biraz daha ağırlığı vardır.

SİZİN HARİCİNİZ DE BU SANATI İCRA EDEN KAÇ KİŞİ VAR?

Urfa’nın Hat sanatı baya eskilere dayanır, çok ciddi mana da Urfa’da hat sanatı yapılmış, son dönem hattatlarından Behçet Arabî üstadımız Urfa’da bu sanatı çok ciddi mana da yapmış en güzel şekilde kendi gayretiyle Urfa’da yapmış. Kendisi de üstad Hamid Aytaç’ın aynı döneminde yaşamıştır, Hamid Aytaç Diyarbakırlıdır o İstanbul’a gidip hat sanatını daha güzel bir şekilde öğreniyor. Biz de Hamid Aytaç’ın neslinden gelmiş oluyoruz, Behçet Arabî Urfa’dan gitmediğinden dolayı kendi çapında en güzel şekilde yazmıştır. Onun talebesi şuan sadece Mahmut Dört budak hocamız var, bu sanatı yapıyor, biz de Mehmet Memiş hocamız 1995 yılında Urfa’ya geliyor, Rızvaniye külliyesini görünce burada kurs açma talebinde bulunuyor ona yer ayarlıyorlar. O dönem de başlıyor, bizim hocamız da o dönem de yanında başladıktan sonra 2013 yılında hocamız icazetini aldı, biz de bu şekilde silsile yoluyla öğrenmeye çalışıyoruz.

BU SANATA GENÇLERİN İLGİSİ NASIL?

Şuan gençlerimizin ilgisi var hem de baya bir ilgisi var ama sanatın zorluğunun farkında değiller. Ben gidersem birkaç ayda bu işi yaparım diye geliyorlar ama gelip baktıktan sonra elimizde tuttuğumuz kamışın açılmasını öğrenmek bile kimisinin aylarını alıyor. Bizim yanımız da olan bazı talebelerin yazıları güzel olabilir ama daha kamışı açamıyor, hat sanatı biraz farklıdır. Ben her zaman derim talebi çok talebesi az, hat sanatına başlama konusunda erkekler de tam mana da bir potansiyel yok, 4 – 5 tane erkek öğrencimiz var yaklaşık 30 – 35 tane de bayan öğrencimiz var. Erkeklere oranla bayanların talebi daha fazla oluyor ama bayanlar da çektiğimiz sıkıntı da tam mana da devam ettiremiyorlar. Belli bir seviyeye geldikten sonra öğrenciyse ataması olup başka şehre gidiyor, bekârsa evlendikten sonra bırakma ihtimali çok fazla oluyor, 50 kişi de 1 kişi devam ettiriyor.

ÖĞRENCİ OLMANIN ŞARTLARI VAR MI?

Benim önceliğim kim olursa olsun, mesleği ne olursa olsun bir sanatı olsun, bizim önceliğimiz sanata teşviktir. Bir doktor da olsa, bir hâkim de olsa, bir esnaf da olsa boş zamanlarını boşa geçirmeyecek bir sanatla uğraşması kişinin avantajına olur. Şuan her daldan öğrencimiz var, biz kurslarımızı ücretsiz veriyoruz, kesinlikle her hangi bir ücret talep etmiyoruz. Haftanın 2 günü derslerimiz var, şuan erkeklerle beraber yaklaşık 40’a yakın öğrencimiz var ve Pazartesi, Cuma şeklinde geliyorlar. Bunun yanında tabi öğretmen olan öğrencilerimiz de var, esnaf olan öğrencilerimiz de var, her kesimi her yaştan öğrenciyi kabul ediyoruz bu konuda kimsenin şüphesi olmasın. Şuan 55 yaşında bir teyzemiz de öğrencimiz ayrı yeten 13 yaşında bir ortaokul öğrencisi de talebemiz

HÜSN-İ HAT SANATINI İCRA ETMEK İNSANA NE KATAR?

Sanat insanın beynini dinlendirir, nice kişiler vardır ki psikiyatri de görmediği tedaviyi sanat da buluyor. Farklı bir sanat dalı uğraşan bir arkadaşımla oturduk dedi ki hocam ben sanata başlamadan önce psikolojim bozuktu, doktora da gitmişti fakat daha sonra bir sanata başlıyor ve şuan kendini toparlamış. Sanat icra ederken insan kendini toparlıyor aslında, ne kadar uğraşı çok olursa da olsun bir meşkin başına oturduğu zaman gerçekten insanı etkiliyor, o anda her şeyi unutuyorsun, derdin ne kadar varsa, sıkıntın ne kadar varsa unutup sadece yaptığın sanatın en iyisini yapmaya odaklanıyorsun.

HÜSN-İ HAT SANATINI İCRA EDERKEN O AN DA NELER HİSSEDİYORSUNUZ?


İnsanın ruh hali gerçekten çok önemlidir o an ki o yazıyı yazması için, bizim yazılarımızda da düz yazı dediğimiz kompozisyonlar var, örneğin o an bir ayet yazılacaksa ben bu ayeti daire şeklinde yazmak istiyorum dersiniz veya dikdörtgen kompozisyon şeklinde. Tabi bunun üzerin de çok uğraşlar gerekiyor, kamışı elime alayım, mürekkebim yanımda olsun ben hemen yazıya başlayayım gibi öyle bir lüks yoktur hattat sanatında. Üzerinde sağlam bir şekilde durulması lazım, beyin fırtınası yapması lazım o şekilde ruh halini de yansıtıp ortaya güzel bir kompozisyon çıkarması lazım. Bu tabi baya zaman alır kimi kompozisyonlar 2 – 3 ay bile sürür.

HER HANGİ BİR KURUMDAN YA DA YERDEN DESTEK ALIYOR MUSUNUZ?

Ciddi mana da resmi kurumlardan destek gördüğümüz söylenemez sonuçta biz Urfa’da yanlış değilsem hat sanatının dersini veren 4 kişiyiz. 1 gün bir resmi kurumdan bize talep gelmedi, bu sanatı anlatın, talebe yetiştirin gibi şeyler söylenmedi, maddi ve manevi anlam da bir destek yok. Biz burada kendi yağımızla kavruluyoruz, kendi memleketimize ne katabiliriz onun derdindeyiz. Rızvaniye külliyesi Güngör Azim Tuna valimiz döneminde getirildi, daha önce ki yıllarda da mevcuttu ama burası geleneksel el sanatları külliyesini Güngör Azim Tuna valimiz zamanında bu şekil hale geldi. Rızvaniye külliyemiz de kemik tarak ustamız var, Ahşap oyma ustamız var, tesbihçimiz var, keçeci ablalarımız var ama resmi yerlerden destek verilmiyor. Herkes kendi çabasıyla memleketime nasıl hizmet edebilirim, nasıl talebe yetiştirebilirim onun derdine düşmüş ama resmi kurumlardan destek görülürse emin olun burada ki ustalar Urfa’yı kültür sanat boyutun da ciddi manada bir yerlere taşıyabilir. Resmi kurumlarla istişare halinde çalışmak lazım, resmi kurumların desteğini elbette bekleriz, amaç memlekete faydalı olmak.

SON OLARAK NELER EKLEMEK İSTERSİNİZ?

Herkesin bir sanatı olsun, sanata ve sanatçıya destek verilmesi lazım özellikle öğrencilerin küçük yaşlar da sanata yönlendirilmesi lazım. Biz bir dönem okullara gidip sanatlarımızın tanıtımını yapmak istedik amacımız da bu sanatların Urfa’da olduğunu, yaşatılmak istendiğini öğrencilere aktarmak. Bugün baktığımız zaman çağımız internet çağı, tabiri caiz ise gençlerimiz gerçekten boş şeylerle uğraşıyor ama eski dönemler de öyle değildi. Çocuk okulunu da okurdu bir sanata da yönlendirilirdi, boş zamanlarını onunla değerlendirirdi ve daha sonra o alanda da kendini geliştirirdi. Hem bir sanatkâr hem bir öğrenci olabiliyordu.

BİZE ZAMAN AYIRDIĞINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM.

Ben Teşekkür ederim.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum