Yaşam

İlk durakları Şanlıurfa oldu: İki kadın insanlık dramını Türkiye’den duyuruyor

Şanlıurfa ve Diyarbakırlı iki toplum aktivisti Yıldız Bozkurt ve Fatma iftirak, Gazze ve Filistin’deki insanlık dramını tüm Türkiye’ye duyurmak için kolları sıvadı, kadınların ilk durağı Şanlıurfa oldu.

Abone Ol

Şanlıurfalı Fatma iftirak ve Diyarbakırlı Yıldız Bozkurt öncülüğünde Şanlıurfa’da insanlık dramının hala sürdüğü Gazze konulu fotoğraf ve mektup sergisi Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi bahçesinde düzenlendi. Sergide duygusal anlar yaşanırken, yabancılardan da güzel geri dönüşler alındı.

HER YANI KÖTÜLÜKLE KUŞATTILAR, GÖRDÜKLERİMLE DE ŞAHİDİM

“Urfa'ya misafiriniz olarak yıllardır Gazze’de yaşanan insanlık dramını bir sergiyle ortaya koymak için geldim” diyerek sözlerine başlayan Diyarbakırlı Yıldız Bozkurt; “Ben zaten fotoğrafçıyım, sergi dünyaya derdimizi anlatmanın bir yoluydu. Çünkü biliyorsunuz çok uzun süredir zaten bir trajedi var. Dünyanın en büyük gazlı bez üreticisi Filistin, Gazze ismi zaten oradan geliyor. Gazze bezi aslında fakat kısaltılıyor. Sonra dille döne döne gazlı bez haline geliyor. Şimdi 8 milyarlık bir dünya 1 milyon 200 nüfuslu Gazze’nin biz yaralarını saramadı. ‘Nasıl yaparız?’ diye düşündük, ben fotoğrafçı olduğum için zaten alanım. Urfa'da böyle bir şey yapabilir miyiz diye arkadaşlara sordum. Sonrasında müzeyle bağlantıya geçtik, tam destek verdiler ve sonra sergiyi kurduk. İnsanların hissetmesi, hissetmekle kalmayıp harekete geçmesi, bu konuda duyarsız olmaması gerekli çünkü ben uzun süre mültecilerle çalıştım. Kendi oturduğum bölge de benim çok mülteci yoğunluğu olan bir bölge. Dışarıdan geleni maalesef biz önce bir sarıyoruz sonra da boğuyoruz. Belki yanlış gelecek insanlara ama tabii ki gelirken çok kötü koşullarda geliyorlar. Sonra biraz toparlıyorlar. Gelirken tabii ki insanlar kendi kültürleriyle geliyorlar ve o kültür asimile olmuyor. Sonra biz rahatsız olmaya başladığımızda da kötü insanlar oluyor. İnanılmaz güzel insanlar var. Ve o kadar zorluğa, her şeylerini kaybetmelerine rağmen hala çok doğru şekilde hayatta kalmaya çalışan birçok insanla çalıştım ben o yüzden insanları ayırırken, iyi ve kötü iki sınıf olduğuna inanıyorum. Eğer, insan insansa ve gerçekten iyiyse yayılan kötülüğe bir dur demesi, kötülüğe göz yummaması lazım. Şu anda her yanı kötülüğün kuşattığına kesinlikle ben inanıyorum. Gördüklerimle de birebir şahidim zaten. Yani insanlar nefes alamayacak hale geldiler” cümlelerine yer verdi.

GAZZE İLE BURASI ARASINDAKİ KÖPRÜYÜ ÇOK DOĞRU KURDUK

Bozkurt sözlerini şöyle sürdürdü: “Hani mahallenin kaba dayısı olur ya. Dünya sanki bir başkasının arka bahçesi gibi, ev alır ya da bir eve sahip çıkar gibi ülkeleri gasp ediyorlar, biz bu zulmü seyrediyoruz. Herkesin bir anlatım tarzı var, biz sergiyi tercih ettik, siz tiyatro yaparsınız ya da kameranızı kullanır haber yaparsınız ama sessiz kalmamak en önemlisi bunca kötülüğe yani bir dur demek için gerçekten iyilerin artık harekete geçmesi gerektiğine inanıyorum. ‘Benden ne olur?’ kelimesi çok yanlış bir kelime öyle düşünmeyin mesela biz üç kadınız, gerçekten herkes kendi imkânlarını ortaya koydu.

Tarikat değiliz, cemaat değiliz, dernek değiliz. Hiçbir şey değiliz. Ona rağmen gerçekten sergi çok güzel oldu. Zaten sergideki fotoğrafları ben Gazeli bir fotoğrafçı ve gazetecilerden aldım. Onlarla iletişime geçtim, projeyi anlattım onlarda kabul ettiler. Çok ciddi derecede kendi yazdıkları, bize seslendikleri mektuplar, videolar var, biz Gazze ile burası arasındaki köprüyü çok doğru kurduk.”

İMKÂNSIZLIKLAR İÇERİSİNDEKİ SERGİMİZE YABANCILARDAN DA KRİTİK DÖNÜŞLER ALDIK

Yapılan sergide yabancılardan çok kritik geri dönüşler aldıklarını da aktaran Yıldız Bozkurt sözlerini şöyle noktaladı: “Hani gelirken gülerek giren gruplar vardı mesela ama çıkarken fiks yani gerçekten fiks, derdi ben ne yapabilirim? Yani odak noktası evet ben de bir şey yapmalıyım. Bunun bir ucundan tutmalıyım da. Elhamdülillah tesirli olduğuna inanıyoruz. Fatma hocam biz bu kadar hazırlık yapıyoruz ama kim gelecek? Basın yok, duyuru yok. Zaten imkânlar kısıtlı. Baktığınız zaman hiç kimsenin gelmemesi lazım. Biz bu kadar gayret ettik. Allah nasip olanını gönderecektir. Ertesi gün gerçekten inanılmaz kalabalıktı ama kuru kalabalık değil. İnanılmaz güzel bir kalabalıktı. Yabancılar ciddi ağırlıklıydı, bize duygularını anlatanlar oldu, inanılmaz desteklediler.

NİYETİMİZ ‘İNSANLARI NASIL BİRLEŞTİREBİLİRİZ?’ SORUSUNA CEVAP OLABİLMEKTİ

Bunun yayılması gerektiğini hani artarak yapılması gerektiğini söylediler. Biz de hemfikiriz zaten. Şimdi Allah nasip ederse buradan Adıyaman'a gideceğiz, Adıyaman'dan İstanbul'a sergimiz var. Kendi ruhumuzu Gazze'nin ruhuyla birleştireceğiz. Gelişerek gidecek ama o yani bu kadarla kalmayacak.”

Serginin bir diğer kurucularından Fatma iftirak; “Toparlanabildiğimiz kadarıyla küçük çaplı etkinlikler yaptık, Baktık ki bardağı taşıracağımız son damla olmuyor yaptıklarımız. Filistin’de yaşayan insanlarla nasıl empati kurabiliriz diye düşündük, aklımıza sergi yapma fikri geldi. Elhamdülillah çok güzel oldu, çok güzel de dönüşler aldık. Zaten sergi hazırlama aşamasında birbirimize yardımcı olduk, karşılama, uğurlama ve sergi hakkında bilgilendirme görevim vardı. Birkaç kişiyi gerçekten çok derin hissettim. Ağladılar çok duygulanmışlardı ve biz birleşsek gerçekten yapamayacağımız bir şey yok. Niyetimiz ‘insanları nasıl birleştirebiliriz?’ sorusuna cevap olabilmekti İnşallah bu yaptığımız sergi çoğalır. Yani bütün şehirlerde de yapma amacımız, niyetimiz var. İnşallah bu üst mertebelere iletilir.