Kanun zoruyla işçinin başka sendikaya geçişi kabul edilemez

HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan: “Biz kanun zoruyla hiçbir işçinin başka bir sendikaya geçmesini kabul edemeyiz”

Kanun zoruyla işçinin başka sendikaya geçişi kabul edilemez

HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan: “Biz kanun zoruyla hiçbir işçinin başka bir sendikaya geçmesini kabul edemeyiz”

Kanun zoruyla işçinin başka sendikaya geçişi kabul edilemez
05 Ağustos 2020 - 17:15

HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, taşeron şirketlere bağlı işçilerin kamu kadrosuna alınmasının tarihi bir dönüm noktası olduğunu belirterek, "Biz kanun zoruyla hiçbir işçinin başka bir sendikanın üyesi olma zorlamasını kabul edemeyiz. Sendika örgütlülüğü ancak sendikal özgürlük ile söz konusu olabilir. Bu özgürlüğün önündeki engelin kaldırılmasını istiyoruz" dedi.
696 Sayılı KHK ile kamu kurum ve kuruluşlarında sürekli işçi kadrosuna atanan çalışanların ve sendikaların yaşadığı sorunlar başta olmak üzere, çalışma hayatının gündemine ilişkin açıklamalarda bulunan HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, “Yakın tarihimizde çok ciddi tartışmalara neden olacak bir konuyu sizlerle paylaşmak için toplandık. Özellikle 2017 yılı Aralık ayında 1 milyona yakın taşeron şirketlerde çalışan işçilerin kadro alması sebebiyle Türkiye Cumhuriyeti tarihinin çalışma hayatındaki en büyük reformu gerçekleşmiş oldu. Bu reformun mimarları Sayın Cumhurbaşkanı ve Bakanlara teşekkür etmek istiyorum. Gerçekten çağdaş köle muamelesi gören en temel haklarından yoksun, toplu sözleşme hakkı, fazla çalışma, izin hakları olmayan iş güvenceleri yok sayılan çalışanlar kamuda kadrolu işçi imkanını elde etmiş oldular. Sendikalar ile örgütlenerek toplu sözleşmelerini imzalamaya başlamış ve Türkiye için hakikatten en önemli reformu hayata geçirmiş bulunmaktayız. Kamuda yerel yönetimler dahil toplam kadrolu işçi sayısı 200 binin altına inmişken bu düzenleme ile totalde yaklaşık 1 milyon kadrolu işçi istihdamı sağlanmıştır. Bu gerçekten Türkiye’de devrim niteliğinde ve çalışma tarihine geçmiş bir reformdur. Bu çok önemli bir gelişmedir. Çok önemli bir başarıdır ve bu başarıda Konfederasyonumuzun çok önemli bir rolü ve tutumu olmuştur. Taşeron şirketlerde çalışan işçilerin kendi sendikalarına üyeliklerine karşı çıkanlar o işçilerin mücadelelerini küçümseyenler ve bizim mücadelemizi uzaktan seyredenler daha sonra sanki bu işin tam merkezindeymiş gibi bir tutum sergiledi. HAK-İŞ başından itibaren hiçbir beklenti ve hesap yapmadan mağdur ve mazlum işçilerin haklarının alınabilmesi için büyük bir mücadele başlatmıştır. Yıllardır süren bu mücadele sonucunda bu başarı elde edilmiş ve gerçekten Türkiye tarihine geçmiştir” şeklinde konuştu.

“Biz kanun zoruyla hiçbir işçinin başka bir sendikanın üyesi olma zorlamasını kabul edemeyiz”
Kamuda çalışan işçilerin kadroya geçme sürecinin devrim niteliğinde bir hamle olduğunun altını çizen Arslan, “Bu düzenlemede son dakika müdahalesi ile kararnamede bizim de hiçbir şekilde konuşulmayan ve bizim kararname çıktıktan sonra öğrendiğimiz bir düzenleme bütün bu başarıyı ciddi şekilde gölgelemiştir. Özellikle 2014 yılında taşeronda örgütlenen sendikaların taşeron şirketler ile yaptığı sözleşmeye rağmen daha sonra getirilen düzenleme ile bu yol kapatılmıştır. Yani işçilerin taşeron şirketlerdeki örgütlendikleri iş kollarında sendikaların da yer alarak yaptıkları toplu sözleşmeler 2020 yılı 1 Kasım’dan itibaren ortadan kaldırılmış olmaktadır. Bu gerçekten bizim açımızdan, çalışanlar ve sendikalar açısından kabul edilebilir bir düzenleme değildir. O nedenle HAK-İŞ, 2 yılı aşkın süredir, başta Cumhurbaşkanı olmak üzere Aile Sosyal Politikalar ve Çalışma Bakanı, parti grup başkan vekilleri, AK Parti MYK üyeleri, diğer siyasi partilerin meclisteki grup başkan vekilleri ve diğer tüm muhataplara ısrar ve inatla bu düzenlemenin, hem anayasaya, hem sendikal örgütlülüğe hem de işçilerin ihalelerine aykırı olduğunu anlatmaya çalıştık. Bu büyük başarının böyle bir düzenleme ile gölgelenmesine itiraz ettik. Bunun hesaplanamayan ve gelecekte de Türkiye için ciddi sorunlara gebe gelişmeler doğurabileceği endişesini paylaştık. Sendikalarımızın kanun zoruyla üyelerinin başka sendikalara üye olma durumunun kabul edilemez olduğunun altını çizdik. Toplu sözleşme özgürlüğünü bazı sendikalar için ortadan kaldırıldığının altını çizdik. Konfederasyonumuzda bu konuda bu düzenlemeyi yeniden gözden geçirelim bu düzenlemenin ortadan kaldırılması için bir komite oluşturduk. Bu düzenlemeden etkilenen 9 sendikamız bir deklarasyon yayınladı. Bu deklarasyonun bir tanesinin temeli 696 sayılı KHK ile 6356 sayılı kanunun geçici 7. maddesinin 3. fıkrasına dayanılarak, 1 Eylül’den itibaren örgütlü olduğumuz iş kollarının değiştirilmiş olmasına itirazımızdır. Bu konuda sendikalarımız ortak bir mücadele platformu oluşturdu. Bundan etkilenen tüm sendikalarımız ortak bir kararlılıkla mücadelelerini de bir taraftan sürdürmektedir. Yaklaşık 3 aylık bir zaman dilimi var buradan Sayın Cumhurbaşkanımız, Bakanımız ve tüm bağlı kurumlara bir kez daha çağrı yapıyoruz; işçilerin on yıllardır örgütlendikleri sendikalarının bir kanun düzenlemesi ile içinin boşaltılmasına, sendikalarımızın bazılarının büyük ölçüde üyelerini kaybetmiş olmasına, hiç hak etmedikleri halde işçilerin kanun zoruyla başka bir sendikaya üye olmak zorunda kalmasına şiddetle karşı çıktık. Bu karşı çıkışımızı hem uluslararası sözleşmeler hem anayasamız hem de mevcut mevzuatlarımızla örtüştüğünün altını çizmek istiyoruz. Biz kanun zoruyla hiçbir işçinin başka bir sendikanın üyesi olma zorlamasını kabul edemeyiz. Sendika örgütlülüğü ancak sendikal özgürlük ile söz konusu olabilir. Bu özgürlüğün önündeki engelin kaldırılmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

YORUMLAR

  • 0 Yorum