Kazazcılık Mesleğinin Başlangıcı Şanlıurfa'dır

Güngör; . Bizim mesleğimiz aslında padişahların zamanında olan bir meslek ve kazazcılık mesleğinin başlangıcı Şanlıurfa’dır. Şuan da Balıklı göl Rızvaniye külliyesinde devam ediyorum.

Kazazcılık Mesleğinin Başlangıcı Şanlıurfa'dır

Güngör; . Bizim mesleğimiz aslında padişahların zamanında olan bir meslek ve kazazcılık mesleğinin başlangıcı Şanlıurfa’dır. Şuan da Balıklı göl Rızvaniye külliyesinde devam ediyorum.

 Kazazcılık Mesleğinin Başlangıcı Şanlıurfa'dır
09 Temmuz 2021 - 18:04

Şanlıurfalı kazzaz ustası  Mehmet Emin Güngör Şanlıurfa Gazetesine yaptığı açıklamada;  1947 yılında ilk olarak bu mesleğe başladım, o yaşlar da heves ettim ve aileme ustaya gitmek istiyorum dedim, onlar da kabul ettiler bu şekilde 1947 yılında mesleğe başladım. İlk olarak dükkânın önünü süpürürdüm, ustamıza ekmek alırdım, temizlik vs. aynı zamanda da ustamın eline bakardım böyle böyle derken mesleğe alıştık.  Kazazcılık unutulmaya yüz tutmuş bir meslek haline geldi, 50 yıldır bu meslek yapılmıyordu, tam 50 yıl önce bırakıldı. Bizim kuyumcu komşularımız vardı onlar gelip bizden nakit para isterdi o derece kazandırdık. Diyarbakır, Muş, Van gibi şehirler gelip bizden toptan şekilde malzeme alırdı, örneğin hanımlar bizim yaptığımız takıları takmadan düğünlere gitmezdi, gelin olmazlardı saç bandı dediğimiz örükler, kaytanlar vs. bunların siparişlerini yetiştiremezdik. Ben 5 yıl ustama hizmet ettim, 11 yaşına geldiğim zaman dükkânı ikiye bölüp bir yarısını bana verdi o zamanlar kapalı çarşının adı kazaz pazarıydı orda 3 metrelik dükkânın 1,5 metresini bölüp beni dükkâna ortak etti. Sabahları hem ustamın dükkânını açıyordum hem kendi dükkânımı açıyordum bu şekilde 1 yıl ortaklık yaptık. Daha sonra bir komşumuz dükkânını kiraya verdi ustam da sen buraya geç dedi bana, oraya geçtim çalıştım sonra kendime bir dükkân aldım daha sonra bir dükkân daha aldım bu şekilde mesleği devam ettirdim. Ta ki 1970 yılına kadar sonra bana teklif geldi İstanbul’a gidip çalıştım 25 yıl sonra tekrar Urfa’ya gelip devam ettim. Bizim mesleğimiz aslında padişahların zamanında olan bir meslek ve kazazcılık mesleğinin başlangıcı Şanlıurfa’dır. Şuan da Balıklı göl Rızvaniye külliyesinde devam ediyoruz bu mesleğe, yaptığım ürünlerin çoğu satılıyor, bazen fuar olunca bizi çağırıyorlar, fuarlara gittiğimiz zaman yanımız da götürdüğümüz tüm ürünler satılıyor. Geçenler de Japonlara sattık hatta değişik bir tür istediler bizden sipariş verdiler, inşallah devletimiz feraha kavuşur ve ölmek üzere olan mesleklere sahip çıkar da mezara gitmez meslekler, birkaç çırak yetiştirsek çok güzel olacak, bunlar yörelerimizin geleneksel takılarıdır. Dedi.
KAZZAZLIK ; İpek ipliğin el ile bükülerek işlenmesine "Kazzazlık" denilmektedir. "Kazzaz Pazarı" denilen kapalı çarşıda (Bedesten) eskiden 30-40 dükkânda sürdürülen bu tarihi sanat günümüzde aynı çarşıdaki bir iki usta tarafından yaşatılmaya çalışılmaktadır. 100-150 yıl kadar önce ipekçilik Urfa'da önemli bir sektör durumundaydı. Bugün Urfa bahçelerinde görülen çok sayıdaki dut ağacının zamanında ipek böcekçiliğinde kullanıldığı, yaşlılar tarafından söylenilmektedir. Bu sektör günümüzde tamamen terkedilmiş bir durumda olup kazzaz esnafı tarafından kullanılan ipek iplikleri Diyarbakır ve Bursa'dan getirtilmektedir.
Çeşitli renklerdeki ipek ipliği kullanım yerlerine göre:  İnce İbrişim (İpek),   Kaba ibrişim olmak üzere iki kısma ayrılmaktadır.
KAZZAZLIK ÜRÜNLERݸİnci Saplama:  İnci tanelerinden oluşan, Şanlıurfa kadın takıları arasında önemli bir yeri olan ve "Kelep" denilen boyun takısının  incilerin "korlar" (sıralar) halinde ince ibrişimlere "saplanması"na (geçirilmesine) inci saplama denilmektedir.Kaytan: Kaba ibrişimden örülmüş, 1-2 cm. eninde, 1-1.5 m. uzunluğundaki şeritlere "kaytan" denilmektedir.Cep Saati ve Tabanca Kaytanı: Kaba ipekten 1 cm. genişliğinde örülür.Kor Kaytanı: Sarı renkli ipekten 2-3 cm. genişli¬ğinde örülerek üzerine altın liralar dizilir. Kadınlar tarafından boyuna takılır.
Saç Bağı: Siyah renkte ipek ipliklerinin kadın saçı görünümü verecek şekilde örülerek uç kısım¬larına yedi renkte püsküller bağlanmasına "saç bağı" denilmektedir. Köylü kadınlar tarafından ba¬şın arkasına takılan saç bağı suni bir saç görünümü verir.
Puşu Püskülü: İpekten yapılan bu püsküller, eskiden Şanlıurfa'da aba tezgahlarında ipekten do¬kunan ve "Sırmalı Puşu" denilen erkek baş örtüleri¬nin çevresini süslemede kullanılırdı.
Tespih Püskülü: Tespih tanelerinin renkleri ile uyumlu olarak ipek iplikten yapılır.
Sırma Şerit: Gümüş sırmalarla (tellerle) işlenen bu şeritler, köylü kadınlar tarafından başa takılan ve "Köfü" denilen başlıklara dikilirdi.
İggal: Puşuyu başa tuttarmaya yarayan, yün veya ipekten yapılmış yuvarlak formlu başlığa ig-gal denilmektedir. Yassı ve Top olmak üzere iki türü vardır.
Yassı İggal: Deve veya koyun yününden yapılmış ipler, 30-40 sıra halinde ve başa geçecek genişlikte yuvarlak biçimde bağlanır; bu ipler 5 cm. ara ile 2 cm. genişlikte sarılarak boğumlanır. Bir yassı iggal¬'de büyüklüğüne göre 6-7 boğum bulunmaktadır.
Yassı iggalin arkasından iggal yününün ren¬ginde, uçları püsküllü dört sıra ip sarkmaktadır.
Deve yününden yapılan iggallerin baş ağrısını aldığına Araplar tarafından inanılmaktadır.
Top İggal: Serçe parmak kalınlığında, 1 m. uzunluğundaki kendirin üzeri siyah ipek iplikle sıkça sarılarak uç kısımları birbirine bağlanır ve kat¬lanarak iki kor (sıra) halinde başa takılır. ıggal'in birleşen uç kısımlarından püsküllü ipler sarkıtılır. Püskül iplerinin örgü, kaytan ve bükme çeşitleri vardır.
Daha çok Halep'ten getirtilen Top iggal, ayrıca  Şanlıurfa'da da yapılırdı.
KAZZAZLIKTA KULLANILAN ALETLER
"İş Ağacı" denilen alet kazzazlıkta kullanılan tek ve en önemli alettir. Kazaz ustası bütün işlerini bu basit alet üzerinde yapmaktadır. ış Ağacı, 40 cm. uzunluğunda, 15 cm. enindeki yassı bir tahtanın üzerine dikine yerleştirilen 30 cm. uzunluğunda, 3 cm. çapında yuvarlak bir ağaçtan ibarettir. Yuvarlak ağacın baş kısmı iplikleri tutacak şekilde boğumludur. Yassı tahta diz altında sıkıştırılarak örülecek ipek iplikler dik ağacın baş kısmındaki boğuma tutturulup püskül, igal ve keytan yapımı gerçekleştirilir.
Tarihi çok eskilere dayanan bu sanatın bilinen en eski ustaları Kazzaz Ali İpek, Kazzaz Bekir, Kazzaz Mustafa, Kazzaz Halil İpek, Kazzaz Mustafa İpek ve Kazzaz İbrahim Pamukçu'dur. Urfa'da kazzazlıkla iştigal eden bazı aileler "İpek", "İpekçi", "Kazzaz", "Ören" ve  "Örer" soyadlarını almışlardır.

özel haber
 
 
 
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum