Kenan Paşa hangi cezaevinde'

Abone Ol

Yakın tarihte bir halk oylamasına gidilmişti. Tarih 12 Eylül 2010 hafızalarımızda daha tazeliğini koruyor… İktidar partisi bu halk oylamasının propaganda döneminde ancak genel seçimlerde harcanabilecek bir para harcadı. Paralar, rüşvetler, vaatler, tehditler, şantajlar havalarda uçuştu. Türk medyasının Türklükten uzak olan yazar takımı ulusal ve yerel medyada her gün ülkücülerden, ülkücülükten bahsetti. Bugüne kadar hiçbir yazısında Cennet Mekan Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ in adını zikretmeyen yazarlar, Başbuğun şanlı mücadelesini destansı bir üslupla anlattılar. 12 Eylül 1980 sonrası askeri cezaevinde işkence gören ülkücülerden, ülkücü şehit ailelerinden ve ülkücü gazilerden dem vuruldu. Hayali Ülkü Ocakları Başkanları, MHP Başkanları türetildi… Ve eski ülkücüler (!) o kadar kıymete bindi ki; her gece cemaatin bir kanalında, cemaatin gazetelerinde açıklamaları, röportajları kendine yer buldu, insan düşünmeden edemiyor, eskisi bu kadar kıymetli olan bu ülkücülerin yenisine ve orijinaline neden aynı kıymet verilmiyor. Bardağı taşıran son damla ise, Başbakan tarafından TBMM kürsüsünden okunan Mustafa PEHLİVANOĞLU na (idam cezası ilk infaz edilen şehidimiz) ait mektup oldu. Tayip bey, 7 Ekim 1980 tarihinde henüz 22 yaşındayken darağacında şahadet şerbetini içen bir ülkücünün ailesine yazdığı son mektubundan bile faydalanmaya çalışmış. Ancak, o mektubu da kendince sansürlemişti ve mektubun aslınsa bulunan 'Şunu hiç bir zaman unutmasınlar ki, Mustafa lar ölür, Allah davası ölmez, milliyetçilik yaşar. Kellemi verdiğim bu yolun zaferi yakındır. Zafer her zaman Allah a inananlarındır.' bölümünü okumaya yüreği mi yetmedi? Gözü mü tahammül etmedi? Bilmiyorum ama netice olarak o bölüm okunmadan geçildi. Şanlıurfa dan yayın yapan internet haber sitelerinde hobi olarak yazarlık yapan ve ayda bir-iki yazı yazan zevatlar, halk oylaması öncesi doping almış gibi, gün aşırı yazmaya başladılar ve her yazılarında kendilerinin de eski ülkücü olduklarını fakat 12 Eylülcülerin yargılanması, 12 Eylülcülerden hesap sorulması için 'evet' oyu kullanılması gerektiğini vurguladılar. Hatta mevcut MHP yönetimi 'hayır' oyu kullanacağı için aynı kesim tarafından 'hain' ilan ediliyordu.

Nihayet, kazasız, belasız, kansız fakat şaibeli bir şekilde tamamlanan halk oylamasından 'evet' oyları çoğunlukta çıktı… Hepimiz 13 Eylül 2010 sabah haberlerinde Kenan Paşanın gözaltına alındığını ve ifadesi alındıktan sonra cezaevine gönderildiği şeklinde bir haber bekledik, ama nafile ne o gün, ne de onu takip eden günlerde böyle bir haber yayınlanmadı, çünkü böyle bir girişim dahi olmadı. Neyse geçenlerde Kenan Paşa ile ilgili bir haber yayınlandı; 'Kenan Evren in maaşına 1.200 TL zam yapıldı, yani eski para ile 1 milyar 200 milyon zam yapılmıştı' bu haberi görünce insanın, Tayip bey lütfen benden de hesap sor, diyesi geliyor.

13 Eylül 2010 sabahından itibaren cuntacılar hakkında 36 suç duyusu yapıldı, Türkiye nin farklı bölgelerinden yapılan 36 suç duyurusu Ankara ya gönderildi. Bu suç duyuruları Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tek bir dosyada birleştirildi… 12 Eylülcülerin yargılanmalarını engelleyen geçici 15. maddenin kaldırıldığı referandumun üzerinden 100 gün geçmesine rağmen, herhangi işlem yapılamadı. Çünkü bu cuntacıları hangi mahkemenin yargılayacağına karar verilemedi.

Halk oylamasından önce kameralar karşısında toplu ağlama seansları düzenleyen Tayip bey ve kadrosu şimdi nedense bu konuyu hiç açmıyorlar. Nasılsa HSYK tamam! Gerisi de önemli değil… Ali Bülent Orkan asılarak, Velican Oduncu içeride şişlenerek, Hüseyin Kurumahmutoğlu askeri cezaevinde namaz kılarken kafasına dipçikle vurularak, Yunus Uzun yüksek voltajda elektrik verilerek şehit edilmişler, kimin umurunda?… Oy uğruna, bu aziz şehitlerimizin isimlerini kullanmaya çalışan zavallılar ve yağdanlıkları, bu davranışlarının hesabını tarih önünde vere(meye)ceklerdir. Günü birlik menfaatler ve dünyalık zevkler için kalemini ve vicdanını satan sözde gazeteciler yarın daha nelerini satarlar, Allah bilir! Şimdi gelinen noktada abdestsiz ağızlarına şehit isimlerini alanların, şehitlerin ailelerinden ve bu hareketin şerefli mensuplarından özür dilemeleri, tövbe istiğfar ederek, titreyip kendilerine dönmeleri gerekmektedir…

Menfaatsiz, riyasız ve samimi yazarların sayısının artması dileklerimle…