Sabah çok erken saatlerde Atatürk Spor Salonunun önünden geçiyorum, salonun önündeki boş alanda (çocukluğumuzda futbol oynamaya doyamadığımız alan) çadırların kurulmuş olduğunu gördüm ve haliyle merak ettim, burada neler oluyor düşünceciyle baktım… Ön tarafa asılan afişte KERMES kurulduğu yazıyordu. Sabah çok erken bir saat olduğundan henüz stantlar açılmamış satışlar başlamamıştı.
Kermes'in ne olduğunu sanırım herkes biliyordur. Bir dernek, okul, kurum vb. yerlere yardım toplamak amacıyla gönüllüler tarafından bağışlanarak satışa sunulan her çeşit yiyecek, içecek, giyim veya ev eşyasının bulunduğu stant… Bu satıştan elde edilecek gelirin hayırlı bir işte kullanılmasıdır. Bu hayra vesile olmak isteyenle, çorbada benim de tuzum bulunsun diye düşünenler, alışveriş yaparak aldıkları mal veya hizmetin karşılığında imkanları ölçüsünde para bırakırlar.
Fakat benim bu sabah Atatürk Spor Salonu önünde gördüğüm kermesten ihtiyaç sahiplerinden ziyade çiçekçiler faydalanmışlardı. Yardım toplamak amacıyla kurulan kermes çadırına çiçek göndermek kimin aklına geldi diye bakarken, öyle bilinçli ve aydın şahsiyetlerin isimlerle karşılaştım ki, bu çiçeklerin davetiye ellerine ulaşınca kendilerinin bilgisi dışında mahiyetlerindeki elemanlar tarafından gönderildiğine inanmak istedim. Umarım da öyledir…
Yoksa tam kara mizah bir durumla karşı karşıyayız… Tam Levent Kırca parodilerine konu olabilecek bir durum. İnsanların artık düğünlerinde bile davetiyenin altına not düşerek, çelenk göndermek isteyenlerin hayır kuruluşlarına yardımda bulunmasının rica etmekteler. İnsanımızın ufkunun açıldığı, manaya önem vermeye başladığı 21. yüzyılda Şanlıurfamızda kurulan kermese çelenk gönderildiği (hem de çok sayıda) ulusal basına yansımadan aklı selim biri çıksa da o çelenkleri toplayıp oradan kaldırsa