Ülkü Ocaklarında Kim Yetişir


Cennet Mekan Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ’in emirleri ve Türkmen beyi Dündar TAŞER’in çabaları ile ilk zamanlar üniversitelerde kurulan daha sonra da ülke geneline yayılan bazı dönemlerde şube sayısı binin üzerine çıkan bir gençlik, eğitim ve kültür kuruluşunun adıdır Ülkü Ocakları…

Zaruret hasıl olduğunda, Büyük Ülkü Derneği, Ülkücü Gençlik Derneği, Genç Ülkücüler Teşkilatı, Bizim Ocak Temsilciliği gibi isimler altında hizmet vermiş olsa da, toplumdan genel kabul gören, yani bilinen adı ile Ülkü Ocakları…

            Ülkü Ocaklarının kuruluş gayesi Türk gençliğine, tarihini, dinini, töresini öğretmek… Gelenekleri, görenekleri yaşatmak… Gençliği bilinçlendirmek, kahvehaneden alıp, spora, sanata, toplumsal projelere yönlendirmek kısacası esnaf, işçi, memur, öğrenci vs. gençleri ailesine, milletine ve devletine faydalı bireyler olarak yetiştirmektir.

            Ülkü Ocakları ve ülkücülük bir reaksiyon hareketi değil aksine tam bir aksiyon hareketidir… Ülkü Ocakları tarihi boyunca başta emperyalizm olmak üzere Türk milletinin zararına olabilecek bütün sistemlerin karşısında olmuştur.

            Gün gelmiş Asya’da ve Doğu Avrupa’da dalga dalga yayılan komünizmin karşısında çelikten bir set olmuş, gün gelmiş Ermeni terör örgütü Asala’yı bitirmiş, gün gelmiş bölücü terör örgütü PKK’nın karşısına dikilmiştir.

            Ülkücüler derin analizler yapabilme yetenek ve kapasitesine sahip birikimli insanlar olduğundan dolayı, Fetullahçıların “Ilımlı İslam”, “Dinlerarası Diyalog” safsatalarıyla insanların aklını karıştırdığı, milletvekillerini, bakanları, kanaat önderlerini etkisi altına aldığı dönemlerde bile bu yapılanmanın zararlarını, okyanus ötesinden devletimizin kılcal damarlarına nasıl yayıldığını anlatan ülkücüler olmuştur.

            Ülkü Ocaklarında “Türklük gurur ve şuuru, İslam ahlak ve fazileti” ile yetişen ülkücüler kendilerine “Rehber olarak Kur’an-ı, hedef olarak Turan”ı belirlemiştir.

            Ülkücüler, “Haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır” vecizesini şiar edinmiş bu uğurda her türlü mücadeleyi göze almaktan çekinmemişlerdir.

            Ülkücüler, sonucu ve bedeli ne olursa olsun, güçlünün değil her zaman haklının yanında olmuşlardır. Yeri geldiğinde mazluma karşı Yunus, yeri geldiğinde zalime karşı Yavuz olan ülkücüler, kadife eldiven içindeki çelik yumruğu doğru zamanda ve doğru yerde zalimin kafasına indirmesini bilmiştir.

            Ülkücüler; Site Öğrenci Yurdunda Ruhi Kılıçkıran, Ankara Erkek Teknik Öğretmen’de Dursun Önkuzu, Ankara Ziraat’te Süleyman Özmen, İstanbul Edebiyat’ta Yusuf İmamoğlu olarak, Mamak işkencehanelerinde Hüseyin Kurumahmutoğlu, Antep Hapishanesinde Velican Oduncu, Aydın Özel Tip’te Yunus Uzun olarak, Urfa’nın dar sokaklarında kurulan kalleş pusularda Mahmut Bedir, Turgay Yetkin, Fehmi Kasanoğlu, İsa Abacı, Mehmet Akyüz, Mustafa Mağat, Yaşar Mağat, Ali Durmuş, Cumali Çavuşoğlu, Mehmet Koyuncu, Ahmet Sağlam, Ahmet Çelik, Mehmet Şeyhanlıoğlu, Şükrü Öztürk, Suphi Almas, Hüseyin Süzen, Haydar Süzen, Mahmut Kılçık, Şükrü Deşik, Müslüm Bingöl, Ejder Çılgın, Ali Belgen, Nihal Çizmecioğlu, Mehmet Alpay, Filo Deniz, İbrahim Bayoğlu, Şener Şahin, Ali Ulvi Ağıç, Osman Kalıp, Arslan Baysal, Mahmut Baysal, Mehmet Baysal, Kemal Bayık, Mehmet Deniz Bayık olarak, İdam sehpalarında Mustafa Pehlivanoğlu, Ali Bülent Orkan, Halil Esendağ, Selçuk Duracık, Cengiz Baktemur, Fikri Arıkan, Cevdet Karakaş, Ahmet Kerse olarak Allah’a kavuşanlardır.

Ülkü Ocaklarında yetişen ülkücüler, ev hanımı, iş kadını, anne, öğretmen, avukat, doktor, işçi, memur, esnaf, sanaatkar, mimar, mühendis, sendikacı, sporcu, fikir adamı, yazar olurlar ama asla fetullahçı, pkk’lı, bölücü, vatan haini, din düşmanı, istismarcı, sapık, rüşvetçi, hırsız, terörist, eşkıya veya haydut olmazlar, hele hele topukluları giyip parti parti hiç gezmezler!

Böylece biline…