Bir insanın sahip olabileceği en büyük zenginlik, en büyük mutluluk cebindeki para ya da makamı değil; kalbindeki merhamettir.
Çünkü merhamet, insanı insan yapan en temel duygulardan biridir. Güçlünün güçsüze el uzatması, düşenin elinden tutması, bir çocuğun gözyaşını fark etmesi, yaşlının sessizliğini anlamak ya da bir hayvanın açlığını görmek. Bunların hepsi merhametin farklı yüzleridir.
Fakat bugün belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, en fazla eksikliğini hissettiğimiz şey hâline geldi.
Gün geçtikçe birbirimize karşı daha sert, daha tahammülsüz ve daha acımasız bir toplum hâline geliyoruz. İnsanların hatalarını anlamaya çalışmak yerine onları yargılıyor, bir insanın düştüğü anda elinden tutmak yerine neden düştüğünü sorguluyoruz.
Oysa ki merhamet, insanın kusursuz olmasını beklemez.
Merhamet; “Ben olsam ne yapardım?” diye sorabilmektir.
Bir annenin evladına, bir evladın anne babasına, komşunun komşusuna, yöneticinin vatandaşa, zenginin fakire, güçlünün güçsüze karşı taşıdığı sorumluluk ve sergilediği tavırdır.
Bugün makam sahibi olanların da, söz sahibi olanların da, velhasılı kelam insanlığın da en çok ihtiyaç duyduğu şey belki de budur. “Merhamet”
Çünkü makam insana güç verebilir ama merhamet; insanı ve toplumu değerli kılar.
Bir toplumda merhamet azaldığında, insanlar birbirlerinin acılarına yabancılaşır. Yoksulun sıkıntısı kimseyi ilgilendirmez, yaşlının yalnızlığı görünmez olur, çocuğun gözyaşı sıradanlaşır. İnsanlar birbirine bakar ama birbirini görmez.
Oysa ki bazen bir insanın hayatını değiştirmek için büyük şeyler yapmaya gerek yoktur.
Bir güzel söz…
Bir telefon…
Bir “Nasılsın?” sorusu…
Bir el uzatmak…
Belki de sadece dinlemek…
Merhamet; çoğu zaman büyük fedakârlıklar değil, küçük ama samimi davranışlardır.
Ve unutulmamalıdır ki merhamet gösteren insan kaybetmez. Çünkü merhamet, karşılığını hemen görmesek bile insanın kendi ruhunda bıraktığı en büyük iyiliktir.
Çünkü insan, başkasının yarasını sararken kendi ruhunu da iyileştirir.
Dünyanın daha yaşanabilir bir yer olması için önce birbirimize yeniden insan gözüyle bakmayı öğrenmeliyiz.
Unvanlarımızı, makamlarımızı, servetimizi ve farklılıklarımızı bir kenara bıraktığımızda hepimiz aynı gerçeğin içinde buluşuyoruz:
“Hepimiz insanız.”
Hepimizin kırıldığı, yorulduğu, düştüğü ve bir gün başkasının merhametine ihtiyaç duyduğu anlar vardır.
Belki bugün güçlü olan biziz.
Ama yarın bir başkasının eline ihtiyaç duyabiliriz.
İşte bu yüzden merhamet, başkasına yaptığımız bir iyilikten çok daha fazlasıdır.
Ve özetle…
Merhamet, insanlığımızı kaybetmeme mücadelesidir.