"Nasıl Olsa Konuşur" Demenin Bedeli

Abone Ol

Bazen bir anne, bütün cesaretini toplayarak kapımızı çalar.

Yanında üç yaşındaki çocuğu vardır. Çocuk odadaki oyuncaklara ilgiyle bakar, annesi ise gözlerini bizden ayırmadan konuşmaya başlar.

"Hocam, herkes aynı şeyi söylüyor… Babası da geç konuşmuş. Biraz daha bekleyelim mi?"

Bu cümleyi meslek hayatım boyunca defalarca duydum.

Belki farklı ailelerden, farklı şehirlerden, farklı çocuklardan…

Ama endişe hep aynıydı.

Beklemek mi, yoksa harekete geçmek mi?

Aslında bu yazıyı kaleme almama neden olan da tam olarak bu soru oldu.

Çünkü toplumumuzda dil ve konuşma gelişimiyle ilgili doğru bilinen yanlışlar, bazen çocukların aylarca, hatta yıllarca zaman kaybetmesine neden olabiliyor.

"Erkek çocuk geç konuşur."

"Amcası da geç konuşmuştu."

"Biraz daha büyüsün."

"Okula başlayınca açılır."

Bu cümlelerin ortak bir özelliği var.

Hepsi iyi niyetle söyleniyor.

Ancak iyi niyet, her zaman doğru bilgi anlamına gelmiyor.

Çocuk gelişimi beklemeyi değil, doğru zamanda doğru adımı atmayı gerektirir.

İnsan beyni yaşamın ilk yıllarında olağanüstü bir öğrenme kapasitesine sahiptir. Dil gelişimi de bu dönemde en hızlı gelişen becerilerden biridir. Bu nedenle erken fark edilen bir gecikme, zamanında yapılan değerlendirme ve uygun destekle büyük ölçüde telafi edilebilir.

Burada altını özellikle çizmek istediğim önemli bir nokta var.

Geç konuşan her çocukta mutlaka ciddi bir problem olduğu söylenemez. Ancak hangi çocuğun yalnızca gelişimsel farklılık gösterdiğini, hangisinin profesyonel desteğe ihtiyaç duyduğunu anlamanın tek yolu uzman değerlendirmesidir.

İşte bu nedenle ailelerin korkuyla değil, bilinçle hareket etmesi gerekir.

Dil ve Konuşma Terapistleri yalnızca terapi uygulayan kişiler değildir.

Bazen aileye "Her şey yolunda, yalnızca takip edeceğiz." demek de bizim görevimizdir.

Bazen ise küçük gibi görünen bir gecikmenin ileride daha büyük sorunlara dönüşmesini önlemek için erkenden harekete geçmektir.

Unutulmamalıdır ki konuşma yalnızca kelimelerden ibaret değildir.

Konuşma; bir çocuğun arkadaş edinmesidir.

Kendini ifade edebilmesidir.

Öğretmenine soru sorabilmesidir.

Sınıfta söz alabilmesidir.

Hayallerini anlatabilmesidir.

Kısacası konuşma, çocuğun dünyayla kurduğu en güçlü bağlardan biridir.

Bu nedenle ailelere tek bir tavsiyem var.

Eğer içinizde en küçük bir şüphe bile varsa, beklemek yerine değerlendirme yaptırın.

Çünkü erken değerlendirme hiçbir çocuğa zarar vermez.

Ama gecikmiş bir değerlendirme bazen telafisi güç zaman kayıplarına neden olabilir.

Belki de bugün bu yazıyı okuyan bir anne ya da baba, çocuğuyla ilgili uzun zamandır ertelediği o ilk adımı atmaya karar verecek.

Eğer bu yazı yalnızca bir çocuğun bile zamanında destek almasına vesile olursa, amacına ulaşmış demektir.

Çünkü çocuklarımızın geleceği, bazen büyük kararlarla değil; zamanında atılmış küçük adımlarla şekillenir.

Unutmayalım…

Bir çocuğun geleceğini değiştiren şey, bazen yıllar değil; doğru zamanda uzatılan bir eldir.

"Şüphe duyuyorsanız beklemeyin; erken değerlendirme, erken umuttur."

Mehmet Bilal Güneş
Dil ve Konuşma Terapisti