Gerçek ne olacağımda, ne oldum da değil. Belki biz bugün üst makamlardayız ama geleceğimiz hala kendi ellerimizde. Geleceğimizi kaybetmeden kendimize soralım lütfen; Acaba gelecekte bizi neler bekliyor. Makam mevkiler, şan şöhretler, pırıltılı hayat bir gün sona erip gerçeklerle karşılaştığımızda, son pişmanlık fayda vermiyor ne yazık ki. Çevremizde yaşanmış ve hala yaşanmakta olaylara onlarca yüzlerce örnek verebiliriz.
Anadolu şehirlerinin birinde kendi haline bir ailenin çocukları dünyaya gelir ve bu çocuklarını okuturlar, okuturken bin bir türlü cefa çekerler. Çocukları için yemezler yedirirler, giymezler giydirirler. Sonunda çocukları okuyup kimi doktor olmuştur kimi savcı, kimi öğretmen babası ve annesi rahatlamışlardır. Günler ayları aylar yılları kovalar çocukları bulundukları yerlerden makamları basamak basamak tırmanırlar ve birisi kendi şehrinde bir kuruma il müdürü olur. Bu müdür ki gaddarlığı zalimliği ve eziyetçiliği ile personel arasında nam salmıştır. Tüm personel bırakın görmeyi ismini bile duyduğunda titremekte şu müdürden bir kurtulsak demektedir. Yıllar sonra bizim müdür görevinden alınır normal bir insan olarak hayatına devam ederken babası hayatını kaybeder. Bu müdür babasının cenazesini eski kurumunun önünden dört kişiyle yapa yalnız kendi başına kaldırmak zorunda kalır.
İnsanız, düşmez kalkmaz bir tek Allah(cc)?dır.
Makamları ölene kadar sürmez,
Zenginlikler ölene kadar sürmez,
Güzellik ölene kadar sürmez,
Sağlık ölene kadar sürmez.
Ne olursanız olun hangi makama gelirseniz gelin veya nerelere düşerseniz düşün, insanlığınızı kaybetmeyin. Makamınızdan dolayı daha aşağı makamlardaki insanları ezip hor görmeyin. Yarın bunun tam tersinin olacağını mutlaka düşünün. İnsan gibi yaşamak varken insan gibi davranmak varken geçici makamlara aldanmak akıllı insanın işi değildir,
Kabağın kavak ağacını küçümsediği gibi, Kavağın yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış, yağmurların ve güneşin etkisi ile müthiş hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacıyla ayni boya gelmiş. Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa:-''sen kaç ayda bu hale geldin ağaç''on yılda''demiş kavak.''on yılda mı?'' diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak.-''Ben neredeyse 2 ayda seninle ayni boya geldim bak.''-''doğru ''demiş ağaç.''doğru' Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgarları başladığında kabak önce üşümeye başlamış sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış. Sormuş endişeyle kavağa:-''neler oluyor bana ağaç?''-''ölüyorsun ''demiş kavak.-''niçin?''
-''Benim 10 yılda geldiğim yere 2 ayda gelmeye çalıştığın için.''Bu nedenle adımlarımızı atarken, kararlarımız verirken yarını mutlaka göz önüne getirerek hareket edelim.
selam ve dua ile