Reklam

Şanlıurfa mobilyada imalatta ve satış konusunda gelişti.

Şanlıurfa Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Kamil Güler Mobilyacılar Derneğinin Başkanı Ali AS ile röportaj yaptı.

Şanlıurfa mobilyada imalatta ve satış konusunda gelişti.

Şanlıurfa Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Kamil Güler Mobilyacılar Derneğinin Başkanı Ali AS ile röportaj yaptı.

Şanlıurfa mobilyada imalatta ve satış konusunda gelişti.
05 Eylül 2019 - 19:01

AS, On yıl öncesinde bizim dışarıdan aldıklarımız genelde Ankara, İnegöl, Antakya getirirdik. Ama o zamanlar yoğunluğumuz daha fazlaydı. Eskiye nazaran Şanlıurfa’da imalatta satış konusunda gelişti.
Öncelikle mobilyadan mobilyaya kalite farkının çok olduğu bilinmeli örneğin; melalinden, suntadan, MDF den ve ağaç kaplamadan yapılmış birçok mobilya var.
   Şanlıurfa halkı mağazacılarımıza güvensinler mağazacılarımız, gerekli mobilya ve kaliteye sahiplerdir.
SİZİ TANIYABİLİRMİYİZ?
          Ben Ali AS Şanlıurfa on dört yıldır Mobilyacılar Derneğinin Başkanlığını yapıyorum. Ekonomik krizden dolayı faaliyetlerimiz şuan için durmuş vaziyette temennim en kısa sürede ekonomik krizin çözülmesidir.
ŞANLIURFA’DA MEVCUT KAÇ TANE MOBİLYA MAĞAZASI VAR?
            Şanlıurfa’ da kenar mahalledeki mobilya mağazalarını da sayacak olursak yaklaşık olarak üç yüz civarında mobilya mağazamız var ama bizde kayıtlı olanların sayısı çok az yaklaşık olarak yüz tane mobilya mağazası bizde kayıtlıdır. Derneğimiz sadece mağazacıların derneği, imalatçıların derneği imalatçılar derneği adı altındadır.
BUNDAN ON YIL ÖNCE ŞANLIURFA’DA KAÇ TANE MOBİLYA MAĞAZASI VARDI?
             Yaklaşık 100, 120 civarında mobilya mağazası vardı, o zamanda bizde kayıtlı olan 70 tane mağaza vardı. Tabi ki o zaman piyasa daha hareketliydi.
MOBİLYA SEKTÖRÜ ŞANLIURFA’DA NASIL İLERLİYOR?
             Şanlıurfa’da oldukça durgun bir ilerleme var ama umuyorum ki ileride daha iyi olacak. Piyasa belirli bir kredi sisteminden dolayı bir durgunluk söz konusudur. Ama inanıyorum ki biz bunları da atlatıp eski hareketliliğimize kavuşacağız.
ON YIL ÖNCE SEKTÖR NE DURUMDAYDI?
             On yıl öncesinde bizim dışarıdan aldıklarımız genelde Ankara, İnegöl, Antakya getirirdik. Ama o zamanlar yoğunluğumuz daha fazlaydı. Eskiye nazaran Şanlıurfa’da imalatta satış konusunda gelişti. On yıl öncesinde oranla baktığımızda mobilya sektöründe oldukça sevindirici bir artış var. Mobilya imalatıyla uğraşan arkadaşlarımıza da elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyoruz.
SİZCE ŞANLIURFA İMALAT KONUSUNDA NE KADAR GELİŞTİ EKONOMİYE KATKISI NE KADAR?
           Şanlıurfa’da ki üretim yetersiz kalifiye eleman eksikliği var, kalifiye eleman eksiliğinin tamamlanması için belli bir eğitime ihtiyaç var bu eğitim sağlanmadığı için de Şanlıurfa’nın mobilya ihtiyacını karşılamamız biraz sıkıntı oluyor. Tabi ki bunu yeni yetişen esnafımızla kalkındırmaya çalışıyoruz.
ÜRÜNLERİNİZİ NEREDEN GETİRİYORSUNUZ?
            Genellikle Ankara, İnegöl, Kayseri, Hatay ve son zamanlarda Gaziantep’ten getiren arkadaşlarımız da var yani biz gelen mobilyaların en fazla %5’ini Şanlıurfa’da üretebiliyoruz bu değerler de tabi ki yetersiz buradan imalatçı arkadaşlarıma sesleniyorum bu konuda gelişme odaklı çalışmalılar ki Şanlıurfa’nın ekonomisine katkı sağlanabileceğini düşünüyorum.
HAZIR MOBİLYA ALIRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?
              Öncelikle mobilyadan mobilyaya kalite farkının çok olduğu bilinmeli örneğin; melalinden, suntadan, MDF den ve ağaç kaplamadan yapılmış birçok mobilya var. Mobilya alırken tanınmış bir firmalardan bütçelerine göre alabilirler.
MOBİLYA MAĞAZA SİTELERİ HAKKINDA BİLGİ VEREBİLİRMİSİNİZ?
            Biz bu konuda geçmişte baya mücadele ettik o zaman ki Belediye Başkanı sayesinde yerimizi de belli etmiştik ama maalesef o zaman ki krizden dolayı esnaf yaklaşamadı bizim en büyük hayalimizdir mutlaka gerçekleştireceğiz.
MOBİLYA MAĞAZACILIK ESNAFI OLARAK ŞİKÂYETLERİNİZ NELERDİR?
          Bizim esnafımız kiralardan yana çok dertli kiralar çok yüksek esnafımız kiralarını ödemekte zorluk çekiyor.
YETKİLİLERDEN TALEPLERİNİZ NELERDİR?
          Mobilya mağazacılık esnafı olarak yetkililerden aktif olmaya çalışırken karşılaştığımız engellerde bize yardımcı olurlarsa çok seviniriz.
SON OLARAK NE SÖYLEMEK İSTERSİNİZ?
          Şanlıurfa halkı mağazacılarımıza güvensinler mağazacılarımız, gerekli mobilya ve kaliteye sahiplerdir. Son zamanlarda vatandaşlarımız internet üzerinden alışveriş yapıyorlar ve memnun kalamayıp pişman oluyorlar bunu önlemek için de Şanlıurfa’daki mevcut mağazalarımızı tercih etmelerini öneriyorum.
                Bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.
 
Mobilyanın Yaşamımızdaki Yeri :
İnsan yaşamı çeşitli mekânlar içinde geçmektedir. Bu mekânlar yapılış amaçlarına uygun olmalı, kullanıcısına gerekli konfor düzeyini sağlamalıdır. Mekân içindeki ısı, ışık, ses, renk, koku gibi fiziksel etmenler ve donatı öğeleri, kişi gereksinim ve eylemlerine göre dengeli bir biçimde kurulmalıdır.
Duvar, kolon, kapı, pencere gibi yapısal bileşenler kadar donatı, aksesuar gibi mekânsal öğeler de mekân oluşturmada çok etkili rol oynar. Donatı renk ve dokusunun seçimi ile birlikte, bunların mekân içindeki yoğunluk ve organizasyonu, o mekânın yaşanabilirliğini, olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebilmektedir.Mimar tarafından oluşturulan mekânın kullanışlı olabilmesi için tüm yapısal konforların yanı sıra donatı-mekân ilişkisi iyi kurulmalıdır. Mekânlar çoğunlukla kullanıcılar tarafından donatıldıklarından, o mekânın yaşanabilirliği bir anlamda kullanıcı kontrolündedir. Mekân ne kadar iyi düzenlenirse, o derecede kullanışlı olur.Donatıların seçimi, yoğunluğu ve mekânsal organizasyonu, mekân kullanışlılığını etkileyen önemli faktörler arasındadır. Mekânlar düzenlenirken, mekân içinde yeterli derecede ferahlık sağlanmalıdır. Odadaki eşya ne kadar düzenli olursa o kadar ferah algılanacaktır. Ferahlık ve büyüklük ayrı kavramlar olduğu ve boş bir odanın ferah olarak değerlendirilemeyeceği göz önüne alınmalı, ferahlığın ancak işlevin gerektirdiği eşya düzeni ile anlam kazanacağına dikkat edilmelidir.
 
Eşya düzeni kadar renk düzeni de ferahlık üzerinde etkilidir. Eşyaların hantal, yüksek ve koyu renkli olanlarına kıyasla, küçük boyutta, hafif görünüşlü, yere yakın ve açık renkli olanları, kapladıkları hacim ve ışık yansıtıcı özelliklerinden dolayı ferah görünmeye yardımcı olabilirler. Renklendirmede mekânın bütünlüğünü bozmamak gerekir. Donatıların birbirleriyle ve yapı elemanlarıyla olan uyumu da göz önüne alınmalıdır.İnsanların yaşadığı toplumsal kesim, onların beğenilerini de belli ölçüde etkilemektedir. Özellikle donatı seçimi, tutum, ekonomik durum ve sosyal alışkanlıklara dayanan bir olaydır. Ekonomik yanı bir tarafa bırakılırsa, her insanın tutum ve davranışları kendine özgü bir değer taşımakta, kişiden kişiye farklılaşmakta ve beğeni gruplarını da etkilemektedir. İnsan zevkleri eğitim farklılıklarına ve kültür seviyelerine göre değişmekte, meslek grupları arasındaki farklılıklar bile donatı seçimine yansımaktadır. Rasgele gözlemler dahi, bir mimar ile bir tüccar ya da öğretmen evlerinin çok farklı biçimlerde döşenmiş olduğunu göstermektedir.Mekânlar ve donanım, yaşayanların düşüncelerini, duygularını, görüşlerini yansıtır ve yaşamlarını biçimlendirir. Kişi yaşadığı mekânı kendi zevkine göre donatır, dolayısıyla kendi kişiliğini donatı seçimine yansıtır.Mekânın görsel algılanması üç algılama türünün bütünleşmesiyle ortaya çıkmaktadır. Bunlar:Işık algılaması, Mekânsal organizasyon algılaması, Renk algılaması.Yapılar, mimar tarafından tasarlanırken mekân algılamasına etki eden tüm bu etmenler göz önünde bulundurulmalıdır. Yapı elemanları ile birlikte sabit ve hareketli donatılar da düşünülmeli, mekân organizasyonundan renk ve dokusuna kadar her şey belirtilmelidir. Mekân oluşturulurken, kullanıcının zevkine göre belirli bir esneklik vardır. Çeşitli bölücüler, duvar, perde, dolap ve diğer donatılar buna olanak sağlayabilir. Sürekli bir koşuşturma ve monotonluğun söz konusu olduğu günümüz yaşantısında, konut içinde monotonluk esnek donatılarla bozulabilmekte ve bu donatılar çok amaçlı kullanılabilmektedir. Bir fiziksel konumun kolay ve çabuk değiştirilebilmesi, devingen donatı, kolay değişen duvarlar, perdeler vb. gibi nesnelerle tasarlanması, kişilere kolaylık sağlar.
Donatıların mekâna yerleştirilmesi, birbirleriyle olan ilişkisi, renk, doku, biçim vb. unsurlar mekânın değişik şekillerde algılanmasına neden olur. Mekânlar insanlar için oluşturulduğuna göre bir anlamda huzur ve refah ortamı olmak durumundadırlar. İçinde yaşanılan mekânlar insana mutluluk verebilmeli, rahatlık ve güzellik ön planda olmalıdır.Geleneksel Türk evlerinde dış mekâna olduğu kadar iç mekâna da önem verilmiştir. "Oda" konut içinde geçebilecek her türlü eylemi barındırabilecek niteliktedir. Donatıların portatif olması, mekânın çok amaçlı kullanılabilmesine olanak sağlamaktadır. Aynı mekânda oturma, yatma, yemek yeme ve temizlik eylemleri gerçekleştirilebilmektedir. Kısaca, Türk evinde oda kavramı birçok işlevle yüklü olup, sabit ve hareketli donatılar bu işlevleri yerine getirebilecek şekilde seçilmiş ve kullanılmıştır.
Günümüz konutlarında mekânlar, içinde geçecek eylemlere göre bölünmüştür. Bir yemek odasında sadece yemek yeme eylemi gerçekleştirilmekte, dolayısıyla mekânlar o eylemlere olanak sağlayacak şekilde döşenmektedir. Örneğin, bir dinlenme mekânında donatıların rahat oturulabilir ve gerektiğinde uzanmaya elverişli olması gerekmektedir. Oturma düzleminin zemin etkisinden korunacak ve diz bükümünü karşılayacak kadar yükseltilmesi, omurgaya gelen baş ve kol yüklerinin başka yerlere aktarılması, dinlenmek için şarttır. Düz bir zemine oturmak dinlenme konforu açısından yetersizdir. Oturulan düzlemin kan dolaşımını kolaylaştıracak bir yumuşaklıkta olması, omurgadaki basıncı azaltmak için sırtın bir yere dayanması kol ağırlıklarının kolçak, yastık gibi bir elemana aktarılması gerekmektedir. Bunu karşılayacak elemanlar bağdaş kurulan sedirden başlayarak günümüz teknolojisinde yaratılan çok çeşitli kanepelere kadar gelmiştir.Bir mekânın çok pahalı, abartılı ve gösterişli donatılara sahip olması, o mekânın estetik değerini etkilememekte, güzel olmasını sağlamamakta, aksine çirkin olarak değerlendirilmesine neden olmaktadır. Örgütlenme de mekânın estetik değerini yükselten bir boyut olarak görülmeyip, çok ferah, kullanışlı, geniş, düzenli, kısaca iyi örgütlenmiş mekânlar çirkin, sıradan, sevimsiz ya da boş olarak algılanabilmektedir. Ferahlık veya genişlik, mekân içinde bir güzellik ölçütü değildir. Ferah mekân, yerine göre güzel olabilmekle birlikte, her zaman güzel olarak algılanmayabilir.Aynı alandaki farklı biçimde döşenmiş yaşama mekânlarının güzel ya da çirkin olarak değerlendirilmesi, mekândaki donatıların seçimi ile doğrudan ilgilidir. Diğer faktörlerle birlikte, donatının stil, biçim, renk, doku ve malzemesi, o mekânın genel efekti üzerinde çok etkili görülmektedir. Donatıda güzellik ön planda tutulmalı, dolayısıyla donatılar çok iyi bir biçimde ve bilinçli olarak seçilmelidir.

MOBİLYANIN TARİHÇESİ

Mimarlık sanatından soyutlanması mümkün olmayan mobilya sanatının zamanımızdan binlerce yıl önce başladığını kanıtlayan örneklere bazı ülkelerdeki müzelerde rastlanmaktadır. 
İnsanoğlu tarafından, önceleri rahat oturmak için ağaçtan ve taştan yapılan mobilyalar, diğer sanat dallarında olduğu gibi, mimarinin bir iç donatım aracı olarak, antik çağdan günümüze kadar evrim geçirmiş; 
her ülkede olduğu kadar, aynı ülkenin ayrı sanatkarları arasında da değişik yapım tarzları ve modeller ortaya çıkmıştır.

Gereksinimlerin çoğalması, yapım alet ve makinalarının icadıyla da mobilya stil ve modellerinin gelişmesi hızlanmış, sanatkarlar kendilerine özgü bir estetik, 
beceri ve düşünme kavramlarını mobilyaya aksettirmişler, yaşadıkları çağın yaşayış tarzı ve sanat üslubunu yansıtmışlardır.


 
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum