Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin en kalabalık şehirlerinden biri olan Şanlıurfa, tarım, ticaret ve sanayi alanındaki potansiyeliyle dikkat çekiyor. Ancak kent genelinde ekonomik göstergeler ilçeden ilçeye önemli farklılıklar gösteriyor. Nüfus yoğunluğu, sanayi yatırımları, tarımsal üretim kapasitesi ve ticari hareketlilik gibi faktörler, ilçelerin gelir düzeyini doğrudan etkiliyor. Yapılan değerlendirmelerde özellikle merkez ilçeler ile kırsal ağırlıklı ilçeler arasında belirgin bir gelir farkı olduğu görülüyor.
Şanlıurfa’nın ekonomik yapısı büyük ölçüde tarıma dayalı olsa da son yıllarda sanayi ve hizmet sektöründe yaşanan gelişmeler bazı ilçeleri ön plana çıkardı. Bu tablo, kentin en zengin ve en düşük gelirli ilçeleri konusunda merak uyandırdı.
Haliliye ve Karaköprü Ekonomik Gücün Merkezi
Şanlıurfa’da ekonomik anlamda en güçlü ilçeler arasında Haliliye ve Karaköprü öne çıkıyor. Bu iki merkez ilçe, hem ticaret hacmi hem de konut ve hizmet sektörü yatırımları açısından kentin lokomotifi konumunda bulunuyor.
Karaköprü, özellikle son yıllarda artan konut projeleri, yeni iş yerleri ve alışveriş alanlarıyla dikkat çekiyor. Modern yerleşim alanlarının yoğunlaştığı ilçe, orta ve üst gelir grubunun tercih ettiği bölgeler arasında yer alıyor. Hizmet sektörünün gelişmiş olması, ilçedeki ekonomik hareketliliği artırıyor.
Haliliye ise kamu kurumlarının yoğunluğu, eğitim yatırımları ve ticari faaliyetlerin merkezde toplanması nedeniyle ekonomik açıdan güçlü bir yapıya sahip. Bankacılık, perakende ve küçük ölçekli sanayi işletmeleri bu ilçede yoğunlaşmış durumda. Bu nedenle Haliliye ve Karaköprü, Şanlıurfa’nın en yüksek gelir düzeyine sahip bölgeleri olarak değerlendiriliyor.
Eyyübiye Ticaret ve Geleneksel Yapının Buluştuğu İlçe
Eyyübiye ilçesi, tarihi dokusu ve çarşı kültürüyle biliniyor. İlçede ticari faaliyetler canlı olmakla birlikte gelir düzeyi Haliliye ve Karaköprü’ye kıyasla daha dengeli bir dağılım gösteriyor. Küçük esnaf ve geleneksel ticaretin yoğun olduğu Eyyübiye’de ekonomik yapı büyük ölçüde perakende satış ve hizmet sektörüne dayanıyor.
Tarihi ve turistik alanların varlığı, ilçeye dönemsel ekonomik katkı sağlıyor. Ancak sanayi yatırımlarının sınırlı olması ve konut projelerinin daha düşük ölçekli ilerlemesi, gelir seviyesinin merkez ilçelerin gerisinde kalmasına neden oluyor.
Siverek ve Viranşehir Tarımsal Gücüyle Öne Çıkıyor
Şanlıurfa’nın yüzölçümü bakımından büyük ilçeleri olan Siverek ve Viranşehir, tarım ve hayvancılık faaliyetleriyle ekonomik yapısını şekillendiriyor. Geniş arazi varlığı ve üretim kapasitesi bu ilçeleri tarımsal açıdan güçlü kılıyor.
Siverek’te özellikle buğday, arpa ve pamuk üretimi önemli yer tutuyor. Tarıma dayalı gelir, ilçede ekonomik canlılığı belirli ölçüde destekliyor. Viranşehir de benzer şekilde geniş tarım arazileriyle öne çıkıyor. Ancak sanayi ve hizmet sektörünün sınırlı kalması, gelir düzeyinin merkez ilçelere kıyasla daha düşük seyretmesine neden oluyor.
Bu ilçelerde ekonomik hareketlilik mevsimsel olarak artış gösterebiliyor. Tarımsal üretim dönemlerinde gelir artışı yaşanırken, diğer dönemlerde ekonomik tempo daha yavaş ilerliyor.
Hilvan ve Bozova Gelir Düzeyi Daha Düşük İlçeler Arasında
Şanlıurfa genelinde ekonomik göstergelerin daha sınırlı olduğu ilçeler arasında Hilvan ve Bozova dikkat çekiyor. Bu bölgelerde nüfus yoğunluğunun daha düşük olması ve sanayi yatırımlarının sınırlı kalması gelir seviyesini etkileyen temel unsurlar arasında yer alıyor.
Hilvan’da ekonomik yapı büyük ölçüde tarım ve küçük ölçekli ticarete dayanıyor. Bozova ise Atatürk Barajı’na yakınlığı nedeniyle balıkçılık ve sulama destekli tarım faaliyetleri yürütse de, özel sektör yatırımlarının azlığı ilçenin ekonomik büyümesini sınırlıyor.
Kamu istihdamı ve sosyal destekler bu ilçelerde önemli bir gelir kaynağı oluşturuyor. Ancak büyük ölçekli yatırım eksikliği, gelir dağılımında merkez ilçelerle aradaki farkın açılmasına yol açıyor.
Şanlıurfa genelinde Haliliye ve Karaköprü ekonomik açıdan en güçlü ilçeler olarak öne çıkarken, Hilvan ve Bozova gibi ilçelerde gelir düzeyinin daha düşük olduğu görülüyor. İlçeler arasındaki bu fark, yatırım dağılımı ve sektör çeşitliliği ile doğrudan bağlantılı olarak değerlendiriliyor.
Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım