Sessizliği Beklemeyin

Abone Ol

Çocuğum Geç mi Konuşuyor, Yoksa Yardıma mı İhtiyacı Var?

Parkta oynayan iki çocuk...

Biri durmadan konuşuyor.

Gördüğü her şeyi anlatıyor, soru soruyor, kahkahalar atıyor.

Diğeri ise sessizce salıncağa bakıyor.

Annesi uzaktan izliyor.

Yüzünde belli belirsiz bir tebessüm var ama içinde büyüyen bir soru da var:

"Acaba benim çocuğum neden konuşmuyor?"

Belki de bugün bu satırları okuyan birçok anne ve baba, aynı soruyu kendine sordu.

Çünkü çocukların gelişimi söz konusu olduğunda aileleri en çok endişelendiren konulardan biri konuşmanın ne zaman başlaması gerektiğidir.

Öncelikle şunu bilmeliyiz ki her çocuk kendine özgüdür.

Tıpkı yürümeyi, diş çıkarmayı ya da boy uzatmayı aynı gün öğrenmedikleri gibi konuşmayı da aynı zamanda öğrenmezler.

Ancak bu durum, gelişimin tamamen rastgele ilerlediği anlamına gelmez.

Çocukların dil gelişiminde bilimsel olarak kabul edilen belirli kilometre taşları vardır.

Yaklaşık bir yaşındaki bir çocuğun ilk anlamlı kelimelerini söylemesi, on sekiz aylıkken birkaç kelimeyi düzenli kullanması, iki yaşına geldiğinde iki kelimeli ifadeler kurmaya başlaması ve üç yaş civarında kısa cümlelerle kendini ifade edebilmesi beklenir.

Elbette her çocuk bu basamaklara aynı gün ulaşmaz.

Fakat belirgin gecikmeler olduğunda "Biraz daha bekleyelim." demek yerine nedenini araştırmak gerekir.

Toplumumuzda yıllardır kulaktan kulağa aktarılan bazı cümleler vardır.

"Erkek çocuk geç konuşur."

"Babası da geç konuşmuş."

"Konuşunca bir daha susmaz."

Bu sözlerin hemen hepsi iyi niyetle söylenir.

Ancak çocuk gelişiminde iyi niyet, bilimsel bilgi yerine geçemez.

Dil gelişimi yalnızca kelime sayısıyla ilgili değildir.

Çocuk konuşarak düşünmeyi öğrenir.

Konuşarak soru sorar.

Konuşarak arkadaş edinir.

Konuşarak öğretmenini anlar.

Konuşarak kendini savunur.

Yani konuşma, yalnızca bir beceri değil; öğrenmenin, sosyalleşmenin ve özgüvenin temelidir.

Bu nedenle geciken her kelime yalnızca konuşmayı değil, çocuğun yaşamının birçok alanını etkileyebilir.

Burada önemli olan aileleri korkutmak değildir.

Çünkü geç konuşan her çocukta mutlaka bir bozukluk olduğu söylenemez.

Bazı çocuklar gelişimsel olarak daha yavaş ilerleyebilir.

Ancak bunun doğal bir farklılık mı, yoksa değerlendirilmesi gereken bir durum mu olduğuna karar verecek kişi sosyal medya yorumları, komşular ya da akrabalar değildir.

Bu değerlendirme ancak alanında uzman kişiler tarafından yapılabilir.

Bazen aileler bana şu soruyu soruyor:

"Hocam, değerlendirmeye gelirsek çocuğuma hemen terapi mi başlanacak?"

Cevabım her zaman aynıdır.

Hayır.

Bazen yalnızca gelişimini takip ediyoruz.

Bazen aileye evde uygulayacağı öneriler veriyoruz.

Bazen ise erken dönemde başlanan küçük desteklerle ileride yaşanabilecek daha büyük güçlüklerin önüne geçiyoruz.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur:

Erken değerlendirme hiçbir çocuğa zarar vermez.

Ama geç kalınmış bir değerlendirme bazen geri getirilemeyecek kadar değerli zamanın kaybına neden olabilir.

Çocuklarımızı başka çocuklarla kıyaslamayalım.

Onları kendi gelişim yolculuklarında değerlendirelim.

Çünkü her çocuğun yolu farklı olabilir.

Ancak o yolun doğru ilerleyip ilerlemediğini zamanında kontrol etmek, anne ve babaların en önemli sorumluluklarından biridir.

Belki bugün bu yazıyı okuyan bir aile, uzun zamandır ertelediği o ilk değerlendirme randevusunu alacak.

Belki de bir çocuğun geleceği, tam da bu kararla değişecek.

Çünkü bazen bir çocuğun hayatını değiştiren şey, duyduğu ilk kelime değil; o kelimeyi beklerken doğru zamanda alınan doğru karardır.

Mehmet Bilal Güneş
Dil ve Konuşma Terapisti