Büyük Ortadoğu Projesini fiilen başlatabilmek için önlerinde engel olarak gördükleri Türkiye Cumhuriyetinin 57. Hükümetini çeşitli (ekonomik, sosyal ve siyasal) entrikalarla yıkan emperyalist güçler aslında Müslüman aleminin son sağlam kalesini yıkmıştır. 12 yıl önceki bu yıkımın farkında olmayan sözde Müslümanların, 57. Hükümetin yıkılışında attıkları iğrenç zafer naraları hala kulaklarımla çınlıyor. Önlerindeki engel ortadan kalkınca projeyi de uygulamaya koymakta gecikmediler.
Önce Irak'a girmenin yollarını aradılar. Türkiye Büyük Millet Meclisinden kerhen izin istediler. Meclis bu ihanete onay vermedi. Müslüman komşumuz Irak'ı işgal etmeye gidecek olan 'Haçlı Orduları' bizim topraklarımızdan geçemez dedi. Fakat, buna rağmen Mersin ve İskenderun limanlarına kadar gemilerle gelen coniler günlerce, haftalarca, vatan topraklarımızı geçiş güzergahı olarak kullanıp Irak'a vardılar. Giderken de Irak'a 'Demokrasi götürüyoruz' dediler. 10 yıl Irak'ta kalan emperyalizmin verdiği zarara bir göz atalım;
2,5 milyon sivil öldürüldü, 2 milyon kadın dul kaldı, 4,5 milyon çocuk yetim kaldı, 2 milyon kişi evsiz kaldı, 4 milyon kişi göçmen olarak başka ülkelere kaçtı, 150 bin kadın tecavüze uğradı, 76 bin kişiye AIDS hastalığı bulaştı, 180 kadın tolu tecavüz sonucu öldü, 800 bin kişi kayboldu, 300 bin kişi mahkum olarak cezaevlerine dolduruldu vs…
ABD'nin Irak'a getirdiği demokrasinin bilançosunun çok ağır olduğunu bugün her vicdan sahibi insan kabul etmektedir. Meselenin ekonomik boyutuna yani, Irak'ın sömürülen petrol ve diğer doğal kaynaklarından dolayı yüzlerce milyar dolarlık zararına hiç girmiyorum bile…
Irak işgalinin ikinci yılında Türkiye'ye ziyarete gelen ABD Dış İşleri Bakanı Condoleezza Rice, 07.08.2003 tarihli Washington Post gazetesindeki makalesinde'BOP, Ortadoğu coğrafyasında 22 ülkenin sınırları değiştirecek bir projedir'şeklinde yazarken, % 99'u Müslüman olan Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı da'siz kim oluyorsunuz da onbince km. ötelerden geliyor ve İslam aleminin sınırlarıyla oynamaya kalkıyorsunuz' diyerek haddini bildiremediği gibi, aynı başbakan Erdoğan, Irak'ta katliamlar, tecavüzler, işkenceler devam ederken 31.03.2002 tarihinde The Wall Street Journal Gazetesine yaptığı 'ABD'nin Irak'ta savaşan kahraman bay ve bayan askerlerinin en az zayiatla, mümkün olan en kısa zamanda ülkelerine dönmeleri için duacıyız' şeklinde bir açıklaması da vardır. Evet ABD öncülüğündeki eli kanlı, gözü dönmüş emperyalist sömürgeciler Irak'a işte böyle bir demokrasi getirmişler ve yönetimi (genelde ve yerelde) milletimizin can düşmanı olan Barzani ile Talabani'ye bağlı kürtlere bırakmışlardır.
Emperyalizm, Irak'ı kan gölüne çevirdikten sonra ağzından salyalar akıtarak yüzünü Ortadoğu'daki İslam coğrafyasına çevirmiş, Tunus, Fas, Mısır, Libya, Yemen ile Müslüman katliamına devam etmiştir. Emperyalistlerin kanlı ellerinin girdiği her ülkede, bizi yöneten AKP Hükümeti mazlum Müslüman halkın yanında yer alacağına güçlü olanın yani emperyalistlerin desteklediği tarafın yanında yer alarak dış politikada telafisi imkansız hatalara imza atmıştır.
Ortadoğu'yu kana bulayan emperyalistler dönüp, dolaşıp nihayet bir başka sınır komşumuz olan Suriye'yi karıştırmaya başlayalı 26 ay oldu. Bu zaman içerisinde AKP Hükümeti yine Beşar ESAT muhaliflerine destek oldu. Muhalifler Türkiye'den aldıkları desteğe güvenerek merkezi otoriteye başkaldırdılar ve iç savaş başladı. Bu iç savaşta onbinlerce insan öldü. Yüzbinlerce insan ülkeyi terk etti. Bu arada ABD, AB ve Birleşmiş Milletler geriye çekilince Türkiye olayların tam ortasında kaldı. 1,5 yıldan beri yüzbinlerce Suriyeli mülteciyi ülkemizde besliyoruz, kurulan onlarca çadır kentte mültecileri ağırlıyoruz. Çadır kentlerden kaçanlar hırsızlık, yankesicilik, fuhuş gibi pis işlerle hergün gazetelerin üçüncü sayfalarında karşımıza çıkıyorlar. Suriyeli sığınmacıların giderlerini karşılamak için harcadığımız trilyonlarca lira tamamen bizim kasamızdan çıkmıştır. İnsani bakımdan, dini bakımdan, ekonomik bakımdan hep bu işten zarar gören Türkiye olmuştur, fakat AKP Hükümeti bu gerçeği görmemek için gözlerini, duymamak için de kulaklarını kapatmış vaziyettedir.
Geçtiğimiz hafta kim tarafından atıldığı ve muhtevası meçhul olan bir bombalı saldırıda yüzlerce Suriyeli ölünce bütün dünya ayağa kalktı. Bu saldırıyı muhalifler de, merkezi hükümette kabul etmiyor. Geriye bir tek ihtimal kalıyor; 'müdahale için zemin oluşturmak adına emperyalist ülkelerin ajanları bu bombayı attı.' Bu işin kaçarı Suriye'ye müdahale edilecek ve başta Irak olmak üzere diğer Müslüman ülkelere getirdikleri kanlı demokrasilerini Suriye'ye de getirecekler. Demem o ki, Suriye'ye müdahale edilirken Türk askerini karadan sokup, Müslüman komşumuzla bizi savaştırmasınlar. AKP Hükümeti artık gözünü açsın, ABD, AB ninnileriyle daldığı derin uykudan uyansın. Müslümanlar için birlik zamanıdır. Müslümanların birlik olmasının, ezilmemesinin tek yolu güçlü bir Türk devletinin bulunmasıdır. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde dünya üzerindeki Müslümanların nasıl huzur ve refah içinde yaşadığını bilenler bana hak vereceklerdir.