Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Başkanı Ali Eroğlu, tavuk eti ihracatına getirilen kısıtlamaların muhtemel etkilerinin çok boyutlu bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Ticaret Bakanlığı’nın kanatlı eti ihracatının durdurulmasına yönelik kararının ardından açıklamalarda bulunan Eroğlu, kanatlı eti üretimi ve ihracatının mevcut durumu ile alınan kararların olası sonuçlarının bütüncül biçimde ele alınmasının önemine dikkat çekti.
“Girdi maliyetlerindeki artışlar üretim maliyetlerine yansıyor”
Türkiye’de kanatlı eti üretimi ve ihracatına ilişkin güncel verilerin, sektörün son 25 yılda kayda değer bir üretim kapasitesine ulaştığını gösterdiğini belirten Eroğlu, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine işaret etti. Buna göre, 2001 yılında 614 bin ton seviyesinde olan tavuk eti üretiminin 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 2,6–2,8 milyon ton bandına yükseldiğini ifade eden Eroğlu, kişi başına düşen üretim miktarının ise 15 kilogramdan 32 kilogramın üzerine çıktığını kaydetti.
Bu tablonun, kanatlı sektörünün hayvansal protein arzında stratejik bir konuma sahip olduğunu ortaya koyduğunu vurgulayan Eroğlu, sektörün dikey entegrasyonu güçlü, sözleşmeli üretim modeliyle yaygın istihdam sağlayan ve hem iç hem de dış pazarlara üretim yapan önemli bir alan olduğunun altını çizdi. Ancak yem hammaddeleri ve canlı materyal temininde dışa bağımlılığın yüksek olduğuna dikkat çeken Eroğlu, döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve girdi maliyetlerindeki artışların doğrudan üretim maliyetlerine yansıdığını, bunun da nihai ürün fiyatları üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi.
“İhracat kısıtlamalarının etkileri çok yönlü ele alınmalı”
İhracat verilerinin, tavuk eti ihracatının son 15 yılda önemli bir ivme kazandığını gösterdiğini belirten Eroğlu, 2010 yılında 138 bin ton olan ihracat miktarının 2024’te 370 bin tonun üzerine çıktığını, 2025’te ise yaklaşık 378 bin tona ulaştığını ifade etti. Aynı dönemde ihracat değerinin yaklaşık üç kat arttığını dile getiren Eroğlu, başta Irak olmak üzere Orta Doğu, Afrika ve Asya pazarlarına yapılan ihracatın sektörün dış ticaretteki stratejik konumunu güçlendirdiğini söyledi.
Bu çerçevede tavuk eti ihracatına getirilen kısıtlamaların muhtemel etkilerinin çok boyutlu değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Eroğlu, kısa vadede ihracatın sınırlandırılmasının iç piyasada arz artışı sağlayarak fiyatlarda geçici bir düşüşe yol açabileceğini, ancak bunun sürdürülebilir olmadığını belirtti.
“Kârlılığın bozulması kapasite daralmasına yol açabilir”
Kanatlı eti üretiminin biyolojik üretim döngüsüne dayandığını ve kapasite planlamasında süreklilik gerektirdiğini hatırlatan Eroğlu, üretimin kârlılık temelinde sürdürülemediği bir fiyat düzeyinin kapasite daralmasına, işletmelerin üretimden çekilmesine, istihdam kayıplarına ve sözleşmeli üretim zincirinin zayıflamasına neden olabileceğini ifade etti. Orta ve uzun vadede yaşanabilecek üretim daralmasının ise arz yetersizliği yaratarak fiyatlarda daha sert dalgalanmalara zemin hazırlayabileceğini söyledi.
İhracatın üreticiler için önemli bir gelir kaynağı olmasının yanı sıra ülkeye döviz kazandıran stratejik bir faaliyet olduğunu vurgulayan Eroğlu, ihracattaki azalmanın maliyet baskısını artırabileceğini, dış pazarlarda kaybedilen payın kısa sürede geri kazanılamayacağını kaydetti. Ani ticari kısıtlamaların üretim planlamasını zorlaştırdığına dikkat çeken Eroğlu, öngörülebilirliğin sektörün rekabet gücü açısından kritik öneme sahip olduğunu dile getirdi.
“Sektör stratejik öneme sahip”
TVHB olarak gıda arz güvenliği, tüketicinin makul fiyatlarla güvenilir hayvansal proteine erişimi ve üreticinin sürdürülebilir üretim yapabilmesi arasında hassas bir denge bulunduğunu önemle vurguladıklarını belirten Eroğlu, hayvansal üretim politikalarının kısa vadeli fiyat dalgalanmalarına odaklanmak yerine maliyetleri azaltıcı, üretimi planlayan, stratejik stok yönetimini içeren ve özel sektörle koordinasyon içinde yürütülen öngörülebilir politika araçlarıyla desteklenmesi gerektiğini ifade etti.
Eroğlu, kanatlı sektörünün halk sağlığı, gıda güvenliği, istihdam ve ihracat boyutlarıyla stratejik öneme sahip olduğunu belirterek, alınacak her kararın bilimsel veriler ışığında, üreticiyi koruyan, tüketiciyi gözeten ve ülke ekonomisini güçlendiren bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesinin büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.