Üretimi artırarak karaborsayı önlemeliyiz.

Şanlıurfalı esnaf Hasan AKKURT Şanlıurfa Gazetesine asgari ücret, ekonomik durum ve esnafın sorunlarını anlattı.

Üretimi artırarak karaborsayı önlemeliyiz.

Şanlıurfalı esnaf Hasan AKKURT Şanlıurfa Gazetesine asgari ücret, ekonomik durum ve esnafın sorunlarını anlattı.

Üretimi artırarak karaborsayı önlemeliyiz.
13 Ocak 2022 - 18:35

Akkurt, Bu nokta da doların artışın da evet yaşadığımız maalesef pandemi döneminin olumsuz etkileri var, tüm dünya genelin de daralmalar var, enflasyonlar yüksek ama Türkiye ayrı bir boyutta şuan da. Türkiye şuan da tüm dünya ülkeleri arasında maalesef sanki bir tık daha olumsuz bir durum da, şuan tüm dünya ülkelerinin Türkiye’ye olan bakışları çok farklı.
           Artık yapmış olduğumuz üretimleri arttırıp, hızlandırmamız mı lazım yoksa karaborsacıları etkileyip devletin kendi şahsi gücüyle gıdaları mı dağıtacak veya başka bir çözüm mü bulurlar artık devletimiz daha iyi bilir. Para ile ilgilenen insanların bilgili insanların, tecrübeli insanların gelip acil bir şekilde para borsasını düzeltmesi lazım yoksa maalesef zanlımca kötü bir duruma gidiyor, para demek, ülke demek, ülkenin büyümesi demek, para demek ülkenin gücü demek, para demek güçlü ülke demek.
        Hepimiz hatırlarız ki pandemi döneminde ki sokağa çıkma yasaklarında ki kapanmalar vardı, sokaklar bomboştu, caddeler vs. tüm iş yerleri kapalıydı, millet herkes evlerindeydi ve hayat durmuş gibiydi hani. Şuan da bu gidişata baktığım zaman ben maalesef ileri ki günlerde de, ileri ki süreçlerde de tıpkı o kapanma günlerinde ki günler gibi hayatımızın olacağından korkuyorum ama tabi inşallah devletimiz acil bir şekilde çözüm bulur da öyle zor günleri bir daha yaşamayız, ülke olarak bir feraha kavuşuruz.
   Adalet olmadan devlet olmaz, adalet olmadan millet olmaz, adalet olmadan birlik olmaz, adalet olmadan beraberlik olmaz. Başa kim gelecekse gelsin, şuan ki yönetim de kalacaksa kalsın her ki olursa olsun ama adalet olmadan hiçbir şey olmaz, örnek verecek olursam Suriyeliye de, bana da, üst düzey memuruna da, alt tabakasına da, halkına da, vatandaşına da herkese eşit davranmaya çalışılmalıdır.
Asgari ücretle ev geçindirmeye çalışan insanlar benim görüşümce yarı aç yarı tok şekilde ondan sonra giydiği elbiseyi 1 yıl giymek zorunda olan, düzgün bir yemek veya her hangi bir eşya alırken 2 kez düşünen. Dediğim gibi, yarı aç yarı tok, zaten şuan asgari ücretle geçinen aile sayısı emin olmamakla birlikte zanlımca ülkenin yüzde 30 – 40 oranlarında asgari ücretle geçinmeye çalışan aile var diye biliyorum
     Örnek verecek olursak bugün bir milletvekili 20 bin lira maaş alırsa onun yanı sıra senin de maaşın asgari ücret ise şimdi düşündüğümüz o da insan sen de insansın, o da nefes alıyor sen de nefes alıyorsun. Hatta bakacak olursak milletvekili adam çalışmadan ayda 20 bin lira kazanıyor ama diğer yandan bu adam sabahtan akşama kadar çalışıyor ki asgari ücret alsın baktığımız zaman bu adam maalesef geçinemez bu yüzden önce  dengeyi yakalamamız lazım.
           PANDEMİ DÖNEMİNİN OLUMSUZ ETKİLERİ VAR
           Hasan AKKURT Şanlıurfa Gazetesine yaptığı açıklamada ;  Şanlıurfa’da esnafım. Maalesef ülke olarak ekonomimiz kötü durumda, bunun sebepleri para politikası, para noktasında görevli olan bakanımızın ben bilgisinden emin değilim, şuan da dolar fiyatlarını zaten hepimiz biliyoruz. Doların artışın da ben vatandaş olarak tabi kendi fikrimi söylüyorum işin asıl sebeplerini yetkililer bilir, ben esnaf olarak, vatandaş olarak tahminlerimi söylüyorum, kendi fikrimi söylüyorum. Bu nokta da doların artışın da evet yaşadığımız maalesef pandemi döneminin olumsuz etkileri var, tüm dünya genelin de daralmalar var, enflasyonlar yüksek ama Türkiye ayrı bir boyutta şuan da. Türkiye şuan da tüm dünya ülkeleri arasında maalesef sanki bir tık daha olumsuz bir durum da, şuan tüm dünya ülkelerinin Türkiye’ye olan bakışları çok farklı. Örneğin Almanya’nın Avrupa Birliğine başvuruları için söyleşi tarzında anlatımları vardı ve bende izledim o görüntüleri. Maalesef Türkiye’miz hakkında hiç de güzel şeyler konuşmuyorlardı, Türkiye, Avrupa Birliğine giremez noktasında konuşmalara tanık oldum. Peki, doların yükselişini nasıl durdurabiliriz diye soracak olursanız, benim kendi fikrim, benim kendi görüşüm, faiz indirimine gidildiği zaman dolar yine fırlayacak, dolar yine yükselecek. Faiz yükseldiği zaman bu sefer de maalesef biz olumsuz etkileniyoruz maddi olarak, ekonomik yönden, örnek verecek olursam fabrikaların gidişatının kötü olmasıdır. Dolar belki stabilize edilebilir, sadece dolar kurunu düşürmek için benim şahsi görüşüm devletin piyasaya sıcak dolar sürmesi gerekiyor ama şuan da merkez bankasının durumunu bilmiyorum. Benim tahminimce Türkiye yanlış para politikasından dolayı maalesef ekonomik anlam da biraz kötü durumda, bu sorunun çok acil bir şekilde bu işi bilenleri o konuma getirelim hem de acil bir şekilde bu olumsuz sorunlara bir çözüm bulunabilmesi için. Benim şahsi fikrim Türkiye’nin şuan da sadece yapabileceği şey ülkeye sıcak dolar sürecek, piyasaya sıcak dolar sürüp o şekilde piyasayı yumuşatması lazım ama sanki bu çözüm de biraz zor görünüyor. Artık yapmış olduğumuz üretimleri arttırıp, hızlandırmamız mı lazım yoksa karaborsacıları etkileyip devletin kendi şahsi gücüyle gıdaları mı dağıtacak veya başka bir çözüm mü bulurlar artık devletimiz daha iyi bilir. Para ile ilgilenen insanların bilgili insanların, tecrübeli insanların gelip acil bir şekilde para borsasını düzeltmesi lazım yoksa maalesef zanlımca kötü bir duruma gidiyor, para demek, ülke demek, ülkenin büyümesi demek, para demek ülkenin gücü demek, para demek güçlü ülke demek.

           HER ŞEYİMİZİ GÂVURUN PARASIYLA YAPIYORUZ.
            Akkurt, Örneğin ben şuan da korkuyorum, nasıl korkuyorum şöyle anlatayım, doların yükseldiğini hepimiz biliyoruz maalesef dur durak da bilmiyor bununla paralel olarak tüm ürünlerin de fiyatları yükseldi, temel ihtiyaç olan gıda fiyatlarından tutun da şuan da örneğin gram altın fiyatı gitmiş de nereyi bulmuş bunu hepimiz de tabi maalesef biliyoruz. Ama ben örnek veriyorum yarın kalktığım da altını 2 bin liradan da görebilirim, doları 20 liradan da görebilirim, şuan Türkiye Amerika Birleşik Devletlerinin verdiği sınırsız baskıyla, para birimiyle biz şuan da her şeyimizi dolarla yapıyoruz. Ben gâvur diye tabir etmek istiyorum, şuan da biz her şeyimizi gâvurun parasıyla alıyoruz, her şeyimizi gâvurun parasıyla yapıyoruz. Ben şuan da yarınımı görmüyorum ne yazık ki önüm toz bulutu, ben bir işe giremedim şuan da esnaf olarak çalışıyorum ve maalesef ben ileri de bu işimi kaybedeceğimi de düşünüyorum, maalesef fabrikaların bir kısmının ekonomik şartlara dayanamayıp kapanacağını düşünüyorum. Hepimiz hatırlarız ki pandemi döneminde ki sokağa çıkma yasaklarında ki kapanmalar vardı, sokaklar bomboştu, caddeler vs. tüm iş yerleri kapalıydı, millet herkes evlerindeydi ve hayat durmuş gibiydi hani. Şuan da bu gidişata baktığım zaman ben maalesef ileri ki günlerde de, ileri ki süreçlerde de tıpkı o kapanma günlerinde ki günler gibi hayatımızın olacağından korkuyorum ama tabi inşallah devletimiz acil bir şekilde çözüm bulur da öyle zor günleri bir daha yaşamayız, ülke olarak bir feraha kavuşuruz. Ama maalesef ileri de ekonomiden dolayı hayatın duracağını düşünüyorum tabi de inşallah öyle bir şey olmaz.

            ÜLKENİN YÜZDE 30 – 40 ORANLARINDA ASGARİ ÜCRETLE GEÇİNMEYE ÇALIŞAN AİLE VAR
         Akkurt, Şuan da asgari ücretle ev geçindirmeye çalışan insanlar benim görüşümce yarı aç yarı tok şekilde ondan sonra giydiği elbiseyi 1 yıl giymek zorunda olan, düzgün bir yemek veya her hangi bir eşya alırken 2 kez düşünen. Dediğim gibi, yarı aç yarı tok, zaten şuan asgari ücretle geçinen aile sayısı emin olmamakla birlikte zanlımca ülkenin yüzde 30 – 40 oranlarında asgari ücretle geçinmeye çalışan aile var diye biliyorum. Yüzde 40’nin tamamı da, yüzde 40’ı da borçludur artık 10 bin, 15 bin, 20 bin artık ne kadarsa bu dönem de borçsuz bir şekilde asgari ücretle geçinen aile olacağını sanmıyorum. Adam yarı aç yarı tok şeklinde, kıt kanaat geçinen hafta da bir, 10 günde bir belki de ay da bir çocuğuna, hanımına bir şey almadan. Örnek verecek olursak 1 kilo çay alacağına 250 gram çay alan, 5 kilo şeker alacağına 1 kilo şeker alan, 2 kilo patates alacağına yarım kilo patates alan bu şekilde karınlarının doyurmaya çalışıyorlar.
   
        DENGEYİ YAKALAMAMIZ LAZIM
   Akkurt, Biz şuan da geçmişe bakacağız, adalet olmadan devlet olmaz, adalet olmadan millet olmaz, adalet olmadan birlik olmaz, adalet olmadan beraberlik olmaz. Başa kim gelecekse gelsin, şuan ki yönetim de kalacaksa kalsın her ki olursa olsun ama adalet olmadan hiçbir şey olmaz, örnek verecek olursam Suriyeliye de, bana da, üst düzey memuruna da, alt tabakasına da, halkına da, vatandaşına da herkese eşit davranmaya çalışılmalıdır. Ama şuan da baktığımız zaman maalesef ortada bir uçurum oldu örnek verecek olursak zengin çok zengin oldu, fakir de çok fakir oldu öncelikle bunu bir dengelemek lazım. Örnek verecek olursak bugün bir milletvekili 20 bin lira maaş alırsa onun yanı sıra senin de maaşın asgari ücret ise şimdi düşündüğümüz o da insan sen de insansın, o da nefes alıyor sen de nefes alıyorsun. Hatta bakacak olursak milletvekili adam çalışmadan ayda 20 bin lira kazanıyor ama diğer yandan bu adam sabahtan akşama kadar çalışıyor ki asgari ücret alsın baktığımız zaman bu adam maalesef geçinemez bu yüzden önce  dengeyi yakalamamız lazım. İşçiyi hor görmemek lazım, esnafın hor görülmemesi lazım hatta gerekirse milletvekillerinin, bakanların, çok yüksek maaş alanların, çifte maaş alanların örneğin 3  - 5 yerden maaşı olan milyonlarca insan var. Çok yüksek şekilde para kazananlar var örneğin bunlardan çok fazla vergi alıp, esnaftan, durumu kötü olanlardan vergisidir, elektriğidir, suyudur devletin durumu kötü olan insanlardan bunları almaması lazım. Örneğin adamın aylık kazancı 200 bin lira ise, diyelim ki ben aylık 200 bin lira kazanıyorum devlet benden 100 bin lira vergi alsın ve o parayı da fakire dağıtsın, böyle bir denge sağlanmaya çalışılsın, devlet zenginden alsın fakire dağıtsın.dedi.

 

Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum