Reklam

Urfa halk oyunları eski günlerine dönmeli

Akbaş; urfa halkoyunlarını yeniden canlandırma geliştirme ve cazipleştirme. geçmişteki heybetine kavuşturmayı konuşmak ve konuşulanları uygulamaya geçirmek gerek diye düşünüyorum.

Urfa halk oyunları eski günlerine dönmeli

Akbaş; urfa halkoyunlarını yeniden canlandırma geliştirme ve cazipleştirme. geçmişteki heybetine kavuşturmayı konuşmak ve konuşulanları uygulamaya geçirmek gerek diye düşünüyorum.

Urfa halk oyunları eski günlerine dönmeli
29 Temmuz 2019 - 19:02

Halk oyunları uzmanı ve ŞURKAV eski müdürü Cemal Akbaş; sosyal medyada yaptığı paylaşımda ; geniş kapsamlı bir ortamda urfa halkoyunlarını yeniden canlandırma geliştirme ve cazipleştirme. geçmişteki heybetine kavuşturmayı konuşmak ve konuşulanları uygulamaya geçirmek gerek diye düşünüyorum. yoksa bu mevcut durumla bölge yarışmalarını geçmek mümkün değildir. yarışmalarda oyun müzik ve giysi bir bütün olarak değerlendiriliyor. küçük ip uçları gerekirse oyun yöre tavrında oynanmalı,zurna oyun melodisini doğru ve tam çalmalı,davul urfa nağarası (meydan davulu)olmalı mevcut küçük müzik gruplarının trampet gibi davullarıyla olmaz. ekip başı virtüöz ve oyuna,ekibine hakim olmalı sahneyi ekibini ve davulcu zurnacıyı yönetmeli. bu gibi basit düzeltmelerle yeniden canlanır kanaatindeyim. bu konuda camiadan arkadaşların katkıları olacaksa memnun olurum. Dedi.

oyunlarımız sahneye taşırken bir­çok bozulma oldu

Uygarlığın Doğduğu Şehir adlı kitapta Halk oyunları uzmanı Şükrü Üzümcü ; Şanlıurfa halk oyunları genellikle halay türü oyunlardan meydana gelir. Günümüzden 50-60 yıl önce­sine bir göz attığımızda, bazen davul zurna, ba­zen cümbüş, keman ve darbuka eşliğinde, bazen de kaval eşliğinde yöre tavrı, figürü ezgisi ve rit­miyle oynanan çok sayıda güzel oyunlarımızın ol­duğunu ve o yıllarda bu oyunları sergileyen çok değerli ustalarımızın olduğunu görürüz.

Ancak 30-40 yıl öncesine baktığımızda, halk oyunları yarışmalarının başlamasıyla,  har­man ye­rinde, köy meydanlarında ve düğünlerde oynanan oyun­larımızın sahneye taşındığını görmekteyiz.

Ne yazık ki, oyunlarımızı  sahneye taşırken bir­çok bozulma olmuştur. Birinciliktir, derecedir der­ken; sadece 8 oyunla sınırlı kalınmış ve bu 8 oyu­nun da yıl geçtikçe ekleme ve çıkarmaların yapıla­rak dejenere edil­diği ortadadır.

1980'li yıllara baktığımızda, oyunlarımızın bu hale gelmesine sebep olan bazı faktörleri şöyle sı­ra­layabiliriz.

Bu faktörlerin başında, o yıllarda ve bugüne ka­dar halk oyunları yarışmalarında değerlen­dirme yapan kişi ve ekip çalıştıran eğitmenlerin geldiğine inanıyoruz. Jüri üyeleri, yarışmaya ge­len bir ekibin değerlendirmesini yaparken, sadece birlik beraber­liğine, bütünlüğüne, mimik ve jest­lerine, sahne kul­lanımına bakmışlardır.  Oyunumuzu yöre tavrı, fi­gürü, ezgi ve ritminden çıkaran bu ekipleri  o hal­leriyle birinci edip ödüllendirmiş­lerdir.

Hal böyle iken, yarışmaya ekip yetiştiren eğit­menler, doğal olarak 8 oyunla sınırlı kalmışlar ve oyun figürlerine birçok ekleme ve çıkarma yaparak günümüze kadar da bu işi devam ettir­mişlerdir.

Günümüzde birçok kişi Şanlıurfa'nın sadece 8 oyunu olduğunu bilir. Çünkü yıllardır 8 oyundan başka bir oyun oynanmamış. Zengin bir folklora sahip Urfa'nın oyunları tabiki bu kadar az de­ğildir. ılimizde bulunan 10 ilçe ve köylerinde bu­gün için çok sayıda oyun olduğu bilinmektedir. Gönül is­terdi ki, bu işe emek verenler, halk oyun­larını para kazanma aracı olarak görmesin, kendi çıkarları için kültürümüzü, örf ve adetlerimizi bozmasın; bu işi para için değil gerçekten bilgi ve yeteneği varsa, se­viyorsa yapsın. Unutulmaya yüz tutmuş güzelim oyunlarımızı köylerden alıp derlesin; hem bizlere ve hem de gelecek nesillere en iyisini ve güzelini aktarsın.

Dileğimiz bugünden sonra zararın neresin­den dönersen kârdır- sözünü yabana atmayarak, mem­leketimiz için halk oyunları ile ilgilenenler bir araya gelerek, günümüzde oynanan oyunların aslını oy­nayalım, araştırma yaparak eski oyunla­rımızı çıka­ralım ve bizden sonraki nesillere bu geleneğin en  doğrusunu aktaralım ki, gençleri­miz kendi kültür birikimlerine yabancı kalmasın­lar.

Bunun için el ele verelim, birlik olalım, kültü­rümüze ve halk oyunlarımıza sahip çıkarak  herkese sevdirelim.

Bu sahip çıkma ve sevdirme görevi, halk oyun­ları faaliyetlerinde bulunan Halk Eğitim Merkezi, Gençlik Merkezi, Belediyeler, üniversite ve okullara düşmektedir. Bu kurumlar, oyun oynayan herkesi eğitmen etmeyerek, belgeli ve yöremizi, kültü­rü­müzü bilen eğitmenlere görev verip iyi müzis­yen tercih ederek yapabilirler.

Yöremiz halk oyunlarındaki tavır, figür, ezgi ve ritmdeki bozulmaları önlemek ve engel olmak için en büyük görev, yarışmalarda halk oyunla­rını de­ğerlendiren kendi yöremizdeki jüri üyele­rine düş­mektedir.

İdarecisi, eğitmeni, müzisyeni, oyuncusu ve jüri üyesi olarak herkes, bu konuya duyarlılık gösterdi­ğinde, inanıyoruz ki, oyunlarımız bo­zulmayacak ve aslı ne ise en doğru şekilde bizden sonraki nesillere aktarılacaktır. Dedi.

ŞANLIURFA HALK OYUNLARI

Yöremizde oynanan oyunların çoğunluğu ha­laydır. Orta Anadolu ve Güneydoğu Anadolu böl­gemizde toplu, düz sıra halinde kol kola, elele oy­nanan oyunlara denir. Halay, beş kişiden az oyun­cuyla oynandığı zaman, karakteri bozulan bir oyun tarzıdır. Dizinin başında "Halay başı" sonundaki "Pörçük" ya da "Pöçik" adını alır. Baş ve sonda oy­nayan her iki oyuncunun da elinde birer mendil bu­lunur.

Yöremizde oynanan oyunların birçoğu, davul-zurna ile oynanmaktadır. Bunun yanı sıra günü­müzde az da olsa bazı oyunlarımızda kaval ve def, bazılarında keman, cümbüş ve darbuka da kulla­nılmıştır.

Halk oyunlarımızda, halkımızın üzüntüsünü, yasını, kıskançlığını, neşesini, kuvvetini, yiğitliğini, yakarış ve yalvarışını gösteren figür ve motifleri gö­rebilmek mümkündür.

Şanlıurfa merkezinde oynanan oyunların bir çoğu, Hilvan ve Suruç ilçemizde de sıkça rastlanan ve halen köy düğünlerinde oynanan oyunlardır.

ŞANLIURFA MERKEZ VE İLÇELERİNDE TESBİT EDİLEN VE GÜNÜMÜZDE OYNANAN OYUNLAR

Urfalıyam Ezelden, Gemi ( Sal), Ğezale, Gırani (Ağırlama), Hasandağı, Diz, Cezayir, Çeçen Kızı, Tek Ayak (Derik), iki Ayak (Dıniğ), Üç Ayak, Beş Ayak, Terge ( Türk-ı, Terge), Kımıl, Abravi (Lorke), Soseh, Çeçano, Keriboz (Hilvan'da Oynanan), Keriboz (Suruç'ta Oynanan), Dellocan, Zavfa (Damat), Urfa Seylanisi, Suruç Seylanisi, Dik, Keçike, Gülhameda, Teşi, Şujun, Gelberi, Rışko, Mim, Çepik, Şevko, Karaçı, Koçeri, Temirağa, Kommetki, Nure, Dinge (Merkezde Oynanan), Dinge (Hilvan'da Oynanan), Fasıl (Dörtlü Değnek) en çok bilinen oyunlardır.

Bunların dışında sadece ismi bilinen fakat nasıl oynandığı bilinmeyen çok eski oyunlar da bulun­maktadır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum