Reklam

Vatandaşlar attarlara yöneliyor

Güneş; Ben mesleği ustamdan öğrendim. Eğitimini ondan aldım. Çıraklıktan yetiştim ondan sonra kendim on yedi senedir bu işi yapıyorum.

Vatandaşlar attarlara yöneliyor

Güneş; Ben mesleği ustamdan öğrendim. Eğitimini ondan aldım. Çıraklıktan yetiştim ondan sonra kendim on yedi senedir bu işi yapıyorum.

Vatandaşlar attarlara yöneliyor
20 Ocak 2020 - 18:04

Attar Ahmet Güneş Şanlıurfa Gazetesine yaptığı açıklamada ;  kış ayları grip ve soğuk algınlığı için Zencefil var, ada çayı var. Kışın en çok ıhlamur tüketilir. Zencefil ve adaçayı da tüketilir. Ondan sonra zahterdir, kekik dedikleri bitkiyi kaynatıp suyunu içersiniz. Zencefil de astım, bronşit, nefes darlığı, öksürüğe iyi gelir. Birde hübüsgüs soğuk algınlığına iyi gelir. Soğuk algınlığı, astım, bronşit, nefes darlığı, halsizliğe iyi gelir. Bitkileri  Genellikle dışarıdan getiriyoruz. Buradan toplayanlar da var. Olanları buradan getiriyoruz olmayanları da dışarıdan getiriyoruz. Burada yetişmeyenleri de dışarıdan getiriyoruz. Mersinden, İstanbul’dan, İzmir‘den getiriyoruz. Antalya’dan getiriyoruz.Genellikle bitkisel olduğu için yan etkisi yok. Ihlamur mesela soğuk algılığına iyi gelir ve yan etkisi yok çünkü bitkiseldir. Ihlamurun fazla bir faydası yok. Kilosu pahalıdır ama faydası çok yok öksürüğe iyi gelir. Polaşeker ile beraber kaynatıldığında içerseniz o şekilde daha iyi faydası olur. Birde hatmış çayı oda öksürüğe iyi gelir, soğuk algınlığı, öksürüğe iyi gelir.
Kış Hastalıkları Dışında Hangi Hastalıklar İçin değişik, değişik ilaçlar var. Mesela sen bir şey için istiyorsun. Yani hastalığını söylersin benim hastalığım böyle bizde o hastalığa göre bir ot veririz. Mesela kanser hastalığı için o kadar etkili bir ilaç yok. Kalp damar için deve dikeni olur, karabaş otu olur, melisa okul otu olur. Ben bu işi ustamdan öğrendim. Ben eğitimini ondan aldım. Çıraklıktan yetiştim ondan sonra kendim on yedi senedir bu işi yapıyorum. Ustamda çok uzun zamandır yirmi sene den öce oldu bu işi yapıyor. Bende onun yanında çırak olarak yetiştim. Urfa da fazla toplayan yok. Isırgan otu bahçelerde çok, civanperçemi dışarıdan getiriyorlar dağlık bölgelerden. Adaçayı burada yetişmez, ıhlamur burada yetişmez, birçok bitki burada yetişmiyor. Çoğu Hindistan taraflarından getiriyorlar.Soğuk algınlığı için zahter öneriyoruz. Eczacıların ki ayrı bizim ki ayrı. O ilaçların yerine bitkisel ilaçları öneririz neden önermeyelim ki. Bizde sadece muayene yok.  Bazı doktorlar da bizim ilaçlarımızı yazıyorlar. Diyorlar gidin mesela kekik alın, zencefil al, ıhlamur al kullan diyor. Bazı doktorlarda tavsiye ediyorlar bitkisel otları. Dedi.
 ATTARLIK
 Attarlık İslâm dünyasında Hz. Peygamber devrinden beri bilinen bir meslektir. Hatta Ṣaḥîḥ-i Buḫârî’de attar ve güzel koku satışı ile ilgili olarak “Bâb fi’l-ʿattâr ve beyʿi’l-misk” (Buhârî, “Büyûʿ”, 38) adıyla ayrı bir başlığa yer verilmiştir. Eskiden beri serbest ticaret yapan attarların dükkânları eczanelerin ilk örnekleridir. Bazı attarların uygun olmayan veya özelliklerini yitirmiş malzemeleri satmaları, hatta hastalara zaman zaman başka ilâç vermelerinin görülmesi üzerine Halife Mu‘tasım-Billâh zamanından itibaren attarların imtihan edilerek faaliyetlerinin belgeye bağlanması yoluna gidilmiş ve attar dükkânlarının kontrolü hisbe* teşkilâtının görevleri arasında yer almıştır. Birçok şehirde yalnız attarların faaliyet gösterdikleri çarşı ve pazarlar vardı. Bunların en meşhurları Fustat’taki Sûku’l-attârîn, Şam’daki Sûku’l-ıtr ve İstanbul’daki Mısır Çarşısı idi.
Bir eczacı gibi bazı temel bilgilere sahip olması gereken attarın gerek sağlık gerekse ticaret bakımından maddelerin korunma usullerini bilmesi, çabuk bozulan maddeleri de tanıması gerekiyordu. Kurutulmuş çeşitli otlar, yapraklar, kökler, çiçekler, tohumlar, meyvalar ve diğer şifalı otların önemli bir kısmı kuru olarak satılırken bazı ilâçların yapılmasında kullanılan nebatî, hayvanî ve madenî maddeler (droglar) ise daha çok basit ve iptidai şekliyle (müfred ilâçlar) tek tek satılırdı. Fakat attarlar eskiden bugünkü eczanelerde yapıldığı gibi, suda kaynatılmış ve pişirilmiş ilâçlar dışında hekim reçetelerindeki formüllere göre tıbbî maddeleri birleştirerek müshil, macun, merhem ve kuvvet verici bazı mürekkep ilâçlar da hazırlarlar, ancak ilâçları bugünkü eczacılıkta olduğu gibi sabit bir terkiple düzenleyemezlerdi.

Tıp ve akrâbâzînle ilgili eserlerde ilâçların yapımında kullanılan bitkiler ve özellikleri, ilâç yapım metotları anlatıldığı gibi (bk. AKRÂBÂZÎN; ECZACILIK), Kûhîn el-Attâr lakabıyla tanınan Dâvûd b. Ebü’n-Nasr’ın (ö. 658/1260’tan sonra) Minhâcü’d-dükkân ve düstûrü’l-aʿyân li’l-edviyeti’n-nâfiʿa li’l-ebdân adlı meşhur eseri gibi attarların el kitabı olarak kullandıkları bazı kitaplar da yazılmıştır.
Attar “ecza deposu sahibi” anlamında da kullanılmıştır. Bunlar eczacılar gibi ilâç hazırlamaz, ya iptidai maddeleri ayrı ayrı veya hazır ilâçları toptan satarlardı. Eczaneler açıldıktan sonra attarlar tütün ve kahveden boyaya kadar çeşitli şeyler satmaya başladılar.
Eczacılığın gelişmesiyle birlikte attarların faaliyetleri kısıtlanmaya başladı. 1861 tarihli eczacılık nizamnâmesi, ellerinde çalışma izni olan ispençiyarlardan (eczacı) başka hiç kimsenin hiçbir şekilde, parça parça, etkisi güçlü ilâç satamayacağı ve tabip, cerrah, baytar reçetesi düzenleyemeyeceği esasını getirdi. Bu yasak toptan ecza satan tıbbî ecza tüccarlarıyla attar ve kökçülere de uygulandı. 1883 tarihli ecza tüccarları ve Mısır Çarşısı hakkındaki tâlimatla ise aktarların eczane açmaları yasaklandı ve satacakları maddeler de sınırlandırıldı. 1885 tarihli nizamnâmede aktar, “sanayie ve eczacılığa ait ilâç ve kimyevî maddeleri toptan satan esnaf” olarak tarif edilmiştir. Böylece bütün Şark’ta olduğu gibi Türkler’de de attarın ot toplama, kurutma ve bazı ilâç terkipleri yapma gibi faaliyetleri zamanla gerilemiş ve attarın eczacılık yönü gittikçe zayıflayarak tüccar yönü ön plana çıkmıştır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum