Yangın Sadece Mahpushanede mi'

Abone Ol

Şanlıurfa Mahpushanesinde yatan mahkumların muhtemelen birbirlerine üstünlük sağlamak amacıyla başlattıkları kavga sonucu çıkarılan yangında 13 tutuklu ve hükümlü yanarak can verdi. En zorlu ölümlerden biridir, yanarak ölmek… Yakınlarına sabırlar diliyorum.

Cezaevlerindeki doluluk oranlarının rekor seviyeye ulaştığı, Şanlıurfa Cezaevinde gayri insani şartlar altında cezaların çekildiği, fiziki koşulların son derece berbat olduğu yıllardan beri basında yer alıyor.

Neredeyse bütün siyasi parti ve dernek üyelerinin, hatta sokakta bunlara selam verenlerin, kahvehanede bunlarla çay içenlerin bile tutuklandığı 12 Eylül cehennemi hariç Türkiye'de bugüne kadar cezaevlerinin kapasitesi bu denli zorlanmamıştı. Bugün ülkemizdeki toplam 377 Ceza ve Tutukevinde 125 binin üzerinde tutuklu ve hükümlü bulunmaktadır. İstatistiklere göre son 10 yıl içinde tutuklu ve hükümlü sayısı ikiye katlanmış, bir başka deyişle AKP Hükümeti döneminde tutuklu ve hükümlü sayısı %100 artmış ve mahpushaneler tıka basa dolmuştur. Haliyle, o kadar sıkışıklıktan sonra beklenen toplumsal patlama gecikmiyordu.

Şimdi bir kısmı samimi olarak, bir kısmı da şov yapmak amaçlı bu işe çözüm bulma gayreti içine giren siyaset ve sivil toplum kuruluşları ile basın mensupları çözümü af çıkarmakta veya yeni cezaevleri açmakta arıyorlar. Oysa ki, bu düşünülenler genel bir çözüm olmaz, ancak lokal bir çözüm, yani geçici bir çözüm olur.

Çünkü, öncelikle cezaevlerindeki bu doluluğun sebebinin irdelenmesi gerekir. Madem ki; ilk defa bu hükümet döneminde 125 binin üzerinde insan bir şekilde suça bulaşmış ve cezaevine girmiştir. O zaman işlerin bu noktaya gelmesinde AKP'nin de payı vardır dersek yanlış olmayacaktır herhalde…

Şanlıurfa cezaevinde başlayan ve 13 vatandaşımızın hayatına mal olan yangın kısa sürede diğer illere de sıçramış ve 5 ayrı cezaevinde yangın çıkarılmıştı, olayların bütün Türkiye'ye yayılmadan sükunet bulması tabiî ki sevindiricidir. Ama gelin görün ki; yanan sadece cezaevleri değil, Yangın sadece mahpushanelerde değil! Yangın her yerde, ülkemiz yangın yerine dönmüş vaziyette…

Önceki gece geç saatlerde ajanslara düşen bir haber bütün Türkiye'nin olduğu gibi bizim de yüreğimizi dağladı. Yüreği yangın yerine dönen Türk milleti Başbakanın 'şehitler üzerinden siyaset yapıyorlar' sözüne muhatap olma pahasına, şehit cenazelerine sahip çıktı. 8 ilde düzenlenen cenaze törenlerine'kalbinde vatan aşkı, gözünde iki damla yaş ve beyninde intikam duygusuyla'10 binlerce insan katıldı… Hükümeti temsilen törenlere gelenler diğer katılımcılar tarafından tepkiyle karşılandı… Tören alanını bırakıp kaçmak zorunda kalan siyasetçiler de oldu.

Bütün milletimizin yüreği yangın yerine dönmüşken, tanıyan tanımayan herkes şehit Mehmetlere ağlarken, bu ülkenin Başbakanı nerede? Günlerdir ABD'de Obama ile görüşmek için bekliyor. Senin ülken yanıyor, her biri cihana değer 8 askerin şehit edilmiş bundan daha önemli ne olabilir ki, geziyi yarıda kesip niye ülkene dönmüyorsun? Obama ile toplam 40 dakikalık bir görüşme yapıyor oradan ver elini Rio, hani şu karnavallarıyla ünlü kent var ya işte oraya gidiyor. Gazeteciler soruyor; gezi ve ziyaretlerinizin ana konusu nedir? Başbakan cevap veriyor; Suriye konusunda görüşmeler yaptık, bölgenin geleceğini konuşacağız… Sayın Başbakan sen önce ülkenin geleceğini garanti altına al… Terör örgütü tarafından kaçırılan ve aylardır haber alınamayan vatandaşlarımızın geleceğini düşün… PKK'nın olabilecek yeni kahpe saldırılarını engelle… Olaylara olması gerektiği gibi bakamayan Bakan'ının teröristbaşını evde besleme fantezisini sert bir dille reddet!

Geçtiğimiz yıllarda Türkiye'nin zirvesinde yer alan devlet büyüğünün eşi tarafından başlatılan 'Analar Ağlamasın' projesi insanlar arasında o kadar yayıldı ki; şimdi terörden bahseden herkes bu sözü diline dolamış, analar ağlamasın başladığı sözünü, birkaç süslü cümle ile tamamlıyor. Ülkemizin yangın yerine döndüğü ciğerlerimizin, yüreklerimizin cayır cayır yandığı bugünlerde ben diyorum ki; artık asker anaları ağlamasın, fakat bu milletin kutsal değerlerine saldıran, bu milletin zenginliklerini yağmalayan, yolsuzluk yapan, rüşvet yiyen, harama tevessül eden, vatana hainlik eden, devlete silah çeken kim varsa bırakın beyni dağılsın, dağılsın ki anası doya doya ağlasın, ağlasın ki, bir daha Türk devletine ve milletine karşı yanlış yapmayı hiçbir gafil aklından bile geçirmesin…