İmam Hüseyin Savaş

İmam Hüseyin Savaş

Etkili Yetkililer Göreve

20 Ekim 2014 - 16:28

Ücretli çalışan ve dar gelirli grubuna giren vatandaşlarımız bankaların hedef kitlesi durumuna gelmişlerdir. Son sekiz yılda, ekmekten, akaryakıta, meyveden, dershane ücretlerine kadar her alanda yaşanan zam furyasından sonra, gerek Kamuda gerekse özel sektörde maaşla çalışan işçi ve memurlarımız, maaşlarıyla geçinemeyecek duruma gelince kredi kartlarına yönelmeye başladılar. Kredi kartı ilk kullanıldığında “Hediye Çeki” ile alış veriş yapıyormuş gibi geri ödemesi düşünülmeden kullanıldığı için bir noktadan sonra tıkanıyor…
İşte burada bankaların bir başka formülü (kurnazlığı) devreye giriyor…
Nakit Avans… Maaşını bankadan alanlara için, bir maaş tutarı kadar olan meblağı hesaplarında görebiliyor ve dilediklerinde bu parayı alıp kullanabiliyorlar, tabi ki bu nakit avans kullanıldığında günlük faiz işliyor ve zaten kredi kartını ödeyemeyen dar gelirli birkaç ay sonra bir maaş tutarı da bankaya borçlanmış oluyor ki, artık çıkış yolu yok! Buraya kadar olan Türkiye genelinde yaşanan, yaşanmakta olan milyonlarca gerçek hayattan alıntıdır. Yani artık normal karşılanmaktadır… Anormal olanı ise Şanlıurfa’da yaşanmakta…
Nasıl mı? Şöyle ki; maaşını eski borçlarına karşılık bankalara kaptıran dar gelirli vatandaş, ödeyemediği kredi kartı borçları yüzünden evine haciz gelmemesi için, kredi kartı borcunu ödemenin yollarını arıyor, fakat yaşadığı yer Şanlıurfa olunca çok fazla aramasına da gerek kalmıyor…
Başta Vergi Dairesi(!)nin karşısında olmak üzere, her caddede, her pasajda, işhanında, apartman altlarında hatta sokak aralarında mantar gibi çoğalan “Sözde Kuyumcular”, “Sözde Cep Telefonu, Kontör ve Bayileri” imdada yetişiyor. İşyerine gelen müşterinin kredi kartı borcunu kendisi ödüyor, bunun karşılığında da kendisinin işyerinden alışveriş yapmış gibi gösterip, bu sözde alışverişin tutarını da faiziyle birlikte aynı müşterinin kredi kartından çekiyor… Sonuçta müşteri yine kredi kartına borçlu ama o ay için haciz riskinden kurtuluyor… Yani alan razı, satan razı(!)…
            Kendimce yaptığım basit bir hesapla ilimizde oluşturulan bu sanal sektörde aylık onlarca trilyonluk bir rant dönüyor. Geçen yılın vergi rekortmenleri listesine baktığımızda bu işi yapanların hiç birinin adını listede göremiyoruz. Şimdi, üstünden gelir elde edilen kredi kartı borçlusu vatandaşımız, hülle-i şerhe kurban giden bankalar ve adı lekelenen dürüst kuyumcu esnafı bu kirli tezgahta mağdur ediliyor… Vergi Dairesi de gerekli vergiyi tahsil edemiyorsa, böylece bu ülkede yaşayan 75 milyon vatandaşımız bu işten dolayı mağdur oluyor. Ama kimse tepkisini yüksek sesle dile getirmiyor… Mali polisin birkaç defa bu tür işyerlerine baskını oldu, gözaltılar oldu, yerel basın iki-üç gün yazdı… Sonra olay kapandı, unutuldu veya unutturuldu.
            Bu kirli tezgahın bir diğer faaliyet alanı olan tefecilik ile çıkmaza giren kaç hemşerimiz intihar etti, kaçı intiharın eşiğinden döndü, en son geçtiğimiz hafta emekli bir imam tefecilerin eline düşen oğlunun haykırışını yetkilere duyurabilmek için ailesiyle birlikte evinde açlık grevine başlamıştı ama, sesini duyan hiçbir “yetkili” “etkili” olamadı…
            Dinimizin ve töremizin yasakladığı, yuvalar yıkan, canlar alan bu kirli çark dönmeye devam ediyor. Bu çarkı durdurmaya kudreti yetecek “etkili yetkilileri” göreve davet ediyorum.

YORUMLAR

  • 0 Yorum