İmam Hüseyin Savaş

İmam Hüseyin Savaş

Ülkücü Bilir

10 Haziran 2022 - 12:39

Bakalım, ülkücü neyi bilir?
Ülkücü, dünya tarihi kadar köklü bir tarihe sahip olan bir milletin evlatları olarak kendimizi ifade ederken 1299’da kurulmuş olan Osmanlı Devletinden öncesine gidememenin ya bilgisizlikten, ya da Türk adına duyulan alerjiden kaynaklandığını iyi bilir.
Ülkücü, “Osmanlı Torunuyuz” ifadesinin yanlış değil ama eksik bir tarif olduğunu çünkü her biri Osmanlı kadar güçlü, adil, cesur, zengin, hoşgörülü olan büyüklü küçüklü yüz civarında devlet kurmuş olan Türk milletine mensup olduğunu iyi bilir.
Ülkücü, Şükrü SARAÇOĞLU tarafından kurulan ve Türkçü olduğunu iddia eden 14. Hükümet döneminde Türkiye’deki bütün Turancıların tabutluklarda aylarca işkence gördüğünü iyi bilir.
Ülkücü, Albay Alparslan TÜRKEŞ’in sürgüne gönderildiği Hindistan’dan bile Cemal GÜRSEL’e mektup yazarak Menderes’in idamını durdurmaya çalıştığını iyi bilir.
Ülkücü, diğer partiler gibi MHP’nin de gençlik kolları teşkilatı olduğu halde, bir de Ülkü Ocaklarının kurulma amacının Türk gençliğini milli, manevi, teknolojik, ahlaki ve sportif bakımdan donanımlı bir şekilde yetiştirmek olduğunu iyi bilir.
Ülkücü, inandığı davayı yaşamayan insanların, yaşadığı hayata inanmaya başlayacağı ilkesinden hareketle davasını bir hayat nizamı haline getirmesi, her yerde ve her ortamda haykırması gerektiğini iyi bilir.
Ülkücü, gümrük kapılarında gerçekleşen uluslararası kaçakçılığa son verdiği için küresel emperyalist çetelerin tetikçileri tarafından şehit edilen Gün SAZAK’ın kanının haramla helal arasında bir çizgi olduğunu iyi bilir.
Ülkücü, İmamoğlu şehit edildiğinde cebinden sadece 35 kuruş çıktığını, Önkuzu Ankara’dan Tokat Zile’ye götürüldüğünde mübarek naaşından hala kan sızdığını, binlerce ülkücü şehit eşinin dul, on binlerce çocuğun yetim kaldığını iyi bilir.
Ülkücü, 12 Eylül zindanlarında insanlık dışı işkencelere maruz kaldığı ve sırf denge sağlamak uğruna idam edildiği halde, AHİM’e şikayete gitmemesi gerektiğini, çünkü ülkesini yabancıya şikayet etmenin en büyük hainlik olduğunu iyi bilir.
Ülkücü, ülkenin işgal tehlikesiyle karşı karşıya kalması halinde, bütün cemaatler, partiler, dernekler bu işgale destek olsa veya sessiz kalsa da, bedelini yeniden beş bin can ile ödemesi gerekse bile, her türlü emperyalizmin karşısına dikilmesi gerektiğini iyi bilir.
 Ülkücü, mazluma zulmedilmemesi ve Yunusça yaklaşıp gönül alması gerektiği kadar, zalime merhamet edilmemesi ve Yavuzca yaklaşıp kelle alması gerektiğini de iyi bilir.
Ülkücü, ülkücülüğün kendisine yüklediği sorumluluk gereği, vatan hainleriyle, haramzadelerle, yalancılarla, namussuzlarla, hırsızlarla ve fasıklarla el sıkışmanın, ikramlarını kabul etmenin hatta onlara tebessüm bile etmenin aynı suçlarına ortak olmak sayıldığını iyi bilir.
Ülkücü, Ziya GÖKALP, Nihal ATSIZ, Alparslan TÜRKEŞ, Erol GÜNGÖR, Galip ERDEM, Dündar TAŞER, Emine IŞINSU, M. Necati SEPETÇİOĞLU, Necmettin HACIEMİNOĞLU, Yavuz Bülent BAKİLER, Necdet SEVİNÇ, N. Kemal ZEYBEK, Metin TURHAN, Alişan SATILMIŞ ve diğer ülkücü yazarların kitaplarını mutlaka okuması gerektiğini iyi bilir.
Ülkücü, ülküdaşına kaşlarını çatmanın, parmak sallamanın, tehdidin,  çekememezliğin, beğenmezliğin, arkadan iş çevirmenin, elinden gelen desteği esirgemenin ülküdaşlık hukukuna yakışmayacağını çünkü ülkücünün ülkücüye öz kardeşi kadar yakın olduğunu iyi bilir.
Ülkücü, bu teşkilatın temel harcında şehitlerin kanı, dul ve yetimlerin gözyaşı, gazilerin alın teri, esir Türklerin umudu, çocuklarımızın geleceği ve analarımızın dualarının olduğunu iyi bilir.
Ülkücü, ufkunun açık, zihninin berrak olması gerektiği kadar, çevresindeki herkesin azmini, bilgisini, birikimini, zekasını kısacası çapını da bilecek ferasete sahip olması gerektiğini iyi bilir.
Ülkücü, bu teşkilatta namaz kıldıracak, hutbe okuyacak, Türk tarihini, İslam ahlakını, Türk milliyetçiliğini, ülkücülüğü anlatabilecek kapasiteye sahip “Eren”lere ihtiyaç olduğu kadar, söz konusu vatan olunca dünyanın şah damarını kesecek cesaret ve güçteki “Alp”lere de ihtiyaç olduğunu iyi bilir.
Ülkücü, Türk milletinin, Türk devletinin ve ülkücü teşkilatların menfaatlerini kendi şahsi menfaatinin önünde tutmasının asıl sebebinin “Türkçülüğün yükselmek için değil, yükseltmek için” olmasından kaynaklandığını iyi bilir.
Ülkücü, bir düşmanla savaşmak için silah gerektiğini, en büyük silahın fikir olduğunu ve en güzel fikrin de ülkücülük olduğunu iyi bilir.
Ülkücü, Turan’a giden yolun ilk adımı olan Milliyetçi Türkiye ülkümüzün gerçekleşmesi için ülkücü hareketin tek başına iktidar olması gerektiğini iyi bilir.
Ülkücü, nefretini, öfkesini, kinini, sevgisini, saygısını, pusatını nerede saklaması, nerede ortaya çıkarması ve nerede kullanması gerektiğini iyi bilir.
Ülkücü, tarihin ölümü göze almış bir ülkücüden daha tehlikeli bir silahın keşfedilmediğini yazacağını iyi bilir.
Ülkücü, Türk devlet geleneğinin beş bin yıllık olduğunu, hükümetler gelip geçici olsa da, Türk devletinin kıyamet kopuncaya kadar var olmaya devam edeceğini, bu yüzden hükümetle devleti birbirine karıştırmamak gerektiğini iyi bilir.
Sözün özü, ülkücü her şeyi bilir ama en çok da haddini bilir, had bilmeyene haddini bildirmeyi iyi bilir!

YORUMLAR

  • 0 Yorum