Mahmut Mancı

Mahmut Mancı

URFA İZLENİMLERİ - 1

00 0000 - 13:34

Urfa lisesi buluşma etkinliklerine katılmak için 16-24 mayıs tarihlerinde Urfa' daydım.
Urfa'daki dostlarım ve Urfa dışından gelen dostlarımla hasret giderdim.
Senede bir gün dahi olsa doğduğum şehri görmek...Özlem gidermek...Hasretleşmek...
Nostalji yaşamak...O mistik havayı solumanın mutluluğunu anlatmak zordur.
Hani derler ya "kelimelerin kifayetsiz kaldığı anlar".
İşte öyle bir şey...
"Yediğin içtiğin senin olsun,gördüğünü anlat" derler ya...
Yiyen var,yemeyen var...Neyime gerek ben en iyisi gördüklerimi yazayım.
Kıymetli hocalarımın ellerinden öptüm.
Yarınımızın ne olacağını bilemediğimizden dolayı...
Hocalarımla,arkadaşlarımla helalaştık...Anılarımızı tazeledik.
Bazılarımızı çalışkan,bazılarımızı örnek,bazılarımızı da yaramaz diye sahneye davet ettiler.
Hasbelkader beni de sahneye davet ettiklerinde,geçmişe ait anılar paylaşıldı.
Ertesi günü Rabis otelinde Halil Dalbaşı arkadaşımızın misafiri olarak,hocalarımızla sabah kahvaltısı yaptık.
Günlük buluşmalarımızı ,Harun Ateşsal arkadaşımızın restore ettiği hayatlı eski Urfa evinde yapıyorduk.
Bazı geceleri ise Tektek dağları eteklerinde,Abdurrahman Akyüz'ün köy evinde geçirdik.
Siyaset yok,riya yok,çıkar yok,gazete okumak yok ...Sadece 40 yıl önceki anılar var.
Hepimiz,kendimizi bıyığı yeni terlemiş gençler gibi hissediyorduk.
İsimlerlerimiz unutulmuş,lakaplarımız geçerli olmuştu...
Gelecek sene mezuniyetimizin kırkıncı yılı olma sebebiyle bir gün öncesinden görkemli bir kutlama kararı aldık.
Urfa'daki dostlarımızı orada bırakarak biz gurbettekiler vedalaşarak ayrıldık.
Ev sahiplikleri ve misafirperverlikleri için;Fethi Altıparmak,Enver Akkaya,Ömer İrfan Alataş,Harun Ateşsal ve isimlerini yazamadığım
arkadaşlarıma teşekkür ederim.
1972 yılında yüksek tahsil için Urfa'dan ayrıldığımızda,şehrimizin nüfusu 60 bin civarındaydı.
Herkes herkesi tanırdı.Kim nerde otururdu, bilinirdi.Herkesin kendine göre bir arkadaş grubu vardı.
Kavgalarımız ya mahalle maçı için ya da kız arkadaşlar için olurdu.
Kız arkadaşların haberi bile olmazdı !
Hocalarımızla samimi ama saygılı idik.
Okulda haylaz ama derslerde başarılı idik.
Kendi aramızda cıvıl cıvıl ama dışarıda saygı ve hürmette kusur işlemez idik.
Şehrimizin kendine özgü bir yaşantısı vardı.
Büyüklerimizin ağırbaşlı vakur duruşları...
Hocalarımızın içten çırpınışları...
Hata yapıldığı zaman bizden yaşça büyük abilerin bir başka bakışları...
Lolazlı,palzalı,ezmeli ve şekerli kahkeleri ile kayıntılar...
Bayrak maçları,sinema günleri ve olmazsa olmaz ikindi-akşam serinliğindeki gezintiler.
İşte o 60 bin nüfusun bir ferdi olmanın farklılığını yeni yeni anlamaya başladım.
Bize sunulan ve yaşatılan hava o şehrin "kültürü" imiş.
"Şehir kültürü"
O gün,Urfa'da !
Urfa şehir kültürü ile büyümenin hazzını yaşadım.
Bir hafta boyu dostlarımla hasret giderirken...Lise buluşma gecesinde bulunurken...
Büyüdüğüm zuvaklarda dolaşırken...Kutsal mekanlarda dua ederken...Büyüklerimi ziyaret ederken...
Aşağı çarşıda gezinirken...Döğmeç yerken...Taziye yaparken...Hayatlı eski Urfa evlerinde dostlarımla hoyrat çekerken...
Bir şeyi...Bir şeyleri fark ettim.
Ağzımla o lezzeti tattım..
Kulaklarımla işittim...
Gözlerimle gördüm...
Burnumla o kokuyu kokladım...
Beynimle hissettim...
Beni büyüten o kültürmüş !
Beni yaşatan o kültürmüş !
Beni Urfa'ya sevdalandıran da o kültürmüş !
Aslında...
Ben Urfa’yı özlemiyormuşum...
Ben "URFA'NIN ŞEHİR KÜLTÜRÜNÜ"
Özlüyormuşum...

YORUMLAR

  • 0 Yorum