Mehmet Recep Uğur

Mehmet Recep Uğur

AYDIN

15 Ocak 2016 - 14:02

Bugün sosyal medyada  iki güzel  paylaşım  gözüme çarptı ve güncelliklerinden dolayı da ilgimi çekti…

                Biri  Cemil Meriçin  ‘Vatan haininden aydın olmaz.  sözü idi ki güncel olarak 1,100 küsur akademisyenin  yaptığı açıklama  bir diğeri de  Nazım Hikmetten   ‘Nasıl öfkelenmem ,düşündükçe memleketimi?  Çırpınıyor ayakları altında bir avuç hergelenin…  mısraları idi ki bu da yine ülkemizin son aylarda sürüklenmek istendiği kaos ve hep beraber yaşadıklarımızla ilgili çok güzel bir ifade idi…

                Yalnız bu iki ifade birden gözümde  ilginç bir tablo oluşturdu.İlginç olan şuydu ki  Nazım Hikmet  de yaşadığı dönemde  sistem tarafından ‘vatan haini ilan edilmişti. Daha sonra aklıma bizzat bizim yaşayarak gördüğümüz Ahmet Kaya geldi. Evet  Ahmet Kayada ‘vatan haini ilan edilmişti bir ara ki bir ara maalesef böyleydi... Şiir yazan, şarkı söyleyen, kitap yazan  veya düşünen pek çok kimse pervasızca vatan haini ilan edilebiliyordu bir ara…

                Şimdi buradan güncel konular üzerinden söz konusu açıklamayı yapan akademisyenler belki de üzerlerine alınacaklar. Ama işin rengi öyle değil… Yani aydın kimliği de tabii  bir sorumluluk taşımalı bence; doğal olarak kendine aydın diyenler  düşünceye, şiire,şarkıya,sanata yakın olmalı ancak bir o kadar da şiddete, kaosa karşı olmalı yani bu dengeyi kuramadığınız zaman aydın ifadesi göreceli bir kavrama dönüşmez mi ? Aydın ifadesi aydınlıktan gelir ve zıttı da karanlıktır. Yani aydınlık azaldıkça karanlık başlar, karanlık çoğaldıkça da aydınlık azalır ve yok olur… Yok olma tehlikesi ve tehdidine karşı aydınlık savunucuları, aydınlığın sahipleri yani aydınlar elbette ki bir önlem almalıdırlar… Ülke üzerinde    karanlığın bu kadar hakim olması, bu kadar hüküm sürebilmesi  belki de  aydınların yani aydınlığın sahibi olduğunu  iddia edenlerin bu işin ciddiyetinin farkına varamamalarından olmuştur.   Ve aslında bir gerçek var ki;  her karanlık içinde bir müddet   durduğunuz zaman, ona biraz alıştığınız zaman kendi içinde bir aydınlık oluşturur… Yani her karanlık içindeki  nesnelerin  rengine, parlaklığına, ısılarına, bazen çıkardıkları sese  göre kendince bir aydınlık oluşturur ama bu gerçek bir aydınlık değildir tabii aldatıcı ve yanıltıcı bir aydınlıktır ki aslında gerçek bir  karanlıktır…Yani aydın demekle aydın olunmuyor… Bu ölçülere dikkat edilmediği zaman her karanlığı da kısmen bir aydınlık zannedebiliriz. Karardıkça aydınlandığını düşünmek veya değişik tondaki karanlıklarda farklı aydınlıklar hissetmek mümkün olabilir. Aydın ve aydınlık, neye göre ve kime göre?

                     Aydın vasfının, aydın kimliğinin gereğini  yapmaya çalışmak ve gerçek aydınlığı savunmak tabii ki doğru, adil ve sorumlu bir davranıştır. Yalnız bunun yolu güç sahiplerinin veya yönetme erkinin her yaptığını onaylamak veya alkışlamaktan geçmeyeceği gibi herhalde bu yol  hiçbir zaman şiddet, terör ,kan ve kaostan da  geçmez. Yani  şiddet ve kaosa giden bir yol  aydınlık olamaz ve  böyle bir tavır da gerçek bir aydın tavrı…

YORUMLAR

  • 0 Yorum