Mehmet Recep Uğur

Mehmet Recep Uğur

REFORM / ARINÇ

24 Kasım 2020 - 15:10

TBMM Eski Başkanı Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi Bülent Arınç bir televizyon programında iki saat süren açıklamalar yaptı, bana göre çok önemli şeyler söyledi, kendisinin de deyimiyle Doğrucu Davut her zamanki gibi güzel tespitler yaptı ancak gündem benim de eleştirdiğim, katılmadığım son beş dakikadaki açıklamalara kilitlendi. En son Cumhurbaşkanımız da bugün bu konudaki tavrını isim vermeden yapılan açıklamalara tepki olarak belirtmiş oldu. Esas ülke olarak bizim için önemli olan ise kişilerin ne dediğinden öte ihtiyaç duyulan önümüzü açacak reformların bir an önce hayata geçirilebilmesi, ekonomi ve hukuk alanında gerekli adımların atılmasıdır. 
             Sosyal medya çok zalim, daha önce de bazı açıklamalarında hainlikle itham edilen Bülent Arınç yine aynı tepkilere sebep oldu maalesef. Oysa son beş dakikadan önce çok olumlu, doğru ve gündemdeki reform beklentilerine uygun şeyler söylemişti, bunların hiç biri maalesef gündem olmadı. Gelen tepkilerdeki yapılan açıklamaları bir bütün olarak ele almayan adaletsizlik karşısında şimdi ben de sormak istiyorum; madem her şey bu kadar yolunda o zaman reform beklentileri neden veya niye ekonomide güven ortamı oluşturmaktan, hukuk ve demokrasi reformundan bahsediliyor? İktidar aynı, Ekonomi Bakanı ve Merkez Bankası dışında yeni bir görevlendirme de yapılmadı o zaman reform söylemleriyle piyasada oluşturulmak istenen olumlu hava neden? 
           Arınç'ın açıklamalarının gündemde nabız yoklaması olduğunu söyleyenler de var ancak ister nabız yoklaması ister şahsi fikirleri olsun Ak Parti'nin 2002 / 2012 arası kodlarına dönmesi, 2012' den sonra yaşanan Gezi Olayları, Mit Krizi, 17-25 Aralık Olayları ve oradan 15 Temmuz Kalkışmasına kadar geçen sürede yaşanan travmaların güvenlikçi politikaları artırdığını ve özgürlükçü politikaları daralttığını ifade etmesi, oysa 2002 / 2012 arası atılan adımlarla içerden ve dışardan çok olumlu tepkiler aldıkları, bir sosyalist parti imiş gibi takdir edildikleri tespitleri çok yerinde ve doğru ifadelerdir. Güvenlikçi politikaların ülkeyi ve hukuk sistemini gerdiği, hakim ve savcıların kararlarında rahat olamadıkları genel bir kanaat. Halk içinde bunun yansımalarını görebiliyoruz. FETÖ davalarında benim kızım, benim oğlum niye ceza aldı diye ah edenler, farklı yerlerde farklı kararlar veya kişiye göre karar alındığı ile ilgili mağduriyet vurgusu yapılıyor, pek çok olayda sosyal medyadaki itirazlar veya baskılar sonrası defalarca tekrarlanan tutuklamalar ve serbest bırakmalar hukuka olan güveni sarsıyor, belediyelerin kamulaştırma gibi davalarında bile devletten yana kararlar artmış durumda, daha önceki kadar vatandaş lehine karar verilmiyor. Tüm bunları göz önüne aldığımızda reform şart diyorsunuz. Yeniden özgürlükçü politikalar oluşturmamız, fikir hürriyetine önem vermemiz, kamuya ve devlete zarar vermeyen düşünceye hak tanımamız hem vatandaşımız için hem ülkedeki güven ortamı için gerekli. Daha sayamadığımız tüm bu sebeplere baktığımızda ki bu saydıklarımızı herkes kendi çevresinde, ailesinde, ilinde, ilçesinde yakinen görebiliyor demek ki Sayın Arınç çok yanlış konuşmamış ve haksız da değilmiş.
             Gelelim Sayın Bülent Arınç'ın bana göre de haksız olduğu yere... Reformları isimler üzerinden konuşmak bana göre yanlış ancak Kavala ve Demirtaş davalarındaki üsul hatalarına değinmesi haklı görülebilir, zaten Sayın Arınç'ta suçsuzlar veya beraat etsinler demedi sadece usul hatalarından bahsetti ki bu da hukukçuların işi ve kendisi de bir hukukçu. Demirtaş'ın Devran kitabı ve Ayhan Bilgen'in kitaplarını da okumuş olabilir bu da entellektüel bir konu yani " Bakalım ne anlatıyorlar " demiş olmak okumayı seven insanlar için hiç de garipsenecek bir konu değil ancak terör meselesinde Kürt vatandaşlarımıza neler yapılmış, niçin dağa çıkmışlar gibi ifadelerle bunları olumlamaya çalışmak Sayın Arınç'a yakışmadı. Bu tespitler bundan yaklaşık 25-30 sene evvel terör meselesine yaklaşırken yapılan tespitler ve aradan çok zaman geçti ve geçen zamanda çok şeyler değişti; bir sefer o zaman ki şartlarda Türkiye'de Kürtçe şarkılar ve kasetler bile yasaktı, dilden kıyafete varan örf ve ananeyi rencide eden daha doğrusu Kürt kimliğini reddeden bir devlet bakışı vardı oysa atılan adımlarla şimdi bunlardan bahsetmek mümkün değil, devlet her meselede bölge halkınının yanında camide, çarşıda, pazarda elele halkıyla beraber ayrıca Çözüm Süreci denen bir süreç yaşadı bu millet ve bu millet olarak gördü ki terörü bitirmek küresel hesaplara bağlı yani terörü destekleyenler bile bu konuda fazla bir irade gösteremiyor, terör küresel hesapların piyonu konumunda  ve piyonlar iradelerini para, silah ve çeşitli bedeller karşılığında küresel emperyalizme teslim etmiş durumdalar.  Evet bu konu yaşadığımız zamanın internet ve iletişim şartlarında her zamankinden daha bariz bir şekilde ortada yani terörün Türkiye'de sosyal bir altyapısı olduğundan bahsetmek artık çok zor, sosyal altyapısı olmayınca insan kaynağı açısından da artık Türkiye terörde eski konumunda değil daha çok çaresiz insanların olduğu Suriye terörün yeni insan kaynağı konumunda. Ayrıca Kobani olayları, 6-8 Ekim sokak olaylarında hayatını kaybeden vatandaşlarımız ve bu kayıplarımızın sembol ismi Yasin Börü ve arkadaşları görmezden gelinerek böyle bir duyarlılık göstermek hiç de doğru değil. Geldiğimiz noktada terörle mücadelede alınan mesafe, gelişen Milli Savunma teknolojisi, İHA ve SİHA üstünlüğü ile çok iyi konumda, tabiri caizse kafalarını inlerinden çıkaramayacak durumdalar. Tüm bunlardan bahsetmeden teröre 30 yıllık tespitlerle yaklaşmak tabii ki doğru olmaz ve gerçek niyeti bu olmasa da Sayın Bülent Arınç maalesef bu konudaki eleştirileri üzerine çekmiştir yalnız açıklamalarına bütün olarak baktığımızda diğer tespitlerinin çoğuna katıldığımı söyleyebilirim, doğru ve dikkate alınması gerekir diye düşünüyorum.

YORUMLAR

  • 0 Yorum