Karadeniz’in batısında yer alan ve Türkiye’nin en önemli taşkömürü havzalarından biri olarak bilinen Zonguldak’ın adı, yıllardır hem tarihçiler hem de dil araştırmacıları tarafından merak ediliyor. Şehrin isminin nereden geldiğine dair farklı görüşler bulunurken, ortak kanaat bölgenin tarihsel ve coğrafi yapısının bu isim üzerinde etkili olduğu yönünde şekilleniyor. Osmanlı döneminden Cumhuriyet’e uzanan süreçte çeşitli kültürlerin izini taşıyan kent, yalnızca madenleriyle değil, adının kökeniyle de dikkat çekiyor.
Zonguldak Adının Etimolojik Yorumu
Zonguldak isminin kökenine ilişkin en yaygın görüşlerden biri, kelimenin eski yerel ifadelerden türediği yönünde. Bazı araştırmacılar, bölgede eskiden kullanılan “Zongalık” ya da “Zunguldak” benzeri telaffuzların zamanla bugünkü halini aldığını ifade ediyor. Dil bilimciler, kelimenin başındaki “Zon” ya da “Zong” hecesinin yerel ağızlardan geldiğini ve bölgenin doğal yapısını tanımlayan bir anlam taşıdığını öne sürüyor.
Bir diğer görüş ise ismin Fransızca kökenli olabileceğini savunuyor. 19. yüzyılda bölgede kömür işletmeciliğinde yabancı şirketlerin etkili olduğu biliniyor. Bu dönemde Fransız mühendis ve yatırımcıların kullandığı bazı terimlerin zamanla yerel halk arasında farklı biçimlerde telaffuz edilerek kalıcı hale geldiği belirtiliyor. Ancak bu teori kesin belgelerle doğrulanmış değil.
Osmanlı Döneminde Bölgenin Adı
Osmanlı arşiv kayıtlarında bölgenin adının farklı biçimlerde geçtiği görülüyor. 19. yüzyılın ortalarına kadar bugünkü Zonguldak merkezinin küçük bir yerleşim yeri olduğu biliniyor. Taşkömürünün keşfiyle birlikte bölge hızla gelişmeye başladı. Bu dönemde yerleşim yerinin adı resmi kayıtlarda giderek daha sık kullanılmaya başlandı.
Osmanlı döneminde kömür havzasının önem kazanmasıyla birlikte idari yapılanma da değişti. Zonguldak, maden ocaklarının açılması ve liman faaliyetlerinin artmasıyla kısa sürede bölgenin ekonomik merkezi haline geldi. İsmin bu süreçte resmiyet kazandığı düşünülüyor.
Taşkömürü ve Şehrin Kimliği
Zonguldak denildiğinde akla ilk gelen unsur taşkömürü oluyor. 1840’lı yıllarda kömür rezervlerinin bulunması, kentin kaderini değiştirdi. Maden ocaklarının açılmasıyla birlikte Anadolu’nun farklı bölgelerinden işçiler buraya göç etti. Bu göç dalgası, kentin kültürel yapısını da şekillendirdi.
Şehir zamanla Türkiye’nin sanayi tarihinde önemli bir yer edindi. Kömür üretimi sayesinde demir-çelik sanayisinin temelleri atıldı ve bölge stratejik bir merkez haline geldi. Bu ekonomik dönüşüm, kentin adının ulusal ölçekte bilinirliğini artırdı. Zonguldak adı, zamanla yalnızca bir yerleşim birimini değil, bir sanayi geleneğini de temsil etmeye başladı.
Cumhuriyet Döneminde Resmi Kimlik
Cumhuriyet’in ilanından sonra Zonguldak, hızla gelişen şehirlerden biri oldu. 1920’li ve 1930’lu yıllarda yapılan yatırımlar, kentin idari ve ekonomik yapısını güçlendirdi. Zonguldak, bir süre vilayet merkezi olarak bölgesel yönetimde önemli rol üstlendi.
Resmi belgelerde ve haritalarda ismin bugünkü yazımıyla yer alması, Cumhuriyet döneminde kesinlik kazandı. Böylece kentin adı hem idari hem de kültürel anlamda kalıcı bir kimlik edindi.
Efsaneler ve Halk Anlatıları
Zonguldak ismiyle ilgili halk arasında dolaşan bazı efsaneler de bulunuyor. Kimi anlatımlara göre bölgedeki yoğun ormanlık alanlar ve sarp kayalıklar nedeniyle yerel halk farklı betimlemeler kullanmış, bu ifadeler zamanla bugünkü isme dönüşmüş. Bazı rivayetlerde ise bölgede yaşayan eski toplulukların kullandığı kelimelerin zamanla değişime uğradığı belirtiliyor.
Her ne kadar kesin bir belgeye dayalı tek bir açıklama bulunmasa da tarihsel kayıtlar, dil araştırmaları ve yerel anlatımlar birlikte değerlendirildiğinde Zonguldak adının uzun bir kültürel birikimin ürünü olduğu görülüyor. Kent, hem doğal kaynakları hem de tarihi geçmişiyle Karadeniz’in önemli merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor.
Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım