Türkiye’nin başkenti olmasına rağmen Ankara, ilçeler arasında belirgin sosyoekonomik farkların yaşandığı şehirlerin başında geliyor. Kent merkezinde yer alan bazı ilçeler yüksek gelir düzeyi, gelişmiş ulaşım ağı ve yoğun kamu yatırımlarıyla öne çıkarken, bazı ilçeler ise altyapı eksiklikleri, sınırlı istihdam olanakları ve görece düşük yaşam standartları nedeniyle geri planda kalıyor. Bu tablo, “Ankara’nın en geri kalmış ilçesi hangisi” sorusunun sıkça gündeme gelmesine neden oluyor.
Gelişmişlik kriterleri nasıl değerlendiriliyor
Bir ilçenin gelişmişlik düzeyini belirlerken yalnızca gelir seviyesi değil, birçok farklı unsur dikkate alınıyor. Eğitim olanakları, sağlık hizmetlerine erişim, ulaşım altyapısı, sanayi ve ticaret hacmi, konut kalitesi ve sosyal yaşam imkanları bu kriterlerin başında geliyor. Ankara özelinde bakıldığında merkez ilçeler ile kentin çevresinde yer alan ilçeler arasında bu alanlarda ciddi farklar bulunuyor. Özellikle merkeze uzaklık ve yatırım yoğunluğu, ilçelerin gelişmişlik sıralamasında belirleyici rol oynuyor.
Merkez ilçelerle çevre ilçeler arasındaki uçurum
Ankara’nın Çankaya, Yenimahalle ve Keçiören gibi merkez ilçeleri; üniversiteler, hastaneler, kamu kurumları ve gelişmiş ulaşım ağları sayesinde yüksek bir gelişmişlik seviyesine sahip. Buna karşın kentin güneydoğu ve doğu kesimlerinde yer alan bazı ilçeler, aynı imkânlara ulaşmakta zorlanıyor. Bu ilçelerde hem kamu yatırımlarının sınırlı olması hem de özel sektörün yeterince gelişmemesi, ekonomik ve sosyal yapıyı doğrudan etkiliyor.
Şereflikoçhisar uzun süredir gündemde
Ankara’nın en geri kalmış ilçeleri tartışılırken en sık adı geçen yerlerden biri Şereflikoçhisar oluyor. Tuz Gölü’ne yakın konumuna rağmen ilçede sanayi ve ticaret faaliyetlerinin sınırlı olması, istihdam imkanlarını daraltıyor. Tarım ve hayvancılığa dayalı ekonomik yapı, modern yatırımların eksikliği nedeniyle yeterince büyüyemiyor. Genç nüfusun büyük bölümü iş ve eğitim olanakları için ilçe dışına göç ediyor. Bu durum, ilçenin sosyoekonomik yapısının zayıflamasına yol açıyor.
Bala ve Evren benzer sorunlarla karşı karşıya
Geri kalmışlık tartışmalarında adı geçen bir diğer ilçe Bala olarak öne çıkıyor. Bala’da da tarım ağırlıklı bir ekonomi hakim ve sanayi yatırımları oldukça sınırlı. Eğitim ve sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan zorluklar, ilçenin gelişimini yavaşlatan faktörler arasında yer alıyor. Benzer şekilde Evren, nüfus yoğunluğunun düşük olması ve ekonomik çeşitliliğin yetersizliği nedeniyle geri kalmışlık algısının güçlü olduğu ilçelerden biri olarak değerlendiriliyor.
Göç ve yatırım eksikliği belirleyici oluyor
Bu ilçelerde ortak sorunların başında göç geliyor. Özellikle genç nüfusun Ankara merkezine veya diğer büyük şehirlere yönelmesi, ilçelerin insan kaynağını zayıflatıyor. Yatırımcılar açısından cazibenin düşük olması da bu süreci hızlandırıyor. Altyapı projelerinin sınırlı kalması, ulaşım seçeneklerinin kısıtlı olması ve sosyal yaşam alanlarının yetersizliği, bu ilçelerin geri kalmışlık algısını pekiştiriyor.
Son yıllarda atılan adımlar yeterli mi
Ankara’nın geri kalmış ilçeleri için son yıllarda bazı kalkınma projeleri ve teşvik paketleri gündeme geldi. Tarım destekleri, küçük ölçekli sanayi yatırımları ve kırsal kalkınma projeleriyle bu bölgelerin canlandırılması hedefleniyor. Ancak uzmanlar, bu adımların kısa vadede sınırlı etki yarattığını ve uzun vadeli, planlı yatırımların şart olduğunu vurguluyor. Özellikle ulaşım ağlarının güçlendirilmesi ve eğitim olanaklarının artırılması, bu ilçelerin kaderini değiştirebilecek temel unsurlar arasında görülüyor.
Ankara’nın tek bir geri kalmış ilçesi yok
Uzman değerlendirmelerine göre Ankara’da “en geri kalmış ilçe” tanımını tek bir yer için yapmak zor. Şereflikoçhisar, Bala ve Evren gibi ilçeler farklı alanlarda benzer sorunlar yaşıyor. Kimisi ekonomik açıdan, kimisi sosyal imkanlar bakımından geri planda kalıyor. Bu nedenle Ankara’daki geri kalmışlık sorunu, ilçe bazlı değil, bütüncül bir planlama ve yatırım yaklaşımıyla ele alınması gereken bir konu olarak öne çıkıyor.
Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım




