Bakan Göktaş, 15 yaş altı çocuklara yönelik sosyal medya kısıtlaması düzenlemesine ilişkin soru üzerine, 2024 yılından bu yana bu konu üzerinde çalıştıklarını, Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Eylem Planı'nın en önemli başlıklarından birinin de dijital çağda aileyi korumak ve güçlendirmek olduğunu belirtti.
Göktaş, "Bir yandan ailelerde dijital okuryazarlık farkındalığı oluşturmayı hedefliyoruz ancak diğer yandan çocuklarımızı algoritmaların, büyük şirketlerin, dijital ve teknoloji şirketlerinin insafına bırakmayacağız. Zira onların bu ortamlarda aslında para kazandıklarını ve çocuklarımız üzerinden çok ciddi kar elde ettiklerini çok iyi biliyoruz." dedi.
Çocukların, özellikle oyun oynarken daha karanlık, daha güçlü, elinde silah bulunduran karakterleri tercih ettiklerini ve zaman zaman kendilerini gerçek dünyada da onunla bağdaştırdığını söylediklerini kaydeden Bakan Göktaş, bunun çok önemli ve çok çarpıcı olduğuna dikkat çekti.
DİJİTAL AYAK İZİ VURGUSU
Ekran süresinin hızla arttığına işaret eden Bakan Göktaş; çocukların sosyal medyaya giriş yaşının 6'ya kadar düştüğünü belirtti.
Dijital ayak izine değinen Göktaş, "Dijital ayak izini çok ihmal ediyoruz. Önümüzdeki yıllarda 15 yaş altındaki çocukların, küçük yaştaki çocukların sadece belli paylaşımları yaptıklarından dolayı önümüzdeki yıllarda karşılarında farklı farklı davalar çıkabilir. Ve bunu aslında görünmez bir yüzü fakat biz bu anda şu anda görüyoruz, bizim karşımıza geliyor bu davalar. 14 yaşındaki çocukların sosyal medya üzerinden yaptıkları paylaşımlardan dolayı 17-18 yaşlarında karşılarına çıkıyor ve aslında hayatlarını zor durumda bırakabilecek kararlar, bazı hukuki sonuçlarla karşılaşabilirler. Bunlar da çok tehlikeli. Ebeveynler bunun farkında olması lazım." dedi. "Amacımız denetlemek ve çocuklara daha güvenli bir dijital ortam sağlamak"
Bakan Göktaş, dünyada da benzer düzenlemelerin gündemde olduğunu vurgulayarak, "Avrupa Birliği şu anda önemli düzenlemeler hayata geçirdi. Avustralya ilk ülke, Fransa, İspanya... Biz Avustralya'nın raporunu aldık. Bu raporda eksik olan taraflarını gördük. Dolayısıyla biz kendi ülkemize özgü bir model gerçekleştirdik. 15 yaş altı sosyal medya düzenlemesiyle sosyal ağ sağlayıcılara yaş doğrulama sistemi getiriyoruz. 1 milyondan fazla kullanıcı varsa özellikle bir temsilci bulundurulmasını istiyoruz. Uygunsuz içeriklerin 1 saat içerisinde kaldırılmasını istiyoruz, aldatıcı reklamların kaldırılmasını istiyoruz, ebeveyn kontrol araçlarının da güçlendirilmesini istiyoruz." diye konuştu.
Oyunlarla ilgili ilk defa bir düzenlemeyi hayata geçirdiklerini belirten Göktaş, şunları kaydetti: "Bu kapsamda oyun platformunun tanımını da eklediğimiz 5651 sayılı kanunumuzla beraber, 100 binden fazla kullanıcısı olan oyunların da Türkiye temsilcisi bulundurmasını istiyoruz. Yaptırımlarımız mevcuttur. Bir yönetmelik çıkacaktır. 6 ay içerisinde bu yönetmelik düzenlemeye geçtiğinde, inşallah tüm Türkiye'de sosyal medya düzenlememiz fiilen hayata geçmiş olacak. Bu düzenleme için 6 aylık bir süre gerekiyor, yani bir yönetmelik çıkması gerekiyor. Yönetmelik çalışmalarında BTK ve Siber Güvenlik dairesinin yanı sıra uzmanlar ve diğer paydaşlar da yer alacak. Biz de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak kendi görüşlerimizi vereceğiz; zira çocuklarımızı korumak aslında bir zorunluluktur. Sadece bizim için değil, aileleri de bu sürecin bir parçası haline getirmemiz lazım. Amacımız denetlemek ve çocuklara daha güvenli bir dijital ortam sağlamaktır. Yani biz burada çocuklarımızın daha güvenli bir dijital ortamda var olmasını ve orada güçlendirilmesini istiyoruz ancak bir bağımlılık oluşacaksa bunun da önüne geçmek istiyoruz. Biz bir norm oluşturuyoruz."
e-Devlet şifresi üzerinden bir yaş doğrulama sistemini hayata geçireceklerini dile getiren Göktaş, 15 yaş üzeri için ayrıştırılmış içerik oluşturma zorunluluğu getirdiklerini hatırlattı.
Böylece, çocukların gelişimine yönelik olumsuz içeriklere karşı bir kalkan oluşturmuş olacaklarını ifade eden Göktaş, "Oyunlarla ilgili önce bir uyarımız olacak. BTK önce uyaracak, akabinde 1-10 milyon lira arası idari para cezası uygulanacak. Yerine getirilmezse, yüzde 50 bant daralması, yine yerine getirilmezse, mahkeme kararıyla yüzde 90 bant daralmasına kadar gidebilecek." diye konuştu.
Türkiye'de 100 bin kullanıcısı olan oyun platformlarının temsilci bulundurmasını istediklerini aktaran Göktaş, şunları kaydetti:
"Amacımız burada yasaklamak değil, denetlemek, bir muhatap bulmak ve kendi hassasiyetlerimizi onlara bildirebilmek. Zira oyunlarda çocuklar zaman zaman kendinden yaşça çok büyük insanlarla etkileşimlerde olabiliyorlar. Biz aslında tehlikenin farkında değiliz. Eskiden tehlike sokaktaydı, dışarılardaydı. Kapıyı kapattığımız anda hepimiz güvenli alanlarda olduğumuzu düşünüyorduk. Fakat şu anda tehlike yanı başımızda ve doğrudan ceplerimizde taşıdığımız cihazlarda. Çocuklarımız orada kimlerle iletişim halinde, kimlerle oyun oynuyor, bunları hiçbir şekilde bilmiyoruz. Çocukların yüzde 10'u yabancı biriyle en az bir kere iletişimde olduğunu ifade ediyor."
GÜVENLİ DİJİTAL ORTAM SAĞLAMAK
Oyunların sosyal ağ sağlayıcılığına yönelik de yaptırımların olduğunu vurgulayan Göktaş, "Fakat orada da cezalar lira bazlı değil. Küresel cirosunun yüzde 3'ü kadar bir cezai yaptırım öngörüyoruz. Amacımız burada çok net. Çocuklarımıza daha güvenli dijital ortam sağlamaktır. Devletin özellikle belirlediği kurallar çerçevesinde bir adım atılmasını sağlamak." ifadesini kullandı.
Bakan Göktaş, VPN konusunda da bir adım attıklarını anlatarak, "Çocuklar bile kendi VPN'lerini düzenleyebiliyorlar. Bunu çok net bir şekilde görüyoruz. Dolayısıyla attığımız adımlar çok kıymetli, araştırılmış ve diğer ülkelerdeki uygulamaları görerek ve izleyerek oluşturduğumuz adımlar." bilgisini paylaştı.
Velilerin, çocuklarını sosyal medyadan korumak için taleplerinin olduğunu kaydeden Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Gittiğim her ilde vatandaşlarımızla bir araya geliyorum. Özellikle Maraş'ta geçtiğimiz haftalarda elim bir olay yaşadık. Cenaze törenlerinde acılı aileler bizden bizzat bunu talep etti. Yani o acısının içinde dedi ki 'lütfen artık çocuklarımızı bu dijital yapılara karşı koruyun'. Bu kapsamda da zaten Meclis'te halihazırda sunduğumuz bir yasal düzenlememiz vardı. Bir farkındalık oluştu. Bir buçuk yıldır bir çalışma gerçekleştirdik. 20 Kasım'da Çocuk Hakları Günü'nde çocuk komitelerimiz var. Onların da çocukları dijital dünyadan korumak adına belli talepleri oldu. Uluslararası zirvemizde çocukları doğrudan bu sürecin paydaşı yaptık. Çocuklarımıza daha güvenli ve uygun içerikler sunan bir dijital ortam sunmak istiyoruz. Dijital çağda yaşıyoruz. Teknolojiyi hayatımızdan çıkarmıyoruz. O dijital ortamı sunmak hepimizin ortak sorumluluğu. Biz devlet olarak sorumluluğumuzu alıyoruz."
AMACIMIZ RİSK ALTINDAKİ ÇOCUKLARI KORUMAK
Dünya genelinde Meta'ya yönelik davalar açıldığını, bu yüzden gelecekte olası sorunların olmaması için çocukları korumak için harekete geçtiklerini aktaran Göktaş, "Dijital ayak izi dediğimiz tehlikenin farkındayız. İleriki dönemlerde davalar açılabilir. Biz de bu davaların önüne geçmek için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz" dedi.
Bakan Göktaş, görevlerinin, çocukların güvenle büyüyeceği, yarınlara güvenle bakabileceği imkanı sağlamak olduğunu belirtti.
Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki okul saldırıları sonrası Bakanlığın alacağı önlemlere değinen Göktaş, şunları paylaştı: “Son elim hadise, çocuklarımızı her türlü şiddetten korumaya yönelik her zaman daha fazla teyakkuzda olmamız gerektiğini gösteriyor. Zira bu faciayı gerçekleştiren çocuk, baktığımız zaman klasik bir suç profili değil. İyi eğitimli bir ailede eğitim almış, anne, babanın evinde büyümüş, okul devamsızlığı olmayan bir çocuk. Fakat rehber öğretmen de aileyle bir iletişim kurmuş. Çocuklarına yönelik belli tedbirlerin alınmasıyla ilgili uyarılarda bulunmasına rağmen aile bu konuya duyarsız kalmış. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta karşılaştığımız olaylarla ilgili uzun zamandır çalıştığımız bir sosyal risk haritamız var. Amacımız, her haneye içerik bazlı uygun tedbirlerle özellikle risk altında olan çocuklarımızı korumak ve o kapsamda önlemler almak.”



