Sosyal güvenlik sisteminde uzun yıllardır çözüm bekleyen ve özellikle tarım sektöründe çalışan binlerce vatandaşı yakından ilgilendiren büyük bir mağduriyet, en üst yargı organının verdiği tarihi kararla ortadan kalktı. Geçmiş dönemlerde tarlasında ürettiği mahsulü satarken yasal kesintileri yapılan ancak aracı kurumların ihmalleri nedeniyle sigorta başlangıçları yapılmayan çiftçiler için yepyeni bir hukuki dönem başladı. Yargıtay tarafından tescillenen bu yeni uygulama, Emeklilikte Yaşa Takılanlar düzenlemesi kapsamında olan fakat prim engeline takılan çok sayıda tarım işçisine doğrudan emeklilik yolunu açarak çalışma hayatında büyük bir yankı uyandırdı.
Uzun yıllar boyunca toprağını işleyerek geçimini sağlayan ve üretim sürecinde devletin belirlediği kurallara uygun şekilde vergi veya prim kesintisine tabi tutulan vatandaşlar, aracı şirketlerin bu tutarları resmi kurumlara aktarmaması sebebiyle hak kaybına uğruyordu. Yeni hukuki süreçle birlikte, geçmişte yapılan bu hataların faturası artık emekçiye kesilmeyecek ve vatandaşların ellerindeki belgeler hak sahipliği için yeterli kabul edilecek. Bu gelişme, sosyal devlet ilkesinin bir gereği olarak vatandaşın hakkını koruma altına alırken, kırsal kesimde üretim yapan yüz binlerce ailenin de geleceğe daha güvenle bakmasını sağlayacak finansal bir rahatlama dalgası yarattı.
Hukuk Mücadelesi Zaferle Sonuçlandı
Yıllar önce pamuk satışı gerçekleştiren bir üreticinin, kendisinden kesilen prim tutarlarının resmi kayıtlarda görünmemesi üzerine başlattığı bireysel hukuk mücadelesi, zaman içinde toplumsal bir hak arayışına dönüştü. Satış esnasında adına düzenlenen makbuzları titizlikle saklayan tarım işçisi, sigorta başlangıç tarihinin fiili satış dönemine çekilmesi talebiyle yerel mahkemelerin kapısını çaldı. İlk derece mahkemelerinde vatandaşın iyi niyetli yaklaşımı ve elindeki belgeler haklı bulunsa da, sosyal güvenlik idaresinin paranın kuruma ulaşmadığı yönündeki teknik itirazları sürecin uzamasına ve üst mahkemelere taşınmasına neden oldu.
İtiraz süreçlerinde üst mahkemelerin kurum lehine kararlar vermesi, benzer durumdaki binlerce üretici arasında büyük bir endişe ve umutsuzluk dalgası yaratmıştı. Ancak davanın en yüksek yargı merciine taşınmasıyla birlikte, adaletin tecellisi noktasında ezber bozan bir yaklaşım sergilenerek sistemin işleyişindeki köklü bir hata düzeltildi. Yargı organlarının en üst kurulu, hak arayan vatandaşın mağduriyetini haklı bularak alt mahkemelerin verdiği olumsuz kararları tamamen ortadan kaldırdı ve işçi lehine emsal teşkil edecek nihai hükmünü vererek süreci noktaladı.
Sorumluluk Kurumların Denetimindedir
En üst yargı merciinin gerekçeli kararında dikkat çeken en önemli unsur, devletin ve idari kurumların denetim yükümlülüğüne yapılan güçlü vurgu oldu. Kararda, tarlada gece gündüz demeden çalışan sıradan bir çiftçinin, ürününü sattığı şirketin mali kayıtlarını kontrol etme, onun bir müfettiş gibi muhasebe hesaplarını denetleme ya da parayı kuruma aktarıp aktarmadığını takip etme gibi bir görevinin bulunmadığı açıkça ifade edildi. Bu sorumluluğun tamamen kamusal gücü elinde bulunduran ve piyasayı denetlemekle görevli olan idari mekanizmalara ait olduğu hukuki bir dille netleştirildi.
Yargının bu yaklaşımı, ticari faaliyet yürüten aracı firmaların veya tüccarların usulsüzlüklerinin ya da ihmallerinin cezasının dürüst vatandaşa yüklenemeyeceğini bir kez daha kanıtlamış oldu. Sosyal güvenlik kurumlarının kendi alacaklarını takip etme noktasında daha etkin olması gerektiği belirtilirken, idarenin kendi iç işleyişindeki veya denetimindeki eksiklikleri vatandaşa bir hak kaybı olarak yansıtamayacağı hükme bağlandı. Böylece, sistemin yarattığı açıklar nedeniyle yıllarca emeklilik hayali kuran ancak kapıdan çevrilen tarım emekçilerinin hakları üst mahkeme güvencesiyle koruma altına alındı.
Eski Makbuzlar Emeklilik Anahtarı Oldu
Alınan bu büyük kararın ardından, geçmiş yıllarda tarımsal ürün satışı yapmış ve elinde o döneme ait resmi kesinti makbuzu bulunan herkes için erken emeklilik hakkı resmen doğmuş oldu. Vatandaşlar artık aracı kurumların geçmişteki hatalarına veya paranın devlet kasasına fiilen girip girmediğine bakılmaksızın, sadece elindeki yazılı delillerle başvurularını gerçekleştirebilecek. 1999 yılı öncesindeki dönemi kapsayan bu düzenleme sayesinde, ellerindeki sararmış evrakları saklayan binlerce üretici yaş şartına takılmadan doğrudan emeklilik hakkından faydalanma şansını elde edecek.
Bu tarihi adım, sadece geçmişteki mağduriyetleri çözmekle kalmayıp, aynı zamanda tarım sektöründe kayıt dışılığın önlenmesi ve belgeli çalışmanın önemi konusunda da toplumsal bir bilinç oluşturdu. Ülke genelinde on binlerce tarım işçisinin adliyelerde başlattığı veya başlatmayı düşündüğü davalar için tek bir standart getiren bu karar, yargı sisteminin üzerindeki dava yükünü de önemli ölçüde hafifletecek. Gelecek dönemde başvuruların yoğunlaşması beklenirken, resmi kurumların da mahkeme kararına uygun şekilde işlemlerin hızlandırılması için gerekli altyapı çalışmalarına başlaması öngörülüyor.
Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım





