Hindistan’da yaşanan ve tıp dünyasında nadir görülen bir vaka, yıllar sonra ortaya çıkan detaylarıyla yeniden gündeme geldi. Hayatının büyük bölümünü sade bir yaşamla sürdüren bir çiftçinin bedeninde, doğumundan itibaren varlığını koruyan sıra dışı bir durumun yıllar sonra fark edilmesi hem doktorları hem de kamuoyunu şaşkına çevirdi. Yaşananlar, insan vücudunun ne kadar bilinmezle dolu olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Sıradan Bir Hayat Olağanüstü Bir Gerçekle Değişti
Hindistan’ın Nagpur kentinde dünyaya gelen Sanju Bhagat, gençliğinden itibaren tarım işleriyle uğraşarak ailesinin geçimini sağladı. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarında ciddi bir sağlık sorunu yaşamayan Bhagat, uzun süre doktor yüzü görmeden hayatını sürdürdü. Ancak yirmili yaşlarının sonlarına doğru karın bölgesinde başlayan anormal büyüme, çevresindeki insanların dikkatini çekmeye başladı. Başlangıçta bu durum fazla önemsenmedi ve kilo artışı ya da geçici bir rahatsızlık olarak yorumlandı.
Zaman ilerledikçe karın bölgesindeki şişlik belirginleşti ve günlük yaşamı zorlaştırmaya başladı. Fiziksel yük arttıkça Bhagat’ın hareket kabiliyeti azaldı, sırt ağrıları şiddetlendi. Buna rağmen geçim kaygısı ve hastaneye gitmenin getireceği masraflar nedeniyle sağlık kontrolü uzun süre ertelendi. Yıllar boyunca bu durum, hayatının doğal bir parçası hâline geldi.
Acil Müdahale Hayat Kurtardı
1999 yılına gelindiğinde durum kritik bir hâl aldı. Nefes almakta zorlanan Sanju Bhagat, acil olarak Mumbai’de bulunan Tata Memorial Hospital’a sevk edildi. Hastaneye ulaştırıldığında doktorlar, ilk değerlendirmede büyük bir tümörle karşı karşıya olduklarını düşündü. Karın bölgesindeki aşırı şişlik, ciddi bir kitle ihtimalini güçlendiriyordu ve acil ameliyat kararı alındı.
Ameliyat hazırlıkları tümör senaryosu üzerinden yapıldı. Ancak operasyon sırasında yaşananlar, alışılmış tıbbi vakaların çok ötesindeydi. Karın açıldığında önce yoğun miktarda sıvı boşaldı, ardından kemiksi yapılar fark edildi. Bu noktada ameliyathanedeki atmosfer tamamen değişti.
Ameliyatta Ortaya Çıkan Manzara Şaşkınlık Yarattı
Operasyonu yöneten cerrah Ajay Mehta, karşılaşılan yapının klasik bir tümör olmadığını kısa sürede anladı. Karın boşluğunda saç, çene kemiği, dişler ve uzuvlara benzeyen oluşumlar bulunuyordu. Bu görüntü, tıp ekibi için son derece sıra dışıydı. Yapılan incelemelerde bu yapının Sanju Bhagat ile aynı embriyonik kökene sahip olduğu anlaşıldı.
Uzmanlar, ilk etapta kaybolan ikiz sendromu ihtimalini değerlendirdi. Ancak bu vakada durum farklıydı. Çünkü içerideki yapı, erken dönemde yok olmamış, aksine onlarca yıl boyunca Bhagat’ın vücudu içinde gelişimini sürdürmüştü. Tıbbi literatürde son derece nadir görülen “fetus in fetu” olarak adlandırılan durumla karşı karşıya olunduğu netleşti.
Tıp Dünyasında Nadir Görülen Bir Sendrom
Fetus in fetu, ikiz gebelik sırasında embriyoların tam olarak ayrılmaması sonucu ortaya çıkan son derece nadir bir durum olarak biliniyor. Bu sendromda bir embriyo, diğerinin vücudu içinde yaşamını sürdürüyor ve ev sahibi beden, farkında olmadan diğerinin gelişimine olanak tanıyor. Dünya genelinde çok az sayıda kayda geçmiş örnek bulunması, Sanju Bhagat vakasını daha da dikkat çekici hâle getiriyor.
Ameliyat sırasında çıkarılan yapı, yaşamsal fonksiyonlara sahip olmadığı için hayatını sürdüremedi. Sanju Bhagat ise operasyonun ardından hızlı bir iyileşme sürecine girdi. Yıllardır taşıdığı fiziksel yükten kurtulması, yaşam kalitesini gözle görülür şekilde artırdı.
Sessiz Bir Hayattan Tıp Tarihine Uzanan Hikâye
Bu sıra dışı vaka, tıp dünyasında uzun süre tartışıldı ve bilimsel çevrelerde büyük ilgi uyandırdı. Sanju Bhagat ise yaşananların ardından sakin yaşamına geri dönmeyi tercih etti ve ek tıbbi incelemelere sıcak bakmadı. Onun hikâyesi, insan bedeninin hâlâ çözülememiş birçok gizem barındırdığını ve bazen en olağan hayatların bile olağanüstü gerçekler saklayabileceğini ortaya koydu.
Hindistan’da bir çiftçinin bedeninde onlarca yıl boyunca fark edilmeden kalan bu durum, yalnızca tıp literatürüne değil, insanlık tarihine de sıra dışı bir örnek olarak geçti.
Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım



