Başkent Ankara merkezli olarak yürütülen araştırmanın mayıs ayı verileri, temel yaşam maliyetlerindeki tırmanışın hız kesmeden devam ettiğini gösteriyor. Ülkedeki milyonlarca çalışan ve ailenin bütçesini doğrudan ilgilendiren bu veriler, ekonomik dengelerin hane halkı üzerindeki baskısını iyice belirginleştirdi. Özellikle gıda maliyetlerindeki artış hızı, mutfaktaki yangının boyutlarını rakamsal bir netlikle gözler önüne seriyor.
Dört kişilik bir çekirdek ailenin biyolojik olarak varlığını sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesi adına yapması gereken en az gıda harcamasını temsil eden açlık sınırı, bu dönemde otuz beş bin yüz yetmiş dört Türk lirası seviyesine ulaştı. Bu miktar, sadece temel besin maddelerine erişim için zorunlu olan bütçeyi ifade ederken, dar gelirli ailelerin her geçen gün daha büyük bir geçim kıskacına girdiğine işaret ediyor.
Yoksulluk Sınırında Rekor Kırıldı
Hanelerin sadece karınlarını doyurmakla kalmayıp insan onuruna yaraşır bir şekilde yaşayabilmeleri için gereken toplam gelir miktarını gösteren yoksulluk sınırı da tarihi bir eşiği geride bıraktı. Yapılan kapsamlı hesaplamalara göre, gıda bütçesinin yanına barınma, faturalar, giyim, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi kaçınılması imkansız diğer harcamalar eklendiğinde ortaya çıkan fatura 114 bin 560 Türk lirasına fırladı.
Bu devasa tutar, ortalama maaşlarla geçinen ailelerin aylık gelirleri ile giderleri arasındaki uçurumun ne kadar derinleştiğini resmi bir raporla tescillemiş oldu. Bir ailenin kira, elektrik, su ve okul masraflarını karşıladıktan sonra elinde kalan parayla ay sonunu getirmesi her geçen gün imkansız bir denkleme dönüşüyor.
Bekar Çalışanların Yaşam Mücadelesi Büyüyor
Ekonomik kriz ve yüksek enflasyon ortamı sadece geniş aileleri değil, tek başına ayakta kalmaya çalışan bekar işçileri de derinden sarsıyor. Herhangi bir aile sorumluluğu bulunmayan, tek bir bireyin payına düşen asgari yaşama maliyeti, mayıs ayı itibarıyla aylık 45 bin 488 Türk lirası olarak kayıtlara geçti.
Tek başına yaşayan bir çalışanın bile sadece beslenme, mütevazı bir kira ve toplu taşıma gibi en temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için bu seviyede bir gelire ihtiyaç duyması dikkat çekiyor. Mevcut asgari ücret seviyeleri göz önüne alındığında, tek bir kişinin dahi tek başına bir ev geçindirmesi ve sosyal bir hayat sürdürmesi mevcut ekonomik şartlarda imkansız hale geliyor.
Mutfak Enflasyonundaki Tırmanış Sürüyor
Araştırmanın en çarpıcı bölümlerinden birini oluşturan gıda enflasyonu verileri, çarşı ve pazardaki fiyat artışlarının hız kesmediğini net şekilde belgeliyor. Ankara genelinde izlenen tüketici fiyatları üzerinden yapılan analize göre, mutfak bütçesindeki bir önceki aya kıyasla yaşanan net artış oranı yüzde bir virgül yetmiş seviyesinde gerçekleşti.
Kısa vadeli bu yükseliş ilk bakışta küçük görünse de, halkın günlük yaşamında hissettiği pahalılığı sürekli kılan birikimli bir etki yaratıyor. Ailelerin market arabalarını doldururken maruz kaldığı bu sürekli fiyat değişimleri, maaşların alım gücünü henüz ayın ilk haftasında eritip bitiriyor.
Yıllık Ortalama Artış Yüzde Kırkı Aşmış Durumda
Gıda fiyatlarındaki uzun vadeli seyir incelendiğinde ise tablonun ciddiyeti daha net anlaşılıyor; nitekim son on iki aylık döneme yayılan gıda enflasyonundaki değişim oranı yüzde kırk virgül 18 olarak hesaplandı. Son bir yıllık ortalama artış trendi ise yüzde kırk virgül 58 bandına yerleşerek yüksek fiyat politikasının kalıcı bir hal aldığını kanıtladı.
Yılın başından bu yana geçen beş aylık süreçte mutfaktaki net değer kaybı ve fiyat artış oranı ise yüzde 16,69 olarak ölçüldü. Bu veriler ışığında, ücretli çalışanların gelirlerinin enflasyon karşısında hızla eridiği ve harcama kalemleri arasında sürekli olarak kısıntıya gitmek zorunda kaldıkları gerçeği bir kez daha teyit edildi.
Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım




